Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Başlıktaki laf bana değil, ‘Öyle Bir Geçer Zaman ki’nin Ali Kaptan’ına şimdilerdeyse ‘Dila Hanım’ın Rıza Bey’ine ait. Hep enteresan şeyler duyarım Erkan Petekkaya hakkında. O yüzden tam çözemiyorum bazı şeyleri ama sanırım şu sıralar bir hayli rolüne kaptırmış kendini. Geçen Adana Altın Koza’da yanında sohbet eden bir grup genç oyuncuya kafa tutup “Benim yanımda lanlı lunlu konuşmayın” diye ağır yapmış, kızmış. Küçük çaplı bir şaşkınlık sonrasında yanlarından giden Erkan Petekkaya hakkında başlamışlar dedikoduya... Tabii dedikodular uzamış. Yıllar önce Dila Hanım’ın Rıza Bey’i olan Kadir İnanır’a kadar gitmiş. Dedikodunun tarzını çözdünüz sanırım. İşte yakıştırma durumları filan. Ben şimdi orada olmadığım için durumu kavrayamıyorum ama genelde böyle bir muhabbet sonrasında bu tarz bir dedikodu yapılması çok normal, öyle değil mi? Ama Erkan Bey’in de son günlerde biraz ağır abi pozlarında olduğu kesin.

        Orçun ile markette köşe kapmaca

        BU kızları gerçekten anlamak bazen mümkün olmuyor. Birçok kişiden dinlediğim “Yok artık” ile biten olaylarda ağzım açık kalıyor hâlâ o ayrı. Ama bir de izlediklerim var. İşte o zamanlarda gözlerim faltaşı gibi açılıyor. Geçenlerde markette alışveriş yapıyorum. Sağımdan solumdan fingir fingir iki kız geçiyor. Gölge gibiler ama. Bir oradan çıkıyorlar, bir buradan. Bir arka reyondalar, bir ters taraftalar. Meğer markette ‘Yalan Dünya’nın Orçun’u yani Bartu Küçükçağlayan varmış. İnanın çok dikkatliyimdir ama kızlar olmasa dikkatimi çekmezdi. Çünkü en sevdiğim alışveriş yerlerinden birinde; marketteydim. Neyse kızlar Bartu’nun dikkatini çekmek için her şeyi yaptı ama başarılı olamadılar. Gidip konuşmadılar da. Bartu da benim gibi reyonlara dalmış kafasını ürünlerden kaldırmıyordu. Kızlar da öyle kıkır kıkır gülerek izlediler Bartu’yu gidene kadar. Cihangir halleri bir tuhaf işte...

        CİHANGİR’İN her köşesinde

        CİHANGİR’İN her köşesinde Hülya Avşar konuşuluyor. Hatta her köşebaşında. Bu sene Antalya Altın Portakal Film Festivali Jüri Başkanı Hülya Avşar film platosu gibi olan Cihangir’de tek konuşulan kişi. Yolda yürürken köşede fısır fısır konuşanlardan, kahvede otururken arka masamdaki insanlardan, Ağa Bilardo’nun önünde duran masalarda tavla atanlardan, yani gelip geçerken herkesten Hülya Avşar adını duyuyorum. Kimisi küçümsüyor, kimisi umutla konuşuyor. Ben de her Hülya Avşar adını duyduğumda, “Kadın ne yapıyor ediyor kendinden söz ettiriyor. Helal olsun” diyorum. Her devir farklı farklı projelerle kendinden öyle ya da böyle söz ettiriyor. Durduğu yerde durmuyor. Bence bununla ilgili genç nesle yol gösteren bir kitap yazmalı Hülya Avşar. Hem de hiç gecikmeden. Yıllardır güzel işlere imza atmanın, magazinin zirvesinde kalmanın ince detaylarını anlatmalı. Keza gerçekten çok yanlış hamleler atan çok başarılı isimler var. Ve tüm zamanları Cihangir köşelerinde geçiyor. Onlara yol göstermesi gerekli. Bu işin detaylarını, zorluklarını ve çıkış noktalarını anlatmalı. Bence bu işe gönül vermiş kişilere önderlik eder.

        SİZ UYURKEN

        Piyasa'da bir kız tuvalette 03:00'de üstünü başını düzeltiyor. Kapının önünde bekleyen kız "Maşallah iç çamaşırına kadar gördük" dedi yüksek sesle. Kız da "E bakma o zaman" diye tersledi.

        Frankie 01:00'de bar da bir kız dans ediyor. Yanında duran erkek arkadaşı da hayran hayran onu izliyor. Sonra bir an kızı elinden tuttu ve ateşli bir öpücük ile sarıldı. Sanırım aşk böyle bir şey. Anında hissediliyor. bilemedim yani garip bir durum oldu ama şu an yansıtamadım sanırım size olayı.

        Lucca 00:30'da kapının önünde bir çift kavga ediyor. Adam kadının kolunu öyle bir tuttu ki ben bir an kol kırılacak zannettim. Ama aradan çok geçmedi bu çift ile tuvalet sırası beklerken karşılaştım öpüşüyorlardı. Gece hayatı işte inişli-çıkıştı.

        Diğer Yazılar