Yine karışık bir aşk hikayesi var
BU aşk herkesin dilinde! Hatta tüm detaylarına kadar. Ama herkes susuyor. Çünkü susmak zorundalar. İkisi de evli. Biri televizyoncu, şimdilerde de Türkiye'ye gelecek bir dergi için hazırlanıyor. O derginin genel yayın yönetmeni olacak. Diğeri de manken, oyuncu. Hatta şimdilerde boşanacağına dair haberler çıkıyor. Hatta geçen günlerde gazetede eşinin yüzüğünü çıkardığına dair haberler vardı. Şimdi diyeceksiniz ki, "Neden isimlerini açık açık yazmıyorsun?" Yazamam, çünkü ikisi de evli. Olmaz, bir yerde duruyoruz işte. Olmuyor. Ancak ve ancak ikilinin fotoğrafının çekilmesi gerekiyor. Böyle giderse o da çok ama çok yakındır. Çünkü ikili birlikte yaşamaya başlamışlar bile. Erkek evi terk etmiş, kadın ise çoktan terk etmiş. Yani ateş bacayı sarmış. Ha, bu arada aylar önce size başka bir aşktan; başka bir gazetenin genel yayın yönetmeniyle bir başka gazetede yazarlık yapan, özel röportaj yapan bir kadının aşkından bahsetmiştim. İşte o kadın da boşanmaya hazırlanıyormuş. Hem de çok yakında. Boşandığı zaman onların da kim olduğunu yazarım. Ama daha var. Biraz daha... Vallahi gölge kadın gibi oldum ama bunları bile yazmaya mecbur kaldım. Çünkü nereye gitsem her yerde bu iki olay konuşuluyor. Hatta birçok kişi diyor ki, "Yahu ünlü isimler olsa yazarsınız. Bunları neden yazmıyorsunuz. Gözümüzün önünde aşk yaşıyorlar." O yüzden, bari en azından isim vermeden belirteyim istedim. Baskı altındayım. Üzgünüm...
***
Ajda yine sıkı geliyor
DUR durak demiyor Ajda Pekkan. "Tamam konserler, albüm promosyonu bitti. Artık Ajda Pekkan'ı çok uzun bir süre göremeyeceğiz" diyenlerdenseniz fena halde yanılıyorsunuz. Çünkü geçtiğimiz sene İpekyol-Twist ile anlaşma imzalayan Ajda Pekkan'ın ikinci koleksiyonu geliyor. Hem de öyle böyle değil, çok sıkı bir koleksiyon. Geçtiğimiz günlerde Yalçın Ayaydın'la buluştuk. Ofisinde çalışma arkadaşlarıyla yemek yedik ve sohbet ettik. Sonrasında dayanamadım ve Ajda Pekkan'ın yeni koleksiyonunu görmek istedim. Atölyeye indim ve son hazırlıkları yapılan ürünleri gördüm. İnanın bu kez de kendinden çok ama çok söz ettirecek Ajda Pekkan. Bu sene de çok sıkı bir koleksiyon geliyor. Hepsini satın almak isteyeceksiniz. Yalçın Bey, Ajda Pekkan'la çalışmaktan çok memnun. "Üstünde başka kimse yok. Ne yapacağız bilmiyoruz" diyor. Bence de yok. Hem modayı bu kadar yakından takip eden hem de her giydiğiyle öncü olan bir başka kişi daha yok aslında. Ajda Pekkan ciddi bir trendsetter. Giydiği kıyafetler, taktığı takılar hemen moda olabiliyor. Biliyor musunuz ki, "Ajda Pekkan sarısı" diye bir şey var. Yani kuaförler kadınların saçlarını 'Ajda Pekkan sarısı'na boyuyor. Bu da kolay kolay kimseler için uygulanan bir şey değil.
***
Herkes Level'da Eğleniyor
Cumartesi gecesi arkadaşlarla uzun bir akşam geçirdik Papermoon'da. Birçok kişi yine o mekânı tercih etmiş, keyifli bir akşam geçiriyordu. Bizler de yemek sonrasında "Nereye gitsek acaba?" ile başlayan konuşma sonrasında, orayı saydık olmadı, burayı saydık olmadı. Yok İstanbul'da artık böyle eski gece hayatını yaşayacağınız yer çok az. Hatta yok gibi bir şey. Ve sonunda yolumuz Arnavutköy'deki Level'a düştü. Küçük bir yer. Öyle dışarıdan fark etmeniz imkânsız. Ancak birisi olacak da sizi oraya götürecek. Neyse, küçük mekânın içinde yok yok. Hani dolaşırsınız da "Nerede bu insanlar" dersiniz ya, işte magazin dünyasının aradığı herkes orada aslında. Kimi ararsanız var. Yani gecelerin müdavimleri, hatta adları çapkına çıkmış tüm insanlar... Penceresi bile olmayan küçük mekânda insanlar öyle bir eğleniyor ki, anlatamam. Sayısız şampanyanın patlatıldığı mekânda eğlence sabaha kadar sürüyor. Biz saatler 05.00'i gösterirken mekândan çıktık, ama eğlence tüm hızıyla sürüyordu. Murat Pirpiri sahnede istediğiniz her şarkıyı söylüyor. Vallahi bana orası eski Etiler mekânlarını hatırlattı. Hani eğlencenin 02.00'de başlayıp 06.00'da bittiği mekânlar... İşte tıpkı oralardaki gibi. Yani öyle mekânlara özlem duyuluyor benden söylemesi.
***
Siz uyurken
■ CİHANGİR 03.00'TE İki kız çantasını kaybetmiş, onu arıyordu. Meğer çantayı iki kişi bulmuş ve polislere teslim etmiş. Polisler de çantanın sahibini arıyorlardı.
■ PAPERMOON 00.30'DA Tuvalette iki kadın kendi aralarında mekânda bulunan Kadir İnanır'ın dedikodusunu yapıyordu. Kadınlardan biri, "Vallahi adamın karizması hâlâ yerli yerinde. Gözümü alamadım" diyordu.
■ TAKSİM MEYDANI 02.00'DE İki sevgili yürüyordu. Arkalarından biri koşup durdurdu ve konuşmaya başladı. Çocuk da, "Yürü git" diye bağırdı. Meğer yanlarına gelen kişi arkadaşlarıymış ve aralarındaki sorunu çözmeye çalışıyormuş. Ama çözemediler, çünkü olay kavgaya dönüştü.