Cem'in halleri
Cem Yılmaz’ın Vogue’daki röportajının bir bölümüne takıldım. Şöyle diyor: “Geçen gün bir hanım, ‘Gazetede gördüm, düğün şuradaymış’ dedi. Ben de ‘Davetli misin?’ dedim. Bozuldu. ‘O kadar da halkla ilişkilerci değilim’ dedim.” Ve, “Sahne ve filmlerimle yetinseler” demiş. Yani sokaktaki hayranından bile artık sıkılmış. İstemiyor ona sorular sorulsun, espriler yapılsın. Bir an durup Cem’e hak vermek istedim ama Türk halkı böyle sahipleniyor işte sevdiği ünlüyü, onu evindeki insandan ayırmıyor. Yani düğününü, çocuğunu, üzüntüsünü, sevincini paylaşıyor. Evde öyle bir konuşuyorlar ki o ünlü hakkında, sanki o evden birisi... Yani Cem’in sıkılmaması gerekiyor. Türk halkının sevgisi böyle, bunu değiştirmek mümkün değil.. Yani ya çok seviyorlar ya da bir anda yok ediyorlar.
Daha hiç görmedim
1- Bir kişinin söylediği ya da yaptığı bir şeyi kabul ettiğini.
2- Yalan söylediğini kabul ettiğini.
3- Aldattığını itiraf ettiğini.
4- Arkadan iş çevirmeyi bıraktıklarını.
5- Kıskançlıktan çatlamak üzere olduğunu itiraf edeni.
‘Benim kadın tipim Monica’
Geçen sene bu köşede “Bu kıza dikkat edin” diye yazmıştım. Didem Soydan’dan bahsediyorum. “Son yıllarda manken çıkmıyor” sözlerine karşılık verircesine, muhteşem işler yapıyor. Hangi kanalı açsam, hangi dergiye baksam Didem var. Şimdi de Habertürk ekranında yeni bir programa başladı. Moda konusunda bilinmeyenleri anlatıyor. Didem’in vücuduna bayılanlardanım. O da Monica Bellucci tarzı kadınlara bayılıyormuş. Her zaman böyle değil midir? Hep kendimizde olmayanı isteriz. Oysa Didem’in görüntüsünde olmak için neler feda edecek kadınlar var, öyle değil mi?
'Ben bu gece çıktım' modası
Cumartesi gecesi, sabah 08.30'u gördüm maşallah. Uzun süredir bu saatteri görmüyordum. Yani o saatte eve gitmek çok tuhaf oluyor. Ama yalnız olmadığımı görünce de sevindim. İnsanların hepsi öyle. Sabah 06.00'dan sonra çorbacıların hepsi tıklım tıklım, o saatte sokaklar tıkır tıkır topuklu ayakkabılarıyla eve gitmeye çalışan insanlarla dolu... Tabii bu arada dükkânlarını açan, güne başlayan insanların sayısı da bir hayli fazla. Böyle bir çılgınlığı yapmak arada bir güzel ama her zaman değil! Mekânların geneli tıklım tıklım. İnsanları gözlemliyorum da; eğlenmiş olmak için eğlendiklerini düşünüyorum. Yani "Ben bu gece çıktım" demek için... Onun dışında doğru düzgün eğlenen, gecenin hakkını veren kişi sayısı gerçekten çok az...