Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        1- Müslüm Baba'yı dondurma reklamında izlerken, "Müslüm Babaaaaa" diye tepki verdiğimi fark ettim. Müslüm Gürses'in çocuk gibi konuşacağı, bin yıl düşünsem aklıma gelmezdi. Şu an 3 reklamda oynayan Müslüm Baba'nın acil tatile ihtiyacı var gibi geldi bana.

        2- Nazan Öncel, uzun süren sessizliğini 'Hayvan' ile bozmuş. İyi mi etti kötü mü etti bilmiyorum ama fotoğrafları hakkında çok iyi şeyler söyleyemeyeceğim. Fotoğrafları görünce, "Neden neden neden?" demekten kendimi alamadım. Daha şarkılara geçemedim. Hâlâ fotoğraflarda takılı kaldım. Hatta çözülemiyorum.

        3- Bengü'nün albümü bu hafta çıkıyor. Bu anlamda mutluyum. Çünkü ben Bengü şarkılarını çok seviyorum. Ancak tek rahatsızlığım Bengü'nün Sinan Akçıl ve Hadise'nin aşkını anlatan 'Aşkım' şarkısını seslendiriyor olması. Yani biz Hadise-Sinan Akçıl ikilisini unutmaya çalıştıkça unutturmuyorlar. Şimdi asla unutamayacağız, çünkü artık Bengü albümünde ölümsüzleşti. Yandık ki sormayın. Hep aklımıza gelecek.

        *

        Dört gözle beklediğimiz dört isim

        1- Ricky Martin, 18 Haziran'da Turkcell Kuruçeşme Arena'da. Ricky Martin, en kaçırılmayacak isimler arasında.

        2- Ölüyoruz, geberiyoruz hepimiz Amy VVinehouse'u bekliyoruz. Amy, Maçka Küçükçiftlik Park'a Pozitifin katkılarıyla geliyor. Rehabilitasyondan çıkarsa 20 Haziran'da ülkemizde.

        3- Sir Elton John, 21 ülkede konser verecek. 5 Temmuz'da da İstanbul Küçük Çiftlik Park'ta olacak. 6 Temmuz'da ise Ankara'da.

        4- 18 yıl aradan sonra Bon Jovi yine İstanbul'da. Hem de 8 Temmuz'da Türk Telekom Arena'da. Ne yalan söyleyeyim tüm işlerimi bu konserlere göre ayarlıyorum. İstanbul'da en güzel dört gece yaşanacak.

        *

        Film çekimi mi gerçek takip mi?

        GEÇEN akşam Oben Budak, Corona'nın Indigo'daki partisinde çaldı biz de eğlendik. Tuhaf bir geceydi. Hepimiz sokaktaydık. Tomtom Sokak tıklım tıklım. Kimi ararsanız orada. Bir ara kalabalığa, "Açılın açılın" diye bağırarak yaran bir çocuk hatırlıyorum. Önümden geçti. Hatta çok yakınımdan. Elinde bir bıçak olsa kesinlikle yaralanırdım. Neyse "Doğal ortamda film mi çekiyorlar acaba?" gırgır şamata yaparken elinde telsiz ve silahlarla üç kişi de çocuğu kovalamaya başladı. Sonra fark ettik ki olay ciddi. Neyse on dakika oldu olmadı, çocuk kelepçeli bir şekilde yine önümüzden geçti. Bu kez polislerle birlikte. Ama polis olduklarını asla anlayamayacağınız üç kişi... O an yaşanan olay tam bir film karesi gibiydi.

        İstanbul'da her an her şey olabiliyor. Sonra neyse tabi onlar önümüzden gelip geçerken o an konuşmasını yaptık ama beş dakika sonra tekrar kendi hayatlarımıza döndük. Film ve gerçek artık birbirine karıştı. Artık saniyeler sonra başımıza neler gelebileceğini asla kestiremeyeceğimiz, anlayacağımız yorucu bir şehirde yaşıyoruz.

        *

        Siz uyurken

        * Beyoğlu'nun dar sokaklarından birinde 03.00'te kalabalık bir grup sohbet ediyor. Kızlardan birisi sürekli çığlık atıyor. Ama zannedersiniz ki, dayak yiyor. Meğer gülüyormuş.

        * ÇUKURCUMA 00.30'da adres sormak için duran bir otomobile arkadan çok hızlı gelen bir otomobil çarptı. Sonra ikili, otomobilden inip uzun bir süre hararetli hararetli tartıştı.

        * INDIGO 01.30'da tuvalette bir kadın çıkmak bilmiyor. Kapıda biraz kuyruk oldu. Kapıyı vuruyorlar, bağırıyorlar ses yok. Daha sonra içeriden çıkan kadın gayet sakin bir şekilde, "Hadi gir şimdi içeriye ben kapıya vuracağım" diye sırada bekleyene bağırdı.

        Diğer Yazılar