Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Cumartesi akşamı Tarabya Fransız Bahçeleri'nde Emre Aşık'ın düğünü vardı. Eski futbolcu Emre Aşık sessiz sedasız dünya evine girdi. Umarım ömür boyu mutlu olur. Ha bu arada Emre alışılagelmişin dışında hareketler yaptı. Neler mi? Mesela klasik olarak gelin damadın ayağına basar ama bu kez Emre gelinin ayağına bastı. Ve nikâh defterini kendisi kaldı. Genelde geline verilir biliyorsunuz. Allah Emre ve Yağmur'u mutlu etsin bir yastıkta kocasınlar inşallah. Tabii düğünde de futbol camiası boy gösterdi. En dikkat çeken çift her zamanki gibi Arda Turan ve Sinem Kobal oldu. İtiraf ediyorum ben de düğündeki birçok kişi gibi Arda ve Sinem'e "Darısı başınıza, ne zaman evleniyorsunuz?" dedim. Ama o an suratlarını görmeniz lazımdı. O gece o lafı söyleyen yüzüncü kişiydim galiba. Onlar da benim gırtlağıma yapışmak üzereydiler. E haklılar. Çünkü toplum olarak bir rahat vermedik. Biliyorsunuz birileri beraberken "E hadi evlenin" diye baskı yaparız, evlenince de "Ne zaman boşanacaklar" diye konuşuruz. Böyle bir alışkanlık olmuş ama diyeceğim odur ki, Arda ve Sinem artık bir elmanın iki yarısı gibi olmuş sanki. Şöyle bir üç beş dakika izledim gayet mutlu ve huzurlu gözüküyorlardı.

        Zengin koca bulma sanatı

        Son günlerde Seyfi Dursunoğlu ve Hande Ataizi'nin yeni yarışma programından sonra çok tartışılır oldu bu durum. Hani Ebru Gündeş'i canlandıran Kendi'ye "Nasıl zengin koca bulunur anlatsana?" sözünden ötürü... Ben hemen size söyleyeyim. Son günlerde sağımda solumda, önümde arkamda yaşları bir hayli küçük kızlar bu konu üzerinde çalışıyorlar. Hem de sistematik bir şekilde. Hedef altı ay içinde nikâh masasına oturtmak, hemen çocuk yapmak ve üç yıl içinde de yüklü bir tazminatla boşanmak. Bir kadın olarak bu duruma ben çok üzülüyorum. Çünkü gerçekten bu zihniyette olan kadınların sayısı günden güne çoğalıyor.

        Siz uyurken

        ■ 01.00'de bir kız, alkolün ya da sıcağın etkisiyle kafasını buz kovasının içine sokmaya çalışıyor.

        ■ 02.00'de bir kız topuklu ayakkabılarını çıkarmış Bebek'te yürüyor. Yanındaki adam da "Ayaklarının altı simsiyah oldu inanamıyorum sana!" diye bağırıyor.

        ■ 03.00'te Ayşe Boyner, Baltalimanı'nda bir arkadaşının doğum günü partisinde DJ'lik yapmış. Gecenin sonunda dans ediyor.

        ■ 04.00'de Cihangir Meydanı ve klasik sesler... Yani 3-5 kişi evine giderken bağıra çağıra şarkı söylüyor.

        Cumartesi gecesi ateşi

        Yanıyor sokaklar, caddeler... Ve özellikle de sahil yolu. Yani artık saat gece yarısını geçmiş, trafik boşalmıştır diye düşünüyorsanız fena şeklide yanılıyorsunuz. Çünkü saatler kaçı gösterirse göstersin trafik var ve herkes eğleniyor. Bebek, sabah, öğlen, akşam ve gece trafik. İlerleyemiyorsunuz. O yüzden de benden söylemesi. Eğer kendinizi göstermek istemiyorsanız, "Bebek'te üç beş tur hava atayım" demiyorsanız sahil kısmına inmeyin.

        Yoksa gideceğiniz yere zamanında asla gidemezsiniz. Bebek demişken geçen cumartesi gecesi manzara aynen şöyleydi: Saatler 01.45 ve meydanda bulunan tüm mekânlardan müzik sesi geliyor. Herkes eller havaya eğleniyor. Bir anda, "Müzik yasağı yok belli ki, bu yaz bol müzikle geçireceğiz" derken ekip arabası geliyor. Müzik sesi kısılıyor. Yani her yaz görmeye alıştığımız görüntüler... Bu yaz da devam ediyor. O zaman size kısıtlı da olsa iyi eğlenceler.

        Diğer Yazılar