Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Geçen akşam kalabalık bir grupla Nişantaşı Delicattessen de oturuyoruz. İşim gereği bazı şeyler hep benim dikkatimi çeker. İşte yeni bir olay karşımda. Yani barda oturuyor. Bir çiftten bahsedeceğim. Yeni tanışmışlar. İşte Twitter, Facebook türü şeyler aracılığıyla. Bir saat geçti, iki saat geçti ve cilveleşmeler başladı. Ama adam bu arada 20 dakikada bir yerinden kalkıyor ve tuvalete gidiyor. Yerinden kalkar kalkmaz cebinden telefonu çıkartıyor. Gözünüzde canlandırın, o kadar sabırsız çıkartıyor ki telefonu, görmeniz lazım. Çünkü kadının yanında bakmıyor telefonuna. Neyse ama bu adamın telefona bakma durumu başka. Çünkü başka bir kadınla buluşma yeri ve saati ayarlıyor. Barda oturan kadından ayrıldıktan sonra ona gidecek. Yani başka bir kadınla konuşurken başka bir kadınla barda oturuyor. Ve yine aynı akşam. Bir saat sonra falan. Kapının önünde bir kadın sigarasını yakmak için çantasında çakmak arıyor. O an yanına bir erkek geldi ve sigarasını yaktı. Kadın, "Çok centilmensin. İsterseniz telefonumu verebilirim" dedi. Ben olayın şokunu yaşarken yanımdaki arkadaşım anlamış olacak, "Hiç şaşırma onlar içerde bir saattir bakışıyorlar" dedi. Çok gülüyorum böyle şeyleri duyup görünce. Yani bir saat bile uzun gelmiş bakışmak hemen konuya girdiler. İşte gece hayatının renkleri. Renk renk cümbüş adeta. Bakın tıpkı bu taksi gibi. Geçen akşam Karaköy Bej'in orada gördüm bu taksiyi. Hem şoförün orada hem de arka koltuklarda ekranlar açık. Taksinin içi ışıl ışıl. Bir de içinde "Taksi" yazan led var. Siz taksiye bindiğiniz an, "Belgesel mi, klip mi, dizi mi, film mi izlemek istersiniz?" diye karşılayan biri. Şaka değil, gerçekten böyle bir taksi var. Tıpkı gece hayatında yaşanan gerçekler gibi...

        'Bunların alınmadığı bir mekân olsa'

        "Bunların alınmadığı bir mekân olsa. Sadece bizler girebilsek" diyor. Yani "bunlar" biz, "bizler" de kendileri, yani ünlüler oluyor. Kendisinin aşk haberlerini yapmadan önce Nişantaşı'nda karşılaşmıştım bir öğlen. Bana, "Sen şöyle başarılısın, sen böyle süpersin. Bizleri bir tek sen koruyorsun. Çok adil konuşuyorsun" diyen kişi aşk haberlerini yapınca anında nefret etti benden. Hayır anlamadığım bir şey var. Bana 3-5 iltifat ettiği için işimi mi yapmayacağım! Ama işte ben mesleğimi yapınca kaşıntılar başlıyor bazılarında. Klasik birçokları gibi. Var bu tarz daha çok ünlü isim. Hep övülmek istiyorlar, hep en başarılı olduklarını duymak istiyorlar. Tabii şimdi haliyle merak ediyorsunuz bu sözleri söyleyen kişiyi. Hani pazartesi yazmıştım. Beni mekânda görüp, "Bu da mı burada!" diyen Tuba Unsal'dan başkası değil. Şimdi ben arkadaşlarımla eğlenmeye gideceğim, paramı ödeyeceğim ama beni içeriye almayacaklar. Çünkü ben "Bunlar"ım. Çünkü Tuba Hanım bizi istemiyor. Çünkü Tuba Hanım'ın işi bitti. Artık o Türkiye çapında tanınan bir kişi. Tıpkı birçokları gibi. Ben sadece Tuba Hanım'ın dizisi, reklamı ya da başka bir çalışması olduğu zaman haber yapacağım. O zaman benden kıymetlisi yok. Zaten başka neye yararım ki ben, öyle değil mi "Tuba Hanım"? Ben ötekiyim. Kapıda mekân önünde duralım ama içeriye girmeyelim. Ah Tuba sana ne desem boş. O yüzden de seni kendinle baş başa bırakıyorum. Aynaya daha dikkatli bakmanı tavsiye etmekten başka yapabileceğim başka bir şey yok inan. Ya da Survivor "Ünlüler-Gönüllüler"e katıl. Egon için sadece ünlülerin olduğu bir ada iyi gelebilir.

        Haber olmak istemiyorsan

        1 - Popüler mekânlara gitmeyeceksin.

        2- Evinden çıkmayacaksın.

        3- Yalan söyleyeceksen bile başını, sonunu düşüneceksin.

        4- "İki kişinin bildiği sır değildir" bunu aklından çıkartmayacaksın.

        5- Twitter, Facebook gibi sosyal medyada yazı yazmayacaksın.

        Diğer Yazılar