Bornozla gecelerde
GEÇEN günlerde Bülent Ersoy ile Nur Yerlitaş’ın evinde bir araya geldik. Kameralar olmadığı zaman Ersoy çok yalın sade ve inanılmaz keyifli (sade derken takıları ve makyajı yok değildi, yanlış anlaşılmasın). Bir kere çok içten. Mesela geçen gece eelence’deydi. Hem de bornozu ve üzerindeki kırmızı kürkle. Sıraya girip elini öpmek isteyenlere öptürdü. Tek tek kuruyemiş yedirdi ve dans etti. Saatler 05.00’i gösterirken mekândan ayrıldı ve hiç olmadığı kadar keyifliydi. O gece Bülent Ersoy’u yakından ilk kez gören herkes hayran kaldı. Ve o gece yeni şarkısı “Alışmak İstemiyorum” çok kez çaldı. Üstelik herkes bir ağızdan söyledi. Bu arada o gece saatler 03.00’ü gösterdiğinde eelence’ye Nil Burak da geldi ve sabaha kadar eğlendi.
‘ANIRA ANIRA aglamak istiyorum’
HÜLYA Avşar, Kaya Çilingiroğlu’ndan ayrıldıktan sonra yaşadıklarını anlatırken, bir gün Ebru Gündeş’in şarkısını dinlerken “anıra anıra ağladığını” söylemişti. İşte ben de, “Aşk Tesadüfleri Sever”den sonra bu duygudaydım. Aynen, anıra anıra ağlamak istedim. Belçim Bilgin, Mehmet Günsür ve tüm oyuncular inanılmazdı. Bu kadar mı doğal olur her şey... Bu kadar mı fazla hayatı sorgulatır bir film. Hele ki, sıkıntılı günler geçirdiğimiz şu günlerde. Timsah gözyaşlarının fazlasıyla olduğu şu günlerde. Ömer Faruk Sorak tam da on ikiden vuruyor. Kendinizi, aşkınız, hayatınızı gözler önüne serecek. Ah ah ah. Yani kayıpların fazlasıyla yaşandığı günümüzde, o kadar çok şeyi sorgulayacaksınız ki... Gidin, seyredin ve sevdiğinize sıkı, sımsıkı sarılın ve filmde de ağlamaktan çekinmeyin derim. Filmin etkisinden çıkmamışken, bir gün sonra Teşvikiye Camii’nde Erol-Varol Kaynar’ın babası İsmet Kaynar’ın cenazesindeydim. “Camiamız” dediğimiz, küçücük ama kendi içinde kocaman olan bir toplulukla o camide buluştum. Hayat son zamanlarda her şeyi sorgulatır oldu yani. Cenaze sonrası da Biutiful’u izledim. Sorgulamalardan kurtulursam sonraki güne iyi başlamış olacağım inşallah...
Bu işi beceremiyoruz
LÜTFEN kimse kızmasın bana ama bu işi beceremiyoruz galiba. Fashion Week yine hayal kırıklığı... Yine bir dolu organizasyon hatasıyla dolu. Bir kere orada çalışan bir sürü insan var ama hepsi birbirinden bihaber. Önemli olan çok kişi değil, işi bilen insan çalıştırmak. Neyse bunu her Fashion Week’te yaşıyoruz. Ama benim umudum kaybolmuyor. Düzelecek biliyorum. Ve aklımda kalanlara gelirsek; Özgür Masur tamamdır. Kadını bozmadan, yani şova kendini kaptırmadan kadın gibi hissettiren bir defileyle bunu bir kez daha gösterdi. Defilede Açelya Kartal’ın topuğunun kırılmasına rağmen hiç yürüşünü bozmaması da tam not aldı. Ve Fashion Week’in sürprizi de Deniz Kaprol oldu. Takılar hiç bu kadar güzel sergilenmemişti daha önce. Bu arada Ece Sükan’ın Anna Wintour halleri de herkesin dilindeydi. Güneş gözlüğüyle defile izlemek tamam ama Anna Wintour sakız çiğnemiyor sevgili Ece, bilgine. Ha bu arada bir de kulaklık vardı kulağında. Bu yüzden de, herkesin müzik dinlediğini düşünmesi hoş olmadı, haberin olsun.
ORDAN BURADAN ŞURADAN
GAZETECİ Onur Baştürk’ün yazdığı “Uydurukçu” kitabı herkesin dilinde. Tabii ben de hemen aldım ve imzalattım. Çünkü Onur bizim her gün yaşadığımız gece hayatını anlatıyor. Kaçırmamak lazım.
OLMADI Hıncal Abi. Bu kez olmadı. Dönüyorum, dolaşıyorum elle tutulur bir yan bulamıyorum. Neden olduğunu anlamıyorum ben de birçok kişi gibi. Yani Çarşı Hınçal Uluç’a karşı. Senin gibi kadınlara karşı bu kadar hassas bir kişi nasıl böyle bir yazı yazar anlamıyorum.
CENTO PER CENTO tam bir İtalyan aslında, neden mi? Çünkü bilinen Türk İtalyan’ı değil. İtalyan mufağını çok iyi bilip de hava atmaya çalışanlar sınıfta kalıyor ve yanındakilere mahçup oluyor. Tecrübeyle sabit. Bu arada İtalya’nın meşhur tatlısı tiramisu’nun anlamı, “Beni yukarıya çek”, bilginize. Yani moraliniz bozuk ise tiramisu tavsiye edilir.
Siz uyurken
* İSTİKLAL 04.00’te bir kız yürüyor. Arkasından da, biri “Seni seviyorum” diye bağırıyor. Galiba yeni bir aşk başlıyor. Ya da, gönlünü almaya çalışıyor.
* HARBİYE 02.30’da yanımda üç kişi konuşuyor. Aralarından biri, “Geçen gece kızın boğazını kesti. Sırf kıskançlık uğruna” diye anlatıyordu.
* EELENCE 01.00’de tuvalette bir kız makyaj tazeliyor ve şarkı söylüyor. Kız bir ara bana dönüp “Aslında kaset yapacaktım ama beni kandırdılar” dedi.