Kan, silah, şiddet ve tecavüz yok aşk var
SIKI bir dizi izleyicisi değilim. Ancak son günlerde 'Bir Çocuk Sevdim'e öyle bir takıldım ki, kopamıyorum. Ama bu dizide töre, cinayet, kan, silah, kavga, küfür, bir babanın kızını eşek sudan gelene kadar dövmesi, tecavüz yok. Hani o reyting rekorları kıran dizilerden değil. Her sözü, her kelimesi ince elenmiş sık dokunmuş, nazik bir dizi. Güzel giyinen insanlar, temiz pak bir görüntü var. Ve her şeyden önce Çetin Tekindor öyle bir döktürüyor ki, sanki oynamıyor oyunculuk dersi veriyor. Bir kez daha âşık oldum kendisine. Yok böyle bir oyunculuk. Ama gelin görün ki, bu dizi kaç haftadır reyting listesinde hak ettiği yerde değil. Yazık! Biz ille de kan istiyoruz, şiddet istiyoruz, silah istiyoruz, ağa istiyoruz. Ve en fecisi de artık tecavüz istiyoruz. Üzgünüm ama ben sizden değilim. Ben bunların hiçbirini istemiyorum ve 'Bir Çocuk Sevdim'de kalmak istiyorum. Nazik ve güzel işlenmiş, özlediğimiz o aşkı bize gösterdikleri için içime çeke çeke, sindire sindire yaşamak istiyorum. İnşallah çok uzun soluklu olur.
***
Bende bir tuhaflık mı var?
PARDON ama ben de bir kadınım, Hülya Avşar'ın meme muayenesiyle ilgili yazdıkları neden bana garip gelmedi? Okudum ve yüzümde bir tebessüm belirdi hatta o an kendi mamografi maceram geldi aklıma. Bence Hülya Avşar böyle bir şeyi dile getirmeye asla cesaret edemeyecek birçok kadına cesaret verdi yazısıyla. En azından korkulacak bir olaya küçük de olsa tebessüm ettirdi. Mamografi aslında 40 yaş sonrasında yapılan bir uygulama. Ama ben sabırsız ve inatçı olduğum için bu tecrübeyi çökerken yaşadım. Beş yıl önce 30 yaşına girdiğim sene mamografi çektirdim. İnanın Hülya Avşar'ın yazdıklarını okurken ben de aynı şeyleri yaşadığımı fark ettim. Evet, memenizi eviren, çeviren, çekiştiren biri var. Gözleriniz yerinizden çıkıyor. Değişik şeyler düşünüyorsunuz. Ve bir kadın olarak vücudunuzun en önemli uzvunun memeniz olduğuna karar veriyorsunuz o saniye. Son zamanlarda Nilüfer, Vahide Gördüm ve şimdi de Deniz Uğur'dan sonra daha sık konuşmaya başladık. Ama bence hep konuşmamız gerekiyor. Bu kontrolleri yaptırmaktan korkacak, kaçacak bir şey olmadığını defalarca dile getirmemiz gerekiyor. Kadınız, her zaman başımıza gelebilir düşüncesiyle bilinçli olmamız şart. Yani yazılarda sadece 'meme uzar' lafına takılı kalmamamız gerekiyor.
***
Takıldım kopamadım
BLOGLAR artık vazgeçilmezlerimiz oldu. İtiraf etmem gerekirse ben sıkı bir blog takipçisi değilim. Fatih Terim'in kızı Buse Terim'in bloguna da sadece haber amaçlı göz atmıştım. Çünkü Fatih Hoca'nın gardırobunu merak ediyordum. Yani aylar önce bloga bakıp çıkmıştım. Ancak geçen günlerde aklıma geldi ve yeniden buseterim.blogspot.com'a
girdim ve bu kez çıkamadım, takıldım saatlerce. Bütün yazdıklarını okudum. O kadar güzel konular hazırlamış ki, kıskandım. Ben de Habertürk'teki blogumu genişleteceğim. Kararlıyım. Ülkemizde hâlâ blog konusunda kafa karışıklığı var ama... Mesela benim blog yazılarıma aldığım yorumlar çok değişik. Gazete köşe yazısıyla blogu ayıramama durumu var hâlâ. Tabii zamanla buna da alışacağız. Ve Buse'nin bloguna bakmanızı tavsiye ederim.
***
Unutmadan
■ Koruncak Vakfının her sene düzenlediği kermes bu sene de var. Hem de bugün Swissotel'de. Sabahtan akşama kadar. Bence uğrayın. Sevdiklerinize hediye alırken bir taraftan da yardım yapmış olacaksınız.
■ Geçen gün Derya Baykal'ın konuğuydum. Çok değişik bir tecrübe oldu benim için. Kesinlikle yaşanması gerekir. On parmağında on marifet. Ceviz faresi yapmayı öğretti bana. Ama o arada cevizle yapılabilecek birçok şey daha. Saniyesinde bir sürü şey öğreniyorsunuz. Çok eğlenceli.