Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Kime sorsam Yunan adalarında. Maşallah kriz falan hak getire. Türkler deyim yerindeyse Yunan adalarına çıkarma yapıyor. Her gelen anlata anlata bitiremiyor. Öyle ki, "Eylül'de yine bir tur yapacağız falan" diyorlar. Bizim Bodrumlu işletmeciler de "Eylülde sezon ölür buralarda. Temmuz-ağustos ne kazanırsak kârdır" diye geçirdikçe geçiriyor tatilciye. O yüzden iyice küstürdüler tatilciyi, tıklım tıklım olması gereken Bodrum maalesef boş. Bakınız Yunan adalarında sezon hiç de kısa değil. Yani bu aylarda gidenler bir daha gitmeye hazırlanıyor. Bodrum'un esamesi bile okunmuyor yani, ne açıklı. A tabii hiç kimse Bodrum'a gitmiyor değil. Tabii ki gidiliyor. Ama tatili uzatmıyorlar, uzatamıyorlar. En fazla 3-5 günle sınırlı tutuyorlar. Bakınız oralarda tatil yapanların ağızlarından hep aynı sözler dökülüyor: "Yunan Adaları müthiş. Keyifli, yemekleri süper, garsonlar çok güler yüzlü, işletmeci harika. Para bile ödeme hiç umurlarında değil." Gerçekten çok akıllılar, tatilcinin gönlünü nasıl kazanacaklarını çok iyi biliyorlar. Her kime böyle jestler yaparsanız o kişi yine döner dolaşır oraya gitmek ister. Üstelik yanında da bir sürü kişi götürür. Orayı da anlata anlata bitiremez. Ama bizim Bodrum işletmecisi mutsuz, garsonu hepten mutsuz. Güler yüz maalesef çok az. Çünkü "Sezon kısa ve istediğimiz parayı kazanamayacağız" kaygısı var. E yapacak bir şey yok. Kendinizi değiştirmezseniz ileriki yıllarda sezonu daha da kısaltacaksınız, haberiniz olsun.

        Özcan'ın isyanı

        Bazen bu sosyal paylaşım siteleri çok acımasız oluyor. Özcan Deniz bayramın ilk günü belli ki, sahil yolunda ilerlerken Yedikule Hayvan Barınakları'nın tabelasını görüp girmiş. Ve o anda da bunu paylaşmış. Ama tabii Twitter ahalisi acımasız. Hemen başlamış söylenmeye. Bazıları, "Büyüklerini ziyaret edeceğine hayvanları mı ziyaret ediyorsun?" demiş. Tabii Özcan da isyan etmiş haklı olarak. Kusura bakmayın ama haklı. Sanırım bu Twitter eşrafı insanı çileden çıkarıyor. Hiçbir empati kurmadan, hiç "Acaba" demeden oturduğu yerden yazıyor. Keşke bir düşünse, keşke bir empati yapsa, keşke "Ne güzel bak, demek sahil yolunda ilerlerken fark etti de girip hayvanlarımız için de güzel bir şey yaptı" dese. Ama yok. Oturdukları koltuktan olur olmadık cümleler kuruyorlar. Benim de başıma geliyor. İşim gereği sürekli gittiğim mekânlarda twitler atıyorum, bu yüzden bana "Sen de sürekli eğleniyorsun, başka işin yok" diyorlar. Ama tabii kendi özel hayatımla, ibadetim, ailemle ilgili ya da üzüntülü olduğumda twit atmıyorum. Zannediyorlar ki, sürekli eğleniyorum. Ama yok işte. Öyle değil, bildiğiniz gibi değil. Lütfen biraz daha düşünerek, biraz daha kendinizi bilerek yazın bazı şeyleri. Sonuçta herkesin bir sabrı var, öyle değil mi? Bakın Özcan da dayanamamış ve isyan etmiş. Söylemiş tüm söyleyeceklerini. Şimdi birçok kişi yine sesini yükseltecek. Özcan da durmayacak. Durmasın varsın. Söylesin içindeki tüm duygularını. Ben de öyleyim. Eğer haklıysam sonuna kadar konuşurum. Ve konuşmaktan hiç sakınmam. Bravo Özcan.

        Her yerde Behzat Ç.

        Evet, bu fotoğraf bayramın ikinci günü bir takside çekildi. 'Behzat Ç.' fanatizmi her zaman, her yerde devam ediyor. Taksi de bile izleniyor. Ben bu tarz taksilere çok denk geliyorum. Özellikle yabancı film ya da klip izleniyor. Ama bizim taksici "Behsat Ç. için ölürüm" diyebilecek kadar fanatikti. Artık gerisini siz düşünün. Ben çok fazla izleyemediğim için üzülüyorum, gerçekten çok fazla fanatiği var. Onları yakalayabilmek için kendimi eve kapatıp tüm kaçırdığım bölümleri izlemem biraz zor. Artık bakalım yeni sezona kısmet.

        Bayramda gece...

        - İlk gün, yani pazar akşamı İstanbul'da birçok mekân boştu.

        - İstanbul'da genelde trafik boştu. Ama Ortaköy'de her gün trafik vardı.

        - İstanbul tatilcisi en çok rakı içti. Yani rakı-balık ikilisi tavan yaptı. Arnavutköy balıkçıları tıklım tıklımdı.

        - Tatile gitmeyenler, İstanbul'a yakın yerlerde denize girdi. Özellikle Suada'dan denize havuza girmiye tercih etti.

        Siz uyurken...

        - 01.00, Sabahat Balakçısı, kalabalık bir grup oturuyor. Öyle bir dedikodu dönüyor ki, inanın biz gazeteye yazsak haber olur. Konuları magazin dünyasının tanınmış isimleri. Kadınlardan biri de erkeklerle olan ilişkisini anlatıyor.

        - 03.00, Rehab, barmen bir içki hazırladı ve barın köşesinde dans eden kadına verdi. Kadın barmenin askılarından tuttu ve kendine çekti. Ama maşallah öyle bir çekti ki, askılar yerinden çıktı.

        - 04.00, Love, tuvalette bir kız telefonda konuşuyor, bir yandan ağlıyor bir yandan makyajını tazeliyor. Bir yandan da telefondaki kişiye "Ama beni buradan alacaktın şimdi ben nereye gideceğim?" diye dert yanıyor.

        Diğer Yazılar