Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        NEBAHAT Çehre ile Yılmaz Güney'in aşklarını bilmeyen yoktur. Hâlâ onlarla ilgili bir konu geçse, bu dillere destan büyük aşk hakkında bir şeyler bilenler hemen konuşmaya başlar. Çünkü artık böyle aşklar yok denecek kadar az. Geçtiğimiz hafta Ezel'de de Yılmaz Güney ve Nebahat Çehre aşkına atıfta bulunulmuş. Tuncel Kurtiz'in Yılmaz Güney'in en iyi dostu olduğunu bilenler bilir. Ezel'de de Ramiz Karaeski'nin aşkı Selma Hünel'in başına rakı bardağını koyup tabancasıyla ateş ettiği sahnede eski dostunu ve aşkını andı Tuncel Kurtiz. Yani o sahne Yılmaz Güney'in 70'li yıllarda Nebahat Çehre'ye aşkının kanıtı bir hareketmiş. "Vay be" dedirtecek kadar duygulu ve cesaret isteyen özel bir an. Ne yalan söyleyeyim, geçtiğimiz sene kaçırmadığım Ezel'i bu sezon hiç izlemiyorum. Ama bu sahneyi duyunca görmek için internetten bulup izledim. Müthiş olmuş. Hem duygusal, hem cesur... Artık f ne böyle erkekler, ne de kadınlar var. Hangi kadın başına bardak koyup sevgilisinin kendisine doğrulttuğu tabancasının karşısına geçer bilinmez ama ben hiç düşünmeden yapardım. Kadın eğer gerçekten sevilip sahiplenildiğini hissederse her şeyi göze alır. Tıpkı Nebahat Çehre gibi... O yıllarda Yılmaz Güney ile yaşadığı cesur aşkıyla bunu zaten hepimize kanıtlamıştı Nebahat Çehre. Bir kez daha kendisine saygı duydum...

        Meraklısına Ferdi Özbeğen başlıyor

        BU yazıyı yazarken, "Ne çabuk geçmiş bir sene" demekten kendimi alamadım. Çünkü bir sene önce de Larespark Hotel'in önünde kurulan kocaman yılbaşı ağaçlarından bahsetmiştim. Yolumu uzatıyorum sırf o güzel ağaçların oradan geçmek için. O yanan sönen ışıkların ve güzel ağacın yanından geçerken hayallere dalıyorum. Evet evet, ben kesinlikle yılbaşı süslerini çok seviyorum. Keşke her zaman, her yer ışıl ışıl olsa... Işıl ışıl demişken kiminle karşılaşsam Ferdi Özbeğen'in ne zaman Portofino Stage'de programa başlayacağını soruyor. Evet bekleyin, çok az kaldı. Larespark Hotel'in içinde bulunan Portofino Stage'de dört yıldır sahneye çıkan Özbeğen 8 Ocak itibariyle yeniden sahnede olacak. Meraklılara duyurulur! Şimdiden rezervasyonunuzu yaptırın derim, çünkü program haftada sadece bir gün olacakmış.

        Performans sonrası bitmeyen geyikler

        ŞÜKRAN Moral'in 'Amemus' adlı performansını izleyen 147 kişiden biri olup Türkiye' de yapılan bir ilke şahit olunca kiminle karşılaşsam başlıyorlar geyiklere... En çok da "Hadi onlar sevişti de siz ne yaptınız?" sorusu geliyor. Allah allah, ne yapacağız ki? Karşımızdaki iki kişi sanat için bize bir şey anlatmaya çalışırken biz de o mesajı almaya çalışıyorduk... Neyse, "Yatak büyük müydü, müzik çalıyor muydu, karanlık mıydı, üstlerinde ne vardı, hiç ara vermediler mi, şunu yaptılar mı, bunu yaptılar mı" gibi meraklı sorularla konu hâlâ en baş köşede sıcaklığını koruyor. Sanırım Şükran Moral'in de istediği buydu. "Beğenmeyen tükürebilir" dese de, amacına ulaştı diye düşünüyorum. İnanın herkes, her yerde bu olayı konuşuyor.

        SİZ UYURKEN

        ■CİTYS SİNEMA, 00.30'DA, yanımda oturan bir çift, kumrulargibiydi. Adam arada mısıraldı. Filmin başlamasını beklerken, "Birsana, bir bana" diyereksevgilisine mısır yedirdi.

        ■ CORIDOR, 03.00'TE bir adam merdivenin en başında oturmuş, kafasını da duvara yaslamış uyuyordu. Elinde de bira şişesi vardı. Arkadaşları da onun fotoğraflarını çekiyordu...

        ■ NEVİZADE, 02.00'DE bir kız koşuyordu. O kadar hızlı koşuyorki, belli ki birinden kaçıyordu.Sonra arkasından bir adam bağırdı: "Dur, tamam söz! Seni istediğin yere götüreceğim." Artık sonunda ne oldu bilemiyoruz, ama herkes bir fikir yürüttü.

        Herkes bunları konuşuyor

        ■ Bu hafta birçok köşe yazarı sert bir dille Yavuz Turgul'u, yani 'Av Mevsimi'ni eleştirdi. Üstelik birçoğu da film eleştirmeni değildi. Tamam, tabii ki eleştirilecek. Herkes iyi eleştirmek, beğenmek zorunda da değil. Ancak, filmin sonunu yazmak seyirciye saygısızlık değil midir? Bunu yapan yazarlar da çok hoş karşılanmadı.

        ■ Evet evet, sanırım her şeyde bir kötülük arıyoruz. Mesela Elle Dergisi'ne poz veren Tarkan'ın kılları da birçoklarının acımasız sözlerine maruz kaldı. Adam poz verse bir dert, vermese daha çok dert. Kılsız olsa bu sefer de "Gay" sözleri havada uçuşur. Ben yazarlarımıza biraz yoga ve pi lates öneriyorum. Ebru Şallı Tan tüm yazarları toplayıp özel pilates dersi verse güzel olmaz mı?

        ■ Cem Adnan'ın 'Kayıp Çocuk Masalları çalışmasının kapağındaki pozunu görür görmez Bengü'nün geçtiğimiz yıl çıkardığı 'İki Melek' adlı albümünün kapağı geldi aklıma. Hani Mehmet Turgut'un çektiği iki Bengü fotoğrafı. Tabii Cem Adrian'ın dudakları birbirine daha yakın, Bengü'nün o kadar değildi.

        Diğer Yazılar