Üç oda bir salon sevgili
KİLOLU insana lafım yok. İlla, herkes zayıf olsun diye de bir düşüncem yok. Ama sevgilisini "Üç oda bir salon sevgilim" diye seven ve fazla fazla kilo alsın diye yemek yemesi için zorlayan kişiye lafım var. Bakın anlatayım. Benim bir arkadaşımın bir tanıdığı var. Çok kilolu insan seviyor. Ama öyle sizin bildiğiniz 70-90 kilolulardan bahsetmiyorum. Böyle 300 kilolara yaklaşan insan, obez seviyor. Yani üç kat göbek, iki mide, bir de alt göbeği olmalı. Popo kısmı bir hayli kocaman. Yani iki sandalyeye oturacak. Ve göğüsleri de kocaman olmalı. Bu bahsettiğim arkadaşım kadın. Bunların hepsini bir erkekte istiyor. Ve sevgilisini de, "Benim üç oda bir salon sevgilim. Hadi bir odaya daha ihtiyaç var" diye seviyor. Ve ben bu üç oda bir salon sevgiliyi gördüm. Bir yemekte karşılaştık. Yemek boyunca kadın, "Hadi sevgilim ye bak, daha doymadın" diye sevgilisine yedirdi de yedirdi. Bazı kadınlar sevgililerinin ya da kocalarının özellikle kilo almasını, göbeğinin çıkmasını ve çirkinleşmesini isterler ki kadınlar onlarla ilgilenmesin. Ama bu başka bir hastalık bence. Bu, sevgiliye zarar vermek. Üstelik bahsettiğim sevgili normal kilodaymış bu ilişkiye başlamadan önce. Yani şu anda durumu üç oda bir salon. Ama böyle giderse dört oda bir salon olacak. Ne diyelim; onlar çok mutlu. Ama işin başında sağlık geliyor. Bunu da unutmamak gerekiyor.
***
Bu kadınları anlamak çok zor
BAŞKA kadınlar sevgilisiyle kocasıyla ilgilenmesin diye zorla yemek yedirip kilo aldıran kadınları nasıl anlamıyorsam, işte bu kadınları da anlamıyorum. Mehmet Ali Ağca' nın nişanlısı olarak tanınan, ardından da bir İtalyan'la evlenip Rabia Kazan Licursi olan kadın acaba ileride nasıl bir kadın olarak çıkacak karşımıza? Az da olsa hâlâ var olan Aborjinlerin kabilesinde ya da Tibet'te bir tapınakta görebiliriz kendisini bir gün. Nasıl bir değişim bu? Kendisini izlerken "Acaba Licursi bir filmin içinde de bize canlı canlı bir şey mi anlatmaya çalışıyor?" demeden edemiyorum. Angelina Jolie'nin rol aldığı ajan filmlerini hatırlıyorum. Tabii bu ruh hali ile yaşamak başka bir olay. İçin içinden çıkılamayacak karışıklık değil de nedir bu. İçinden sürekli başka başka kadınlar çıkıyor. Ya çakma Barzani 'yle yani Muhabbet Kerim Barzani 'yle üç yıldır birlikte olan, muhteşem bir evde oturan, sonra da, "Kendisini tanımıyorum" diyen Şeyda Coşkun'a ne demeli? Bu da kesin bir film karesinden. Korumalar, lüks araçlar falan filan ama "Yok böyle bir aşk" diyor. Ama bunu karakolda diyor. Sonra gazetecilere, "Aşığım seviyorum" diyor. Ama beyefendi konusunda herhangi bir açıklama yapmıyor. Yani yine suçluyor birilerini de bu karışıklığı düzeltmek için bir çabası yok. Daha da karıştırıyor ortalığı. Anlayacağınız bu kadınlar pek karışık. Ve bizler hemcinslerimizi çözemiyorken, dünyanın en önde gelen kuantum fizikçilerinden İngiliz bilimadamı Stephen Hawking nasıl çözsün...
***
'Kavga edersek kimse bize sahip çıkmaz'
TANYELİ ile Asena uzun süre tartıştılar. Hatta mahkemelik bile oldular. Ama Tanyeli bu kavganın bitmesini istiyor. Hatta Tanyeli, "Bizler kavga edersek kimse bize sahip çıkmaz. İşimize, dansımıza sahip çıkmalıyız" dedi. Tanyeli, dansöz Didem'i de çok beğendiğini söyleyip, "Dans etmek çok güzel bir duygu ama maalesef başka yöne çekmek istiyorlar bizim dansımızı. Biz birleşmeliyiz" diyerek tüm dansözlere çağrıda bulundu. Bu nasıl mümkün olur bilemeyeceğim ama olsa fena olmaz gibi geldi bana...
***
Aklıma yer edenler
■ Nejat İşler'in en mutlu anı için, "Kaşık pozisyonu, başka hiçbir şey istemem hayatta" demesi.
■ Angelina Jolie'nin Marie Claire'deki röportajında 3 yaşındaki ikizlerinden söz ederken, Vive'nin manikür yaptırmaktan çok hoşlandığını söylemesi.
■ Berrak Tüzünataç'ın "Aşk için şunu yapar mısın?" dendiğinde, "Sonunda ölmüyorsak yaparım her şeyi" demesi.