Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Son günlerde her şey üst üste geliyor. Üzüntü üstüne üzüntü yaşıyoruz. Bir taraf var ki; “Konserler iptal edilsin, televizyon programlarında insanlar gülüyor, yok o spiker güldü, yok o spiker şarkı söyledi” diyor ama kendi her türlü şeyi yapıyor. Geçen gün biri instagram da fotoğrafımı eleştiriyor. Diyor ki; “Esin Hanım evinizde oturup şerbet, helva yemeniz lazım. Hepimiz evimize çekilmiş haber programları izleyip helva yiyoruz” diyor ama o arada da daha önce paylaştığım resimlere like yapıyor. Diğeri de diyor ki, “Ay şehit olmuş, kandil günü olmuş, ramazan olmuş Esin Hanım’a ne yazar” diyor. Yani diyorlar da diyorlar... Zannediyorlar ki, ben her gün her saniye, her dakika sanatçılarla eğlence üzerine eğlence yaşıyorum. Hiç üzülmüyorum, ağlamıyorum, sıkılmıyorum, derdim tasam yok. Benim yüreğim taştan. Çünkü ağlarken, kavga ederken, dert içindeyken, sıkıntı içindeyken kimselere kendimi göstermiyorum. Sadece işimi yaparken sosyal medyada var oluyorum. Neyse şimdi bu bana yazan kişilerin o özel günlerde paylaştığı fotoğrafları buradan yayınlasam “Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” dersiniz. Ama ben bana söz söylemelerini eleştirmiyorum. Varsın söylesinler. Rahatsız da olmuyorum. Demek istediğim insanlarımız birbirine karışmış durumda. Kafalar karışık. Mutlu mu olmalı, mutsuz mu olmalı bilmiyor. Eğlense korkuyor, eğlenmese yine korkuyor. Kim ne dese hemen “Tamam evet o işte” diyor. Tuhaf bir durumdayız. Kendi doğrularını unutmak üzere birçok kişi. Ki bence bu en kötüsü ve tehlikelisi.

        NE TESADÜFTÜR Kİ!

        Oktay Kaynarca’nın “Ustura Kemal” dizisinin fragmanları bir yaz boyunca gösterildi. Başladığı hafta “Başbakan’a mektup yazdım” diyerek tüm şimşekleri üzerine çekip kendisinden dizinin başladığı günler sürekli bahsettik. Güzel taktik bravo. E Oktay Kaynarca bu işi en eskilerinden bilen kişi. Şaşırmamak gerek tecrübeli hareket. Sezen Aksu hakkında “Bu esrarengiz adam kim?”diye haberin çıktığı gün Yaşar Gaga pek bir sessiz kaldı. Yani her gün Twitter’da yorumlar yapan, yazılar yazan Yaşar o gün “Benim” gibi bir yorum yapmadı. Ama daha sonrasında aynı gömlek aynı poz verildi. Ama şu erkeklerin sık kullandıkları topik var ya işte Yaşar sanırım canlandırmanın yapılacağı gün biraz fazla kaçırmış.

        Ben Kezban değilim onu biliyorum

        Bir Kezban tartışmasıdır gidiyor. Ahmet Hakan, Meltem Cumbul için “Kezban” yakıştırması yaptı. Ardından Meryem Uzerli’nin yüzüğünü göstermesi ile hayatımızda bir Kezban adı dolanıp duruyor. Şimdi sizler sadece gazetelerde okuyor olabilirsiniz ama ben artık bu konuyu sokakta da duymaya başladım. Geçen bir kadın “O kadar sinir oldum ki, alyansımı çıkardım” dedi. Allah allah. Acaba ben mi bu konuda sinir olunacak ya da tartışılacak bir şey bulamıyorum. Takmak istersin takarsın, takmak istemezsin takmazsın. Birileri kezban dedi diye sen yüzüğünden neden vazgeçiyorsun. Benim de etrafımda evlenmek için yanıp tutuşan, üç sıra, beş sıra, tek taş takmak için ölüp biten kadınlar var. Yani o yüzükleri taktıkları zaman kendilerini güçlü kuvvetli hissediyorlar. Varsın hissetsinler ben rahatsız olmuyorum ama onlar bu yüzükleri takarken bu yakıştırmaya rahatsız olabiliyorlar. İşte ben en çok buna şaşırıyorum. E güzel işte, zaferini kutla, tadını çıkar. Neden sinir oluyorsunuz? Tuhaf bu kadınlar, çok tuhaf. Ben himcinslerimi anlamakta zorluk çekiyorken erkekler bizleri nasıl anlasın öyle değil mi?

        PASTADA SON NOKTA

        Geçen gün Suada’dan dönüyorum. Teknede bu muhteşem pastayı gördüm. Ameliyat masasında yatan hastanın detayından doktorların yüzüne kadar her türlü detay düşünülmüş. Son zamanlarda pastalar müthiş. Pelit’in sahibi Selahattin Ayan, Prof. Dr. Ali Rıza Kural başkanlığında yürütülen 30. Dünya Endoüroloji Kongresi davetine katılan 2 bin 500 ürolog için tasarlamış bu pastayı. Bu ürologlar ilk kez dev ekrandan HD kalitesinde 3 boyutlu, canlı ve eşzamanlı olarak prostat ameliyatı izledi hatırlatayım. Pasta da üçboyutlu olmuş haliyle. Yani itiraf ediyorum ki ben böyle bir ameliyat izleyemem. O yüzden de doktorlarımızı ve tabii ki pastanın doktoru Selahattin Bey’i de kutlamadan edemeyeceğim. Pasta harikaydı.

        Siz uyurken...

        TOMTOM Sokak 01.00, iki çocuk yürüyor. Ben de Tektekçi’nin merdiveninde oturuyorum. Biraz ileride bir su birikintisi var. Çocuk o su birikintisine basmamak için eğildi, pantolonunun ayakkabısının ön kısmına takıldı ve o anda pantalonun arka kısmı cart diye yırtıldı. Yanımda duran arkadaşım, “Şimdi sen bunu Siz Uyurken’e yazsan inanmazlar” dedi. Evet ama yırtıldı işte. Şahitlerim var. Hem de sağ bacağının arka kısmı yukarıya kadar.

        İSTİKLAL CADDESİ bir arkadaşım ile fotoğraf çekimi yapıyoruz gecenin bir vakti. Yani saat 03.00’ü gösteriyor. Biz öyle eğlencesine yapıyoruz, sonra yanımıza biri yaklaştı ve “Bir türlü beceremediniz. Ben daha güzel çekerim” dedi. Sonra “Sen bilirsin” deyip gitti.

        TEKTEKÇİ tuvaleti, 01.00 unisex olduğu için kızlı, erkekli bekliyoruz. Erkekler kendi aralarında hummalı bir şekilde gecenin bilançosunu çıkarıyor. Yani kaç kızın telefonunun aldıklarını kendi aralarında tartışıp yarış yapıyorlar. Enteresan, bu erkekleri anlamak çok güç çok.

        Diğer Yazılar