Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Yer Ortaköy Meydanı ve yerden 55 metrede yukardayım. Sandalyeye üç emniyet kemeriyle bağlanmışım. Çıkıyoruz da çıkıyoruz, ayaklarım sallanıyor. Özel bir platform üzerinde değiliz. Yalnızca masanın durduğu bir yer var. Koltuklar boşta. 22 kişi yemek yiyoruz. Çatalı, tabağı öyle yapışık da değil. Hatta bize, "Telefonunuzu bile koyabilirsiniz. Korkmayın düşmeyecek" diyorlar da gelin bize anlatın. Sıkı sıkı elimizde tutuyoruz. Benim hiç yükseklik korkum yoktur. Ama bir anda oluşacak gibi oldu. O kadar tuhaf oluyorsunuz yani. Gökyüzünde yemek yeme olayı aslında çok meşhur. İnsanlar çok talep ediyormuş. Özellikle de evlenme teklifi yapılıyormuş. Geçen bir bey, evlenme teklif ettiği hanım için, "Kabul edene kadar indirmeyecekler" demiş. Bir grup da sazlı sözlü, dansözlü bir davet vermiş. Faruk Eczacıbaşı da eşi Füsun Hanım'ın doğum günü kutlamasını bu vinçin üzerinde yapmış. Onların yemekleri Sultanahmet Meydanı'nda, yani Ayasofya'ya karşı olmuş. Değişik bir deneyim ve ölmeden önce yapılacak listesinde muhakkak yer almalı. Yemek hariç 7 bin 800 Euro'nuz varsa bu olayı Yolculuk Atölyesi'nden kiralayabiliyorsunuz. İmkanınız varsa, yani biri tarafından davet ediliyorsanız da kabul edin derim. Benim mesela aklıma gelmezdi 55 metre yükseklikte yemek yiyeceğim. Çok fantastik. Gelen daveti geri çeviremezdim yani. Hele ki, evlenmeyi asla düşünmeyen ben orada bu teklifi alsam sanırım ona da hayır diyemezdim. Yani beyler, demem o ki; evlilik teklifi ediyor ve reddediliyorsanız ne yapın edin 55 metreye sevdiğiniz kadını çıkarın derim.

        Zaz da bizim Ajda gibi isyankar

        Öykü-Berk kardeşlerin "Evlerinin Önü Boyalı Direk" şarkısı gibi oldu Zaz'ın da "Passe, passe, passera la derniere restera" demesi. Zaz sayesinde Fransızca'ya dönmeyen dilim döner oldu. Sanırım böyle giderse kafaya takıp Fransızca öğrenmek için varımı yoğumu ortaya koyacağım. Aslında sırf bende de değil bu durum. Dili dönen de, dönmeyen de, "Passe passera" deyip duruyor. Ha bir de de dikkatimi çeken İstiklal ya da bir başka yer de, Zaz "Je veux", "Les Passants" derken diğer bir taraftan da, Ajda Pekkan, "Yakar Geçerim" ya da "Arada Sırada" diyor. Anlayacağınız iki isyankar kadın şarkılarını söyleyip duruyor. insanlar da bıkmadan usanmadan dinliyor. Bizim süperstarımız Ajda Pekkan yıllarca, "Arkanı dön ve çık, kapı açık, istenmiyorsun artık" dedi ama Zaz da farksız değil. "Ne yapayım Chanel'i ne yapayım limuzini, aşk istiyorum" diyor. Bu kadar isyankar iki kadının son günlerde çok popüler olması şuna işarettir ki, kadınlar "Tek başımıza da yeteriz" durumundalar.

        Fashion Week kulisinden bildiriyorum

        Defile sonrası kulis partileri yapılır. Hatta tasarımcı tebrikleri kabul eder. Özlem Kaya ve Studio Arzu Kaprol defilesinden sonra yolum yine kulise düştü. Bir kere çok temiz ve düzenli. Ve tabii mankelerin en mahrem yeridir kulis. Çünkü etrafta kim var kim yok dikkat edemeyecek kadar hızlı hareket edip kıyafet değiştirmek zorundalardır. Kulis durumları hep aynı anlayacağınız. Ve bundan böyle lokasyon olarak tüm IFW'lerin Tepebaşı'nda yapılmasını şiddetle öneriyorum. Trafik felç ama merkezi. İkinci gün izlediğim Özlem Kaya defilesi şık, sade ve güzeldi. Studio Arzu Kaprol bu kez öğrencilerine bıraktı. Ben bayıldım.

        Siz uyurken

        - Anjelique 02.30'da bir kadın üst kattan inerken ayağını burktu ve düşme tehlikesi atlattı. Arkadaşı son anda kızı tuttu. Ama ayakkabısının topuğunun kırılmasını engelleyemedi.

        - Galata 01.00'de meydanda oturan bir grup bağıra çağıra konuşuyor. Adamlar birisi, "Ben aşığım anlamıyor beni" diye bağırıyor. Diğer bir kadın ise, "E o kızın karşısında da bağırsana böyle" diye gülüyor.

        - Etiler 04.00'te ışıklarda yanımda duran bir araba yüksek sesle müzik dinliyor. Kendi de arabanın içinde, bağıra çağıra şarkıya eşlik ediyor. Ama o sessizlikte çok yüksek ses çıkıyor. Uyuyan birçok kişi uyanmış olabilir.

        Diğer Yazılar