Bunalıma girmem an meselesi
Cüce şubat benim için çok yorucu geçti. Brezilyalı güzel Ana Beatriz Barros'la başlayan maceram, İngiliz model Amber Le Bon'la devam etti. Bir de üstüne Angelina Jolie'nin 'İn The Land of Blood and Honey' filminde oynayan Boşnak oyuncu Alma Terzic'le de buluşunca "Yete-err" diye çığlık atarken buldum kendimi. E nihayetinde ben de bir kadınım. Buluştuğum kadınların hepsi zayıf ve çok güzel. Yani bunalıma girmem an meselesi! Dört yılda bir gelen 29 Şubat'ta buluştuk Alma Terzic'le. Bizi Pelin Akad bir araya getirdi. Her seferinde kıyafet değiştirtti Terzic'e ve Karun Kıraç'ın mücevherlerini taktırdı. Alma'yı öyle bir disiplinle çalıştırıyordu ki, inanamadım. Öyle ki kız üç-beş çatal yeşilliklerini çatal-layacak o an bile, "Hadi bakalım" diyerek kızı kaldırdı yerinden ve fotoğraf çekimi için kıyafet değiştirtti. Alma Terzic zaten sıfır kapris, ama en baba kapris yapacak kişi bile Pelin Akad karşısında yelkenleri suya indirir, benden söylemesi... O gün Karun Kıraç mücevherleriyle ışıldayan Alma Terzic, TRT'de yayınlanan 'Mavi Kelebekler'in dört bölümünde rol almak için gelmiş. Uzun süre Türkiye'de kalacak yani... Belki sizler de gecelerde karşılaşırsınız. Çünkü çekimlerden bir gün önce Akaretler W Hotel'de düzenlenen Richie Rich partiye gidip eğlendi.
SİZ UYURKEN İNSANLAR NASIL MI EĞLENİYOR?
Hatırladınız mı; "Siz Uyurken" tuvalette, sokakta, orada, burada neler oluyor diye yazıyor, anlatıyordum. Kiminle karşılaşsam "Siz Uyurken"den bahsediyor. Evet kısa bir ara verdim, ama şimdi zaman zaman yapacağız yine "Siz Uyurken"leri. Mesela bugün siz uyurken insanların genel olarak neler yaptığından bahsedeceğim. Ya da ne yapıyorlar onları madde madde anlatacağım.
1- Kesinlikle biz halay çekmeyi seven bir toplumuz. Saatlerin 03.00'ü gösteriyor olması hiçbir şeyi değiştirmiyor. Öyle ki, bazı mekânlarda o saatte bile halay çekiyorlar. Halay başı da eline mendil almayı ihmal etmiyor. Mendil bulamasa da, mendil varmış gibi elini sallıyor.
2- Herkesin elinde cep telefonu var. Mekânlar tıklım tıklım, ama fark etmiyor. Aslında o kalabalıkta bile herkes çok yalnız; bu yüzden cep telefonuna sarılıyor. Muhakkak yaşadığı anı Twitter ya da Facebook üzerinden başkalarıyla da paylaşmak istiyor. Bana göre bu gerçekten tamamen yalnızlık belirtisi. Yanındaki, sağındaki, solundaki ona yetmiyor.
3- Şarkılarla mesaj kaygısı var. Duyduğu şarkının sözlerini muhakkak yazıyor. Amaç eski sevgiliye, küs olduğu arkadaşa mesaj göndermek. Yani "Bak seni düşünmüyorum. Umrumda değilsin" ya da "Anla işte yaptığın aptallığı" demek niyetinde... Ama tabii anlayana... Bana göre anlayan yok. Boş boş yazılıyor işte.
4- Saatler kaçı gösteriyorsa göstersin, bir kadın yine de makyajını tazeler. Tamam, bazı gerçekleri göz ardı edemem, mesela bazı kadınlar gerçekten çok dağıtıyor. Ama yine de bir kadın, sallana sallana, topuklu ayakkabısının arkasına basa basa allığını tazeleyebilir. Bu kaçınılmaz bir görüntüdür.
5- Mekânın en uç köşesinde gizemli bir erkek muhakkak durur. Etrafı keser. O erkek neden durur, niye hiç kimseyle muhabbet etmez anlaşılmaz. Ama herkesi tanır. Her mekânda böyle bir görüntü muhakkak vardır. Olmaması tuhaf olur.