Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        GEÇEN gün, bir günlüğüne Bülent Ersoy'u izlemeye Kıbrıs'a gittim. Diva, dümdüz saçlarıyla çıktı sahneye. Ama burnundan ateş fışkırıyordu; kuaförü beğenmemiş. İlk şarkı sonrasında verdi veriştirdi. Arka masamdan, "Oh bugün çok sinirli; süper bir program olacak" diye bir laf duydum. Vallahi pes; kadın bağırsa olmuyor, bağırmasa olmuyor. Daha önce Bülent Ersoy'u sahnede izleyen bilir, onun ne zaman ne yapacağı, ne söyleyeceği belli olmaz. Zaten, 3-5 şarkıdan sonra keyfi yerine geldi, coştukça coştu. Hatta öyle ki, Kıbrıs Cratos Port'a kurulan masaları tek tek dolaştı. Neredeyse her masada oturdu. O sahneden kimler geldi kimler geçti; bırakın masa masa dolaşmayı, merdivenin başına bile gelmedi. Helal olsun! Fevkaledenin fevkinde bir gece yaşattı herkese. Ama benim o gece takıldığım başka bir olay oldu. Bülent Ersoy görsün diye yakışıklı oğullarını itekleyen, hatta zorla yanına götüren anneler gördüm ben. Gözümle gördüm, vallahi şahidim! İnanamadım, hatta şoke oldum. Hele bir kadın, "Bak benim oğlum çok yakışıklı, tanışın" diye bağırıyordu. O kadın ya da kadınlar, şöhrete, paraya, üne ve kendisine yönelecek kameralara bağırıyordu sanırım. Ne tuhaf. Hatta çok acı. Düşünün sanatçılar, "Bana mı geliyor, yoksa ismime mi?" derler ya işte bu olay aslında sorunun net yanıtı.

        ***

        Murat Boz bana kızıyor ama...

        GEÇEN hafta Murat Boz, Kuruçeşme Arena ’da bir konser verdi. Konserin ardından bütün gazetelerde, sahneye bir kadın sutyeni atıldığı yazıldı. Hemen hemen hepsi yazdı ama... Sevgili Murat Boz bu haberlere hiç sesini çıkarmadı. Hatta, “O iç çamaşırı değil, pembe bir şal” falan da demedi. Ben de geçen gün “Bu iç çamaşırı olayı eskimedi mi?” diyerek olayın arka yüzünü anlattım. Yani “Eskiden yapılırdı. Bu klasikleşmiş bir magazin şifresidir” dedim. Arkasından, gazetelerde çıkan haberlerden hiç rahatsız olmayan Murat Boz beni arayıp, “Bir sorsaydın, o iç çamaşırı değildi ” dedi. Tamam da Murat’ cığım ben de sana soruyorum, o zaman bir hafta bu konu konuşuldu, herkes yazdı çizdi. Neden o zaman itiraz etmedin de ben kurmaca olduğunu yazınca itiraz ediyorsun. 2009 yılında verdiğin bir röportajda sana, “Şimdiye kadar kadınlardan aldığınız en ilginç teklif nedir?” diye sorulmuş. Sen de “Konser sonrasında dudağıma yapışmak isteyenler, sahneye iç çamaşırlarını atanlar oldu. Sağ olsunlar iç çamaşırlarını kulise de gönderiyorlar. Bu da hoşuma gidiyor. Güzel yani ” demişsin. Yani aslında sen bu klasikleşmiş magazin şifresini çok önce kullanmışsın. Ha bir de gerçekten yıllardır duyarım bu mevzuyu ama kulise gönderilen bir don, bir sutyen olayına şahit olsam dişimi kıracağım.

        ***

        Türkçe şarkı saatini bekliyorlar

        GEÇEN gece birçok mekânı dolaştım. İnanın herkes Türkçe şarkı çalsın istiyor. Cumartesi gecesi 'Altüst Muhabbetler' sonrasında uzun süredir gitmediğim Love'a gittim. Yabancı şarkı çalıyordu ama herkes "Hadi Türkçe" diye bağırıyordu. DJ kabinine 02.30'da geçen Mustafa Oğuzcan, Türkçe çalmaya başlayınca kıyamet koptu. Çünkü eğlenen kişi, o şarkılarda kendini bulmak istiyor. Ağlamak, zıplamak, hatta hemen Twitter'da şarkı sözünü yazıp düşündüğü kişiye mesaj göndermek istiyor. Hatta öyle ki, bağıra bağıra şarkıyı söylemek istiyor. Yani anlayacağınız bu sezon kulüpler Türkçe şarkı çalmaya başlayınca daha çok iş yapar oldular.

        ***

        Siz uyurken

        ■ Love'da 02.00'de iki kız üstlerini çıkardı ve dans etmeye başladı. Hem mekân çok kalabalık, hem hava çok sıcak olduğundan klimalar bile ortamın sıcaklığına karşı koyamadı.

        ■ Harbiye'de 04.00'te bir bankanın ATM'sinde durdum. Sağ olsun taksici de yanımda geldi. Çünkü bankanın önünde dört çocuk oturuyordu. Konuştukları konu ise, eve nasıl gidecekleriydi.

        ■ Sıraselviler'de 03.30'da iki sevgili yürüyordu. Kızın kolu, sevgilisinin boynunda çocuğunki ise kızın belindeydi. Kızın bir anda topuğu kırıldı ve yere düştü. Çift, oracıkta yere oturup gülme krizine girdi.

        Diğer Yazılar