Sibel Can'ı görünce ŞOKE OLACAKSINIZ
Sibel Can’ı görünce şoke olacaksınız! Hiç üşenmeyin, arşivlere girin bakın. Sibel Can, bu yıl ya kilolarıyla ya da boşanma haberleriyle gündeme gelmiş. Neyse, bu haberlerden o da bıkmış olacak ki, toplamış bavulu Londra’nın yolunu tutmuş. Şimdi Londra’da ve kampta. Geçen gün konuştum. Hatta bir ara görüntülü telefon ile görüntüsünü gösterdi ama çok değil. Sibel Can tam tamına 15 kilo vermiş. Hedefi 10 kilo daha vermekmiş. 10 kilo daha verdikten sonra ortaya çıkacakmış. Zaten ocak ayında yeni albüm çıkarıyor. Yeni görüntüsü ile herkesi şoke edecek, benden söylemesi. Yani bu sefer de zayıflığıyla konuşturacak. Ben gözlerime inanamadım. Gerçekten ilk önce tanıyamadım. Küçücük ve incecik kalmış. Sürekli spor yapıp, yediklerine içtiklerine dikkat ediyormuş. Ve özellikle kabak çorbasını çok sık tüketiyormuş. Vallahi çok iyi yapmış, çünkü son zamanlarda ipin ucunu fazlasıyla kaçırmıştı sanırım. Ya tamam, biz onu kilolarıyla da seviyoruz ama zayıf hali daha güzel. Şimdi daha sağlıklı ve daha fit olmuş. Fıstık gibi görünüyordu. Yani hazır olun, 2011 Sibel Can yılı olacak gibi. Ve sanıyorum yazın yine tangalı bir yakalanmaya daha şahit olacağız. Bence de olalım. Sibel Can, geçtiğimiz yaz meydanı çok boş bırakmıştı.
Paris kadınları yanıyor
Lady Gaga’nın konseri için düştüm Paris yollarına. Konseri çarşamba günü anlatacağım, çünkü gazete basıldığı anda, konser sürüyordu. Neyse Paris tıklım tıklım. Hem Gaga hem de yeni yıl bereketi... Benim dikkatimi Fransız kadınları çekti en çok. Hava buz gibi, kar yağıyor ama onlar incecik çorap ve topuklu ayakkabılarıyla hemen dikkat çekiyorlar. Uzun yıllardır Paris’te yaşayan bir arkadaşım, “Parisli kadınlar hiç üşümez, hatta çıplak ayak bile gezerler” dedi. Üstelik her daim çok şıklar. Ve Paris’te de kimse uyumuyor. Gece gündüz sokaklar tıklım tıklım. En çok Hermes ve Louis Vuitton mağazalarının önü tıklım tıklım. Müşterileri içeriye 10 kişilik gruplar halinde alıyorlar. Laduree pastanesinin önünde ise hiç bitmeyen bir kuyruk var. Macaron almak için 20 dakika bekleyip içeri girdiğim pastanede saydım sadece bir bölümde 18 kişi çalışıyordu. Bu arada Paris’in her yerinde iki sevgiliyi dakikalarca kimseye aldırış etmeden öpüşürken görebilirsiniz. Bu durumu kıskanacaksanız âşıklar şehri Paris’e sevgilisiz gelmemenizi tavsiye ederim.
Bir kadın aynı masada iki adamı idare etti
Geçen akşam Cihangir Doğa Balık’ta kalabalık bir grupla oturuyoruz. Sohbet sohbeti açtı falan derken, masada iki beyfendinin elinden cep telefonu düşmedi. Meğer ikisi de yeni tanıştıkları kadınlarla yazışıyorlarmış. Biz tabii hemen ikisine de kadınlar hakkında soru sormaya başladık ve ortaya “Oha” dedirtecek bir durum çıktı. Meğer ikisi de farkında değillermiş ama aynı kadınla yazışıyorlarmış. Adının Merve olduğunu öğrendiğim kadın bunlarla ayrı ayrı yazışmış. İşte o gece hangisi ona güzel ve bir davet yaparsa onda karar kılacaktı yani. Vallahi pes! Kadınlar böyleyken erkeklerin bu kadar hoyrat davranması çok anormal gelmiyor bana. Neyse, durum anlaşıldıktan sonra erkekler de Merve Hanım’a güzel bir oyun oynamaya karar verdiler. Haksız da sayılmazlar.
Siz uyurken
Paris, LE CAB, 00.45’TE, bir kadın tuvalette makyaj tazeliyordu. Kırmızı rujunu sürdü ve çıktı. Daha sonra sevgilisiyle gördüm; öpüşüyordu.Sevgilisinin dudakları kıp kırmızı olmuştu.
Paris, BUDD HABAR, 02.00’DE, kapının önünde iki kadın sigara içiyordu. Daha sonra , lap lapa kar yağmasına ve mini etekli olmalarına aldırış etmeden, ellerinde içkilerle yere oturdular.
Paris, LASALLE WAGRAN, 01.00’DE, iki sevgili şiddetli bir şekilde kavga ederken daha sonra sarılıp dans etmeye başladı.