Bol trafikli bir yılbaşı gecesi
İSTANBUL'DA bir yılbaşı gecesi nasıl kutlanır sizce? Biraz tahmin edin. İşte ben o hengameyi yaşayıp evime ulaşmış ve bu yazıyı yazmaya çalışan bir insanım. Trafik, trafik ve yine trafik. Hatta kavga, kavga ve yine kavga... İstanbul tam bir keşmekeş. Hele yılbaşı gecesi daha da bir keşmekeş. Her sene "Bu sene evde oturacağım" diyerek kendimi sokakta buluyorum. Çünkü kodlanmışım. Herkes bana sanki 7/24 geziyormuşum gibi, "Nereye gideceksin, ne yapacaksın?" diyor. Benim de pijamalarımla evimde oturma özgürlüğüm var sanırım. Ama yok sanki yılbaşı gecesi muhakkak çıkmak zorundaymışım gibi bir muamele var ama olsun alıştım. Çıkıyorum ve her sene bir önceki yılbaşını özlüyorum. Çünkü her sene biraz daha sertleşiyor gece hayatı. Trafik, kavga, gürültü daha da fazlalaşıyor. Bu sene ilk durak Papermoon oldu. Memleketin hemen hemen tüm kalburüstü isimleri o gece oradaydı. Herkes çok şıktı! Gerçekten keyifli bir geceydi ama saatler gece yarısını gösterdiğinde bu kez Ortaköy'de aldım soluğu. Geçen sene Nişantaşı'ndaydım. Ortaköy de tıklım tıklımdı. Sokaklarda insan seli vardı. Peki gözüme kulağıma neler mi takıldı?
■ Sanırım defalarca Demet Akalın'ın Türkan şarkısını dinledim. Hatta kaç kez dinlediğimi hatırlamıyorum bile ama her yerde o çalıyordu.
■ Bir adam taksicinin gırtlağına yapışmış az daha öldürüyordu. Hatta öyle ki, elleri taksicinin boğazındaydı. Onu ayırmaya çalışan arkadaşlarına da kızması ayrı bir durum tabii.
■ Yine kusan, sokağa tuvaletini yapan bir sürü insan görmek zorunda kaldım.
■ Maalesef yine birçok kadının ayakkabıları ayaklarında değil ellerindeydi. Of çok kötü görüntüler.
■ Kadınların yüzde 90'ı gerçekten çok şıktı. Saçlar, makyajlar, kıyafetler yerli yerindeydi.
■ İstanbul'un hemen hemen her kulübü kalabalıktı. Ve herkes eğleniyordu.
■ Halay çekmeyi kesinlikle seven bir milletiz. Düğün olmasına gerek yok, her an halay çekebiliyoruz her şekilde.
■ Birçok kulüpte dansözden çok zenneler sahneye çıktı.
■ Ve sonuç olarak eski yılbaşı gecelerini özlüyorum. Eskinin tadı maalesef yok.
Bu senenin listesi
■ Yıllardır erteliyorum ama bu sene kitap yazma çalışmalarına başlıyorum.
■ Her sene olduğu gibi yine rejim yapmaya devam edeceğim.
■ Bunca yıldır iyi niyetimden yararlanan kötü niyetli insanları bu sene asla yanıma yaklaştırmayacağım.
■ Yüzünde tebessüm eksik olan, kötü enerji veren insanların yanında değil 5 dakika, 1 saniye bile durmayacağım.
■ Sevginin ne olduğunu bilmeyen, mutlu olmamak için bin dereden su getiren insanları mutlu etmek için artık uğraşmayacağım.
■ Laf anlamayan insanlara laf anlatmak için uğraşmayacağım.
■ Daha çok okuyup, daha çok film izleyeceğim. Hatta daha çok tiyatroya gideceğim.
■ Bol bol Borusan Filarmoni konserlerine hatta bütün klasik müzik konserlerine gitmeye çalışacağım.
■ Bu sene yine Tarkan ve Şebnem Ferah'ın vereceği Harbiye Açıkhava Konserleri'ni kaçırmayacağım.
■ Daha çok yürüyeceğim. Daha çok spor yapacağım.
■ Daha çok güleceğim, daha çok ailemle, sevgilimle vakit geçireceğim.
■ Hiç kimseye küs, kırgın, dargın değilim. Hiç kimseden nefret etmiyorum. Herkesi olduğu gibi kabul ediyorum.
■ Yüreğiyle, kalbiyle, iyi niyetiyle bir şeyler yapmaya çalışan herkese zaten destek oluyordum ama bundan sonra tüm enerjimle onların yanındayım. Artık değmeyen insanlar için bundan böyle kılımı bile kıpırdatmayacağım.
■ Bana "O kız kötü, o adam kötü boşuna prim veriyorsun" dedikleri halde, "Yok o iyi biri" diye ısrar etmeyeceğim. Biri hakkında bir şey söyleniyorsa "Vardır bir şey" diye bir değil bin kere düşünüp hareket edeceğim.
■ Daha çok seyahat edeceğim. Hatta bir günlük turlara katılacağım. Tren yolculuğu yapacağım.
■ Zor olduğunu biliyorum ama keman dersi alacağım.
■ Hem 2013 aydınlanma yılı olacakmış. Ben aydınlandım şükür, hepsinin meyvesini şimdi toplamaya başlayacağım.