Ajda'ya olan bu öfke nedir anlamıyorum
PAZARTESİ günü Ajda Pekkan ile KVK Gelen Müdürü Bülent Çavuşoğlu'nun aşk yaşadığına dair haberler çıktı. Bülent Çavuşoğlu "Haberi eşimle kahvaltı yaparken okuduk, güldük", Ajda Pekkan da "Saçmalık" dedi. Aşk olabilir de, olmayabilir de. Önemli olan insanların öfkesi. Twitter'dan "Ajda anneanne", "Yok babaanne", "Olur mu öyle saçmalık. Kadın otur oturduğun yerde" gibi bir sürü laflar döndü durdu gün boyu. Özellikle de bu yorumları erkeklerden çok kadınlar yaptı. Hemcinslerimin bu hırçınlığından çok utandım. Kadın en çok da kadının düşmanı değil midir? İşte kanıtı. Dünyada, insanlar 60 yaşından sonra ikinci hayatlarına başlayıp, sevgilileriyle dünya turuna çıkarken bizim ülkemizde 60'ı geçtiysen otur oturduğun yerde oluyor ve sanki her yaptığın ayıplanıyor. Hiç uzağa gitmeyelim, yakınımızda, etrafımızda kaç kadın var böyle "Senden geçti" diyerek yalnızlığa terk edilen. Yani yine kendi insanımıza bizler yapıyoruz. Ama dünya starlarını da bayıla bayıla izliyoruz.
Mesela Cher, 65 yaşında ve hâlâ taş gibi. O yaparken hiçbir sorun yok ama Ajda Pekkan yaparken konuşup duruyoruz. Ne saçma, ne yazık, ne zavallı bir durum. O yorum yapan herkese çok ama çok acıyorum.
***
Ece bir sussan artık
BUGÜN kadın günü gibi oldu ama devam. Uzun yıllardır Ece Erken ve olayları şeklinde haberler çıkıp duruyor. Bizler de izliyoruz, gözlemliyoruz ve yorumluyoruz. Sonuç ne oluyor sıfır. Ece hep aynı Ece. Kadına şiddet almış yürümüş, her gün bir kadının öldürüldüğü günümüzde Davut Güloğlu'nun ona mermi hediye ettiğini söylüyor. Ha bu arada Davut Güloğlu, "Ya benimsin ya toprağın" demeyi de ihmal etmemiş. Ah ne şekerler. Ne tatlılar. Doğru ya, evet ne güzel söz. Hadi hep birlikte söyleyeyim, tekrarlayalım, ezberleyelim. Ya Allah aşkına Ece biraz susar mısın? Yani bir adım ilerleme kaydedememiş olmanı acı ve üzüntüyle izlerken daha da geriye gidiyorsun.
***
Ani kararla iş değiştiren kadınlar
KADINLAR demişken ben yine de cesur ve hayata dört elle sarılan kadınlara bayılıyorum. Mesela gece hayatında birçok mekânı olan ve eğlencenin nabzını tutan Erol-Varol Kaynar Kardeşler'le yıllardır çalışan Seda Altuner bir anda her şeyi bıraktı ve yüreğinde olan başka bir işin peşine takıldı. Düşünsenize yıllarca bir meslek yapıyorsunuz ve sonra bir anda, başka bir mesleğe doğru yol alıyorsunuz. İşte Seda gece hayatını bıraktı ve Nişantaşı'nda "Seda'nın Bohçası" isimli bir dükkân açtı. Sabahlara kadar yine çalışıyor ama bu kez kendi için üretiyor, dikiyor ve kendi tasarımlarını satıyor. Bir keresinde avukat olan ancak 40'ından sonra "Yeter artık" diyerek hayatlarını değiştiren iki kadınla tanışmıştım. Şimdi tasarım pastalar yapıyorlar. Düşünsenize, yıllarca hâkimlerin, savcıların karşısında olan iki kadın, şimdi mutfakta pasta yapıyor. Yüreğiniz başka diyor ve siz başka bir şey yapıyorsanız hiçbir zaman mutlu olamazsınız. Eninde sonunda hep o istediğiniz şeyi bulmak için peşinden koşarsınız. Yani imkânsız hiçbir şey yok. Önemli olan, hadsiz 3-5 bilmişin laflarına kulak asmayıp yüreğinin sesini dinlemek. Kim bilir kaç kadın var böyle, etrafında onları etkileyenler yüzünden yarım kalmışlıklarla yaşayan.
***
O zaman tavsiye
■ Elif Şafak, İskender'in bir erkek hikâyesi olduğunu söylüyor ama değil. Bence tam da kadınları anlatıyor kitap. Yani erkekleri yetiştiren, o zihniyette olan kadınları. Lütfen alın okuyun, okutturun. Hatta imkânınız varsa 3-5 kişiye de hediye edin.
■ Tam da bugün köşenin anlamına uygun bir diğer kitap da Aslıhan Altunkaya'nın "Hayat Acıtır." Kırklı yaşlarında bir kadının, hayat akıp giderken bir şeyler başarabilmek hırsıyla yapmaya çalıştıklarını anlatıyor.
***
Siz uyurken
■ ATİYE Sokak 00.30'da Mustafa Sarıgül geldi hızla bir tur attı. Etrafta birkaç kişiye selam verdi ve bir mekânın sahibini çağırıp onunla gergin bir konuşma yapıp gitti.
■ LOVE 03.00'te iki kız, üç erkek dans ederken sıcaktan o kadar bunaldılar ki, üzerlerindeki bluzları çıkardılar ve dans etmeye devam ettiler. Ama kızlar tamamen çıplak kalmadılar,
içlerinde başka ince bir tişört vardı.
■ ANJELIQUE 01.00'de Özge Ulusoy tuvalette makyaj tazeliyor. İçeriye bir kız girip de Özge'yi görünce, "Ay ben sana hayranım. Ne olur bana bir ruj ver senden hatıra saklayayım" dedi.