Yıldız yıllardır beklenen itirafı yaptı
HANİ bazı şeyler vardır ya dilden dile konuşulur. Ama taraflar hiç kabul etmez. İşte Lerzan Mutlu Seda Sayan'la ilgili düşüncelerini, Yıldız Tilbe de Sezen Aksu'yla olan kırgınlığının bilinmeyen yönlerini ilk kez 'Alt Üst Muhabbetler'de açıkladı. Yıllardır bu işi yapan biri olarak şunu çok net söyleyebilirim; bir gazeteci için sorunun yanıtını açıkça almak büyük bir keyiftir. Hele ki, yıllardır gizlenen gerçekler açıklanıyorsa daha da keyiflidir. Şimdiye kadar şükür ki, kime ne sorduysam sorunun yanıtını aldım. Yani soru sorma şekli çok önemli. Tavrınız, samimiyetiniz de buna destek olur. Şimdiye kadar ne küfür yedim ne hakarete uğradım. Şanslı hissediyorum kendimi.
Yıldız Tilbe'nin itirafını bizim programda yapması ayrı bir keyifti. Yıllardır herkes tarafından bilinen, kulaktan kulağa konuşulan bir şehir efsanesi halini alan Yıldız Tilbe- Uzay Heparı ilişkisinin ilk ağızdan doğrulanması da magazin tarihinde yapılan açıklamalar arasında da yerini alacaktır. Daha benim bildiğim ama kendi ağızlarından duyulması gereken bazı ünlü isimlerin de itirafları var. Onları da, sırasıyla göreceksiniz inşallah. Yani "Bizi izlemeye devam edin" derim.
***
Sertap değil Sertab
SERTAB Erener'in yerinde olsam deliririm. Yıllardır bu ülkede şarkılar söyle, hatta Eurovision'un ilk birincisi ol, ama hâlâ ismin yanlış yazılsın. Efendim, Sertap değil Sertab! Hem de bu hatayı, "En iyi benim, süper yazarım, her şeyi bilirim" diyen gazeteciler yapıyor. Çok da komik oluyor. Neyse bu arada Sertab'ın son günlerdeki güzelliği hakkında çok şey yazılıp çiziliyor. Ben de, "İnsanlar yolumu kesip, 'Sertab Erener'in doktoru kim?' diye soruyor" diye yazmıştım. Sertab, "Doktor falan yok, aşk var. Demir'e âşığım" demiş. Bence palavra ama aşk da önemli tabii. Geçenlerde bir arkadaşımla konuşuyorduk, âşık olan kadının gerçekten teni, bakışı, gözlerinin içindeki ışık değişiyor. Saçları daha güzel, teni yumuşacık oluyor. Adeta hormonlarında patlama yaşanıyor. Hepsini kabul ediyorum. Bende de aynı şeyler oluyor. Tamam aşk çok önemli ama yine de doktor eli değmiş bence Sertab'a!
***
İtiraf ediyorum: Kapıdan çevrildim
Hep siz mi gece kulüplerine alınmadığınızı zannediyorsunuz? Gece sabahlara kadar mekân mekân dolaşan hatta gittiği mekânın mutfağındaki adama kadar tanıyan ben, geçen akşam Akaretler'deki Kaff'ın kapısından çevrildim. Mekânın kapanmasına yarım saat vardı ve buna rağmen kapıdaki görevli (işe yeni başlamış sanırım), "Kusura bakmayın, içeride 350 kişi var, sizi alamam" dedi. Ne yalan söyleyeyim olay çıkarabilir, hatta elimi belime koyup "Sen benim kim olduğumu bilmiyor musun?" diyebilirdim. Şaka bir yana, "Eyvallah" diyerek başka bir mekâna; Anjelique'e gittim. Yolda "Oradan da çevirirler mi acaba?" diye düşünmedim dersem yalan olur. Ama kapıda her zamanki güleryüzleriyle karşılayıp, "Buyrun Esin Hanım" diyerek içeriye aldılar beni. Ha diyeceksiniz ki, tanımak zorundalar mı? Bakın mekânların kapısında misafirleri buyur eden kişi, o mekânların can damarıdır. Giyimleri, kuşamları, tavırları, duruşları, hitap şekilleri o mekânı daha da yukarıya çıkarır. Yani önemli... Kim ne derse desin... Hele ki, benim gibi sık sık mekânlara gidiyorsanız...
Neyse o gece ben de bir ilki yaşadım ama önemli değil. Kısa sürede İstanbul gece hayatında ciddi bir yer edinen mekânın kapanmasına yarım saat kala, hâlâ içeride 350 kişi varsa; bu da hem ekonomi hem de gece hayatı için güzel bir gelişme. Buna da sevinmedim dersem yalan olur. Tabii işletmeci Mehmet Davran'ın başarısını da göz ardı etmemek gerek.
***
Meraklısına Önemli Not
MODACI Nur Yerlitaş beni sürekli arar efendim. Hatta sık sık arar. Gün aşırı arar. Ben de onu ararım. Düşüncelerini sorarım. Bu aramalar, konuşmalar 15 yıldır yaşanıyor. Bana, doğrusuyla eğrisiyle tüm düşüncelerini ifade eder. Hem de hiç süzgeçten geçirmeden... Başkasının yanında ne konuşuyorsa sonradan arayıp, "Aslında öyleydi ama böyle oldu" demez. Ben atölyesine giderim. Hatta "Dedikodu yok mu Nurella? Bir kıyağını görmedim. Sen neler biliyorsundur, ver bilgileri de yazayım" derim. Sanki anlatıyor gibi yapar ama hiçbir şey anlatmaz. Kandırır beni. Kimseye kimsenin dedikodusunu yapmaz. Neyse onu söyler. Belki de bu yüzden yıllardır sanatçıların vazgeçemediği kişilerin başında geliyor.
***
Siz uyurken
■ ANJELIQUE 02.00'de, bir kız tuvalette arkadaşıyla telefonda konuşuyordu. Kız, "Evet, Paris'teyim. Tamam tamam pazartesi döneceğim. Dönünce arayacağım seni" dedi ve telefonu kapattı. Sonra gülümsedi ve tuvaletten çıkıp gitti.
■ KAF:F 01.00'de (kapıdan çevrilmeden bir gün önce) Özge Ulusoy arkadaşlarıyla eğleniyordu. Her 10 dakikada bir telefon geldi ve koşa koşa sessiz bir yere gidip konuştu. Artık sanmıyorum çok ciddiyim ki; Özge âşık!
■ CİHANGİR 04.00'te meydanda bir kız eline topuklu ayakkabılarını almış yürüyordu. Yanındaki erkek arkadaşına da, "Senin beni taşıman gerekiyor ama" diye serzenişte bulunuyordu.