Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        VALLAHİ ne yalan söyleyeyim ben de herkes gibi merak ediyorum Yüksek Sadakat Eurovision’da kaçıncı olacak diye. Çünkü çok sert ve sıkı rakiplerimiz var. En başında da yılların sevilen İngiliz müzik grubu Blue geliyor. Hep son sıralarda Eurovision yarışmalarına veda eden İngilizler bu kez çok iddialılar. Tüm sitelerde ve yorum sitelerinde ilk üç olarak belirlemişler bile yerlerini. Ve tüm ülkelerin yarışmacıları gibi İngiliz Blue grubu da promosyon çalışmalarına başlamış. Blue grubu ilk iş olarak gay magazin dergisi Attitude’a poz vermiş. Hem de pozlar ve açıklamalar. Vallahi ne diyeyim. Dünyada da son günlerde tüm sanatçılar ilk iş olarak gay’lerin kalbini kazanmaya çalışıyor. Ülkemizde de bazı sanatçılar promosyon çalışmalarında bu anlamda çalışma yapıyor. Hande Yener de gay barlarda sahneye çıktı, gay’ler için Taksim Meydanı’nda yürüyüş yaptı. Anlayacağınız İngiliz grup Blue ilk üçü net bir şekilde garantilediklerini söylüyor. E haksız da sayılmazlar. Çünkü gay’ler kendilerini ciddiye alan, inanan ve seven herkesi sonuna kadar destekliyor. Bu tüm dünyada böyle.

        O beyefendiler kime yazıyordu

        “GISELE Bündchen daha önce böyle bir kaos yaşamamıştır rezil olduk” demeyeceğim. Görmüştür ya da görmemiştir. Ben bu detayla ilgilenmiyorum. “Şöyle iyiyiz, böyle iyiyiz. Harika süperiz” gibi açıklamalar yapılırken bu kadar berbat bir organizasyona nasıl oluyor da imza atıyoruz onunla ilgileniyorum. Yurtdışından gelen ünlü isimlerin kuralları vardır. Menajerleri planı yapar ve asla da şaşmazlar. Ama biz ne yapıyor ediyor onu bile değiştirmeyi başarıyoruz. Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Öncel’e özellikle sormak istediğim bir soru var. Davete basın mensupları dışında hiçbir erkek alınmayacaktı. Peki Sinan Bey, basın özel bölümünde oturan beyefendiler hangi gazeteye ya da kime yazıyor öğrenebilir miyim? Kadından çok erkek vardı maşallah. Özellikle hepsinin elinde çekime hazır konumda olan telefonlar ise çok komikti. Hep kuralların dışına çıkılan güzel memleketim insanları yine kendini gösterdi diyebilirim. Elektrik kesintisini bile unutturan acemice görüntüler vardı ki, olmaması gereken şeylerdi... Çünkü bildiğim kadarıyla dünya basını da bizim gördüğümüz tüm berbat olaylara şahit oldu. İnanın Sinan Bey, mütevazı Gisele’in selülitsiz bacakları, hep gülen, hiç botoks olmayan yüzü bile hataları kapatamadı.

        PARTİ İNSANININ HALLERİ

        - Kapıdan girerken sunulan kokteyllere şöyle bir bakılıp sonra da burun kıvrılır.

        - Hızlı bir şekilde mekânın içinde kim var kim yok bir göz atılır.

        - Tanıdık herkes öpülür. Öpülürken hâlâ göz ucuyla etraf süzülür.

        - “Ay şekerim çok şıksın”, “Buradan öbür partiye gidiyoruz ona göre” geyikleri yapılır.

        - Bara gidilip hemen bir içki temin edilir.

        - Mekânda bir tur, olmadı iki tur atılıp kendine uygun bir köşe seçilir.

        - Kulaktan kulağa konuşmalar başlar.

        - Mekândaki ikoncanlar çekiştirilir.

        - Bir gece önce gidilen partiler ve içilen içkiler ile sonrasında yaşanan hangover durumları anlatılır.

        - Tam eğlence tam gaz yerini almışken ani bir kararla başka bir mekâna geçilir.

        Siz uyurken

        - X Restaurant 24.00’te Eda Taşpınar tuvalette telefonla konuşmaya çalışıyor. Ama içeriye ben girince rahatsız oldu. Selamlaştık çıktı. Geçen hafta da Ender Mermerci beni görünce tuvaletten çıkmıştı.

        - Salon 00.45’te Berrak Tüzünataç ile Cansu Dere birlikte geldi ve çok eğleniyorlardı. İkili o kadar neşeliydi ki, etrafa neşe saçıyorlardı. İkili kulaktan kulağa konuşup kahkahalar atıyordu.

        - Blackk 01.00’de mekânda bir kız telefonu çalınca tuvalete koştu. Arkasından da, sevgilisi gidip kapının orada, “Çıkar mısın!” diye bağırdı; kadın tuvaletten çıkınca da “Neden gizli konuşuyorsun. Kim o?” diye bağırdı.

        Diğer Yazılar