Feryal'in 7 benim 6 fotoğrafım çıkmış, olamaz!
BELLİ isimlerin işleri güçleri süslenip püslenip davet, açılış, parti dolaşmaktır. Onları bilen biliyor. Her gittiğiniz yerde görür, karşılaşırsınız. Hele bazı isimler var ki, haftalık dergilerde kaç tane fotoğrafının çıktığını sayıyor. Mesela, fotoğrafını sayan kişinin 6, kendine rakip gördüğü Feryal Gülman'ın 7 fotoğrafı çıkmışsa, "Benim bütün davetlere katılmam gerek. Fotoğraf yarışında eksiğim" diyor. İşte Bebek Lucca'nın davetinin olduğu gün de buna benzer şeyler yaşandı. 10'uncu yılını az ve öz kişiyle kutlamak isteyen mekân sahipleri, küçük bir davet yaptı. Cem Mirap kapılarda karşıladı konuklarını. Listede adı olmayan geceye alınmadı. Ama davete katılamayan, davetten haberi olmayan particanlar da davete gidenlerin telefonuna mesaj yağdırdı. Bana da geldi birkaç tane. Mesajlar hep "Bu ne daveti, neden biz orada değiliz" tarzındaydı. Aslında zor, ama bence kutlanası bir tavır. Her mekân böyle tavrını koyarsa her zaman vazgeçilmez olur. Yurtdışında bunun örnekleri var. Ve son olarak şunu eklemem gerekirse, birçok mekânda yaş ortalaması 20'lere düşmüşken ve kapıları sadece para kazanmak ya da başka amaçlar için açılmışken Lucca tarzı yerler candır. Bu arada Nişantaşı'nın vazgeçilmez mekânlarından Corridor da kapılarını açtı. Corridor da söz ettiğim bu özel mekânların başında geliyor. Henüz kendini göstermek isteyenlerin fark etmediği ya da takılamadığı özel bir yer. Gerçekten eğlenmek isteyenlerin seçtiği bir yer. Tavsiye ederim.
***
50 TL'ye götürürüm
BENİM gibi çok taksi kullanıyorsanız siz de şu an "Ne olur birileri sesimizi duysun" diye bağırıyorsunuz, buna eminim. Taksici beyler öğlen 15.00-16.00 arası müşteri almazlar. Çünkü taksi değişim saatidir. Gideceğiniz yer kısaysa ve trafik varsa da asla almazlar. E o zaman yürüyoruz zaten. Ama eğer topuklu ayakkabınız varsa ve yürüyemeyecek durumdaysanız 5 TL tutan yere 10 TL vererek taksiciyi rica minnet ikna ediyorsunuz zaten.
Onun naz ve kaprisini, hatta surat asmasını da çekiyorsunuz. Sonuçta topuklu ayakkabılarla yürümek çok zor. Tamam, ben onun önlemini de aldım. Çantama parmak arası terliklerimi koyuyorum, ama her zaman olmuyor. Küçük çanta alırsanız o da başka bir dert. Yani taksici beylerin kaprisini çekmek zorundasınız. Taksi anılarımı yazsam sayfalar yetmez. Başımıza her gün muhakkak bir olay geliyor. Ancak geçen akşam Adidas' ın partisinin yapıldığı Küçükçiftlik Parkı'ndan 24.00'te çıkıp Galata'ya doğru gitmek için tam 20 dakika taksi bekledik. "Trafik var gitmem" diyerek hiçbir taksici almadı. Almak isteyen de "50 TL ver
götüreyim" dedi.
Ben diyorum ki, yetkili beyler, Galata, Taksim, Nişantaşı çevresini trafiğe kapatsanız. Sadece bisiklet, motosiklet girmesine izin verseniz. Tabii ambulans, itfaye gibi acil girmesi gereken
araçların dışında, bizler oralara araba girmeyeceğini bilerek yaşasak. Ve yürüsek falan, olmaz mı acaba? Birileri bana çok kızabilir ama böyle bir şey yapılmazsa yakında birileri fena halde çıldıracak söyleyeyim.
***
Arşivlik albümler
■ BABYLON'DA başlayan Unplugged konser serisinin kayıtları Pozitif tarafından albüm haline getirildi. Çalışma, Nouvelle Vague, Fredrika Stahl, Athena, James Walsh gibi isimlerin akustik kayıtlarından oluşuyor. Bu albüm kaçmaz.
■ BU YILIN en çok dinlenen Türk pop şarkıları da Kral Pop 2011 albümünde toplanmış. Tarkan, Hande Yener-Sinan Akçıl, Gülşen, Funda Arar, Sezen Aksu gibi isimlerin sevilen şarkılarının yer aldığı bu albüm de tam bir arşivlik.
***
Siz uyurken
■ ULUS 29 02.00'DE tuvalette bir kız kusuyordu. Diğer kız da koltuğa oturmuş arkadaşının işinin bitmesini bekliyordu. Beklerken de telefonuyla meşgul oluyordu. O kadar rahattı yani. Umurunda bile değildi.
■ BEBEK 24.00'TE iki kız dondurma almak için yürüyordu. Kızlardan biri, bir anda dondurmacının önünde durdu ve "Yok bu saatte bu kadar kaloriyi almayacağım. Yürü eve gidiyoruz" dedi.
■ SIRASELVİLER 04.00'TE bir adam kaldırıma oturmuş ayaklarını da uzatmıştı. Arabalar ona korna çalıyor, "Kalksana" diye bağırıyordu ama yok. O hiç oralı değildi. Hatta işi abarttı ve yere yattı.