JLO'ya gitmeye korkuyorum
BU memlekette konser izlemek zulüm. Eğer konsere gidiyorsanız sürünmeyi kabul etmeniz gerekiyor. Bakınız Madonna’da aynı şey yaşandı. Konser çıkışı yürü babam yürü. Taksiler iki katı değil üç katı fiyat istiyor. Tamam kabul ediyorsunuz ama taksi yok. Geçen Red Hot Chili Peppers’ta millet yine süründü. Bir de tabii konser alanlarında telefon çekmiyor. İnternet ağı yok. Şimdi 16 Kasım’da Ülker Arena’da Jennifer Lopez konseri var. En gitmek istediğim konserlerden biri daha ama korkuyorum. Çünkü oranın yolu hakkında hiç güzel şeyler duymuyorum. Geçen gün bir arkadaşım, “Gündüz şimdi gitmeye kalk yine sorun yaşarsın. O kadar problemli bir yer ve özellikle o gün konser günü düşünemiyorum” dedi. Evet maalesef ben de düşünemiyorum. Yol sorun ama Jennifer’ın da gelip Harbiye Açıkhava’da konser verecek hali yok ki. Ah ah ne yapacağız belli değil.
SİZ UYURKEN
Reina’da saatler 03.30’u falan gösteriyor. Biz üst katta oturmuş öyle etrafı kesiyoruz. Bir kız gelip üzerinde turuncu bir elbise olan bir başka kadına bir tokat attı. Saçlarını tuttu. İki kadın birbirine girdi bir anda. Korumalar zor ayırdı. Arkadaşları zor ayırdı. Okkalı bir tokat yiyen kız sevgilisinin kollarında ağlayarak mekânı terk etti.
Sortie‘de İbrahim Toraman arkadaşlarıyla eğleniyor. 02.00’de sevgilisiyle sarmaş dolaş dans eden bir kız bir anda futbolcuyu fark edince sevgilisini bıraktı ve futbolcunun yanına gidip uzun uzun sarıldı, öptü. Sonra kız İbrahim Toraman’a sımsıkı sarıldı. Ve işte o anı da kızın sevgilisi görüntüledi. Enteresan bir görüntüydü doğrusu.
Mekan belirtmeye gerek yok. Saatler gece yarısını gösterdikten sonra her türlü mekânda Süreyya Yalçın ve sevgilisi karşıma çıkıyor. Tabii mekânın en güzel ve gösterişli localarında oturuyorlar. İki sevgilinin yanında da muhakkak hep birileri oluyor. Ve maalesef mekânda bu ikiliyi gören herkes onlar hakkında konuşuyorlar. Yani kaçınılmaz bir durum söz konusu.
Aklınızda bulunsun
Karaköy Bej’de akşam partileri bugün başlıyor. Yani Hakan Özkul partileri başlıyor. Hakan bence süper çalıyor. Cumartesi günlerinin keyfi. Bence kaçmaz. Hele son zamanlarda Karaköy bu kadar popüler olmuşken...
Ah topuklu ayakkabılarım nerede
Olacak gibi değil. Maça bile giderken topuklu ayakkabılarım ayağımda olur ama dört yakışıklıyla buluşmaya giderken yok. Evet yok. Çünkü unutmuşum. Bir kadının en büyük silahıdır oysa ki topuklu ayakkabı. Bu kuralı 30’larımı geçtikten sonra öğrendim ve sıkı sıkı sarıldım. Önceden umursadığımı söyleyemem. Düşünün Prag’da tüm kadınların âşık olduğu dört yakışıklı Il Divo ile buluşuyorum ama yanlarında cüce kalıyorum. Hele kapıda bekleyen o heyecanlı kalabalığı görünce daha da panikliyorum. Konser öncesi Il Divo ile buluşmak için kulise gidiyoruz. Kulisin kapısında sıraya gimiş birbirinden süslü püslü hanım.
David, Sebastien, Urs, Carlos da iki dirhem bir çekirdek ellerinde kırmızı gül bekliyorlar. Sanırsınız az sonra nikâh kıyılacak. Kulis Erol Atar’ın stüdyosu gibi hazırlanmış. Özel ışıklar, özel fotoğrafçı. Ekip hayranlarıyla tek tek buluşup onlara hem gül veriyor hem de fotoğraf çektiriyor. Daha sonra bu fotoğraflar internet sitesine konuyor ve herkes fotoğraflarını oradan alıyor. Yani kimsenin cep telefonuyla fotoğraf çekmesine izin verilmiyor.
Aslında titiz ve bence çok da güzel bir düşünce. Çünkü sanatçılar o durumlarda bazen şebek gibi çıkabiliyorlar. Yüz göz kaymış falan filan durumları tamamen ortadan kalkıyor bu sistemle. Tabii ben de David, Sebastien, Urs ve Carlos ile vereceğim nişan pozumda böyle hazırlıksız çıktım ama artık idare edeceksiniz. Neyse ekip 27 Eylül’de Kuruçeşme Arena’da olacak. Siz siz olun hazırlıksız gitmeyin. Belki sizinle de özel bir buluşmaları olur kim bilir.
SADECE SEBASTIEN EVLİ
Bilmeyenler için, erkek divalar yani Il Divo birbirinden farklı dört ülkede doğup, yolları Londra’da kesişmiş bir ekip. Orkestra eşliğinde yorumladıkları popüler bir repertuvarları var. Romantik şarkılar söylerken seyircileriyle sürekli cilveleşiyorlar. Bir tek Sebastien Izambard evli. Fransız ve bence en yakışıklı. Ve en çapkını.
Aslında en çapkını Carlos olarak gözüküyor ama fotoğraf çekimlerindeki izlenimim doğrultusunda bu kanıya vardım. Ama hepsi birbirinden esprili ve şeker. Prag’ın en güzel salonlarından biri olan O2Arena da tıklım tıklımdı. Ve grup, geneli kadın izleyicilerine unutulmaz romantik bir gece yaşattı. Aklınızda bulunsun diyorum.