Bu sözler kavga çıkarır
YEDİNCİSİ düzenlenen İstanbul Fashion Week bugün start alıyor. Modacı Cengiz Abazoğlu da "adl Cengiz Abazoğlu Deep Dream" koleksiyonunda ilk kez mayo ve bikiniler tasarladı ve görücüye çıkacak. Ve bu koleksiyon tanıtımı için kaşesi çok çok yüksek olan 23 yaşındaki Slovak model Monika Balazova'yı tercih etmiş. Monika'nın kaşesi çok yüksek olduğu için defilede olamayacak üzgünüm. Yalnızca fotoğraf çekimi için gelmiş ve hemen ülkemizden ayrılmış. Ben de tabii Cengiz'i arayıp, "Bizim ülkemizde model mi yok Cengiz" diye dertlendim. O da bana, "Deniz Akkaya sonrası gelmedi Esin üzgünüm. Hem mayo ve bikini için 15-25 yaş arası olması gerekiyor. Bizim öyle ünlü modelimiz yok şu anda maalesef. Biz modacılar yabancı mankenleri tercih etmek zorunda kalıyoruz" dedi. İyi de cuma günü Cengiz Abazoğlu'nun adl Deep Dream defilesi var ve orada Türk modeller podyuma çıkacak. Mayo ve bikini giyecekler. Anlayacağınız kafam karıştı. Neler olacak meraktayım. Sonra Cengiz'e, "Peki baş mankenin kim?" dedim bana "Sadece kıyafetler Esin" diyerek net tavrını koydu. Vallahi ne diyeyim. Cengiz Abazoğlu artık moda dünyasında hatırı sayılı bir isim. Öyle diyorsa öyledir ama bu sözler hem Türk modelleri hem de bazı tasarımcıları düşündürür gibi geldi bana. Aslında bazı konularda haklı yanları yok değil. Çünkü artık memleketimizde modelliğe gönül verecek yeni isim yok. Genç kızlarımız hemen oyuncu olmak istiyor, model değil. Bu işe gönül vermek çok ama çok önemli. Ama ben de son yıllarda artık bu işe gönül veren genç kızlar göremiyorum. O yüzden de tabii tasarımcıların işi zor.
Moda takvimi
Bugün İstanbul Fashion Week Nihan Peker, Songül Cabacı ve Ayhan Yetgin ile başlıyor. Ve Dilek Hanif ile Atıl Kutoğlu defileleri kaçmaz. Yarın Niyazi Erdoğan, Deniz Kaprol, Nihan Buruk, Simay Bülbül, Özlem Kaya, Mehtap Elaidi, Stüdyo Kaprol, cuma Selim Baklacı, Nil Karademir, Selma State Karma defilesi sonrasında Hatice Gökçe, Nejla Güvenç, Özgür Masur, Tuvana Büyükçınar, Cengiz Abazoğlu ve
Zeynep Tosun, cumartesi de Emre Erdemoğlu, Tuba Benian, Ayşe Deniz Yeğin Karması sonrasında Jale Hürdoğan, Hakan Akkaya, Gamze Saraçoğlu, Gül Ağış, Elif Çığızoğlu podyumda. Anlayacağınız Antrepo 3’te yatıp kalkacağız belli oldu.
Hop dedik orda kal portakal
Her şey önce barınaktaki hayvanlar yararına başlamıştı. Ömür Gedik bir single çıkarıp sokak hayvanlarına yardım ettiğini, tüm gelirin onlar için harcandığını belirtmişti. Hatta bu sayede birçok ünlü isimle de düet yaptı. Ama tabii teknoloji yardımıyla her şey o kadar kötü değildi ve 'Orda Kal Portakal' çığırışları rahatsız etmedi bizi. Ben de destek oldum. Her zaman olurum o ayrı. Çünkü devamının geleceğini düşünmüyordum ve düşünmüyorduk. Ya da öyle zannediyorduk. Ama durum öyle olmadı. Ömür Gedik bir şöhret hastalığına kapıldı bence. Artık gazetedeki köşesi bile ona yeterli gelmiyor diye düşünüyorum. Anladığım kadarıyla Kuruçeşme Arena, Harbiye Açıkhava gibi özel yerlerde tek başına konser verecek düzeyde hissediyor kendini. Hatta belki de, "Neden ben buralarda konser veremiyorum" diye krizler bile geçiriyor olabilir. Aslında kendini Ajda Pekkan sahnesine attığında anlamış olmamız gerekiyordu. Duyduğuma göre o konsere çıkmak için Ajda Pekkan'a kendisi teklif götürmüş. Tabii Ajda Pekkan da geri çevirecek değil ya. Nasıl çevirsin? Kendimi Ajda Pekkan'ın yerine koyuyorum ben de çevirmezdim. Ama karşımdakinin de anlamasını beklerdim. Ömür, Ajda taklidiyle sızmış aradan kıyıdan Kuruçeşme Arena sahnesine. Ama işte o gece sonrasında kendini izlemiştir, görmüştür olmadığını diye düşünüyorduk ki, Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde de 16 şarkı söyleyince "Hop Dedik Orda Kal Portakal" sözü yerini buldu. Artık galiba yeter. Bu memlekette herkes bir şeyler olmak istiyor. Herkes şarkı söylemek, yazar olmak, televizyon programı yapmak istiyor. Siyaset yazarları magazin yazıyor, haber programcıları magazinciliğe soyunuyor. Magazinci nasıl siyaset yapamazsa siyaset yazarı da o kadar magazinden anlamaz. İşte bunun gibi Ömür Gedik'in de bana göre şarkı söylemesi. Bence zorlamamalı. Ya da çok hırslanıp zorlamalı. Yani ne yapıp edip çalışıp çabalayıp o sesi düzeltmeli. Yani ne diyeyim kafam karıştı. Çünkü Ömür ne ediyor ne yapıyor bir yerlerden çıkıyor. Pes edeceğe de benzemiyor. Pes etmeyecekse de bu işi layığıyla yapmaya çalışmalı.
SiZ UYURKEN
■ ARNAVUTKÖY BALIK, 01.00 Tuvalette iki kadın masada oturan bir kadını çekiştiriyor. Kadın için söylemedik söz bırakmadılar. Hatta öyle ki, kadının kleptomani olduğunu bile konuştular. Yani inanın artık ben utanıp dışarıya çıkma ihtiyacı hissettim.
■ BOMBAY, 02.00 Doğuş Çobakçor ve Birol Giray DJ kabininde. O anda da sahnede beş kız dans ediyor. Kadınlar kendilerinden geçmişler öyle dans ediyorlar. Bir ara biri takılıp düştü ama hemen toparladı.
■ BERDUŞ, 01.00 Tuvalette bir kız makyaj tazeliyor. Bana, "Rujunuzun rengi çok güzel. Ben de sürebilir miyim?" dedi. Yani kusura bakmayın ben de başkasının kullandığı ruju kullanamadığım için hanımefendiye hediye etmek zorunda kaldım.
AKLIMDAYKEN
■ ALTIN Portakal'da bu sene jean, kazak giyen tipleri pek göremeyeceğiz sanırım. Bu iyi bir gelişme tabii. Ve ben Hülya Avşar'ın bu konuda önemli katkıları olacağını düşünüyorum. Nitekim o derin yırtmaç ve sırt dekoltesi bunun kanıtı gibi geldi bana.
■ PARİS Hilton ülkemizi kapı komşusu yaptı. Arda Turan'la oynayacağı reklam çekimi için 3 milyon dolar almış. Ben olsam nereleri kapı komşusu yaparım. Ha bir de firma twit atmasını istemiş. O da twit başına 100 bin istemiş. Helal olsun. Maşallah maşallah!