BEN DE BİR YOL arkadaşı istiyorum
Deniz Akkaya ile Ozan Çelik arasında uzun süredir aşk haberleri çıkıyor. Deniz Akkaya buna "Alt Üst Muhabbetler" programında bana konuk olduğunda kesin bir dille "Kendisi arkadaşım kesinlikle öyle bir şey yok, iş ilişkimiz var" demişti. Evet Deniz Akkaya, Ozan Çelik'in sahibi olduğu Kolan Hastaneleri'nin reklam çekimini yapacak. Yani aralarında aşk değil iş ilişkisi var. O yüzden de sık sık bir araya geliyor ve toplantı yapıyorlarmış. Geçen gün de Papermoon'da yaptıkları toplantıda Ozan Çelik, Deniz'in kızı Ayşe'ye hediye getirmiş. Yani gazetelerde çıkan "Kutlama yaptılar" haberlerinin içeriği bu. Deniz, "Ozan Bey Mardinli. Ve Mardin'in yöresel bir takısını Ayşe'ye getirmiş. Çok şık bir hareket yapmış. Zaten başka türlü olsaydı da bunu herkesin ortasında Papermoon'da yapmazdım inanın" diyerek isyan ediyor. Aslında şöyle baktığınız zaman gerçekten evin küçük çocuğuna hediye götürülür her zaman ama bu ünlü bir isim olunca hele ki popüler bir mekânda yapılınca hemen kuşlar devreye giriyor. Bu arada Deniz, aşka, ilişkiye kalbini kapatmamış. "Ben sağlıklı bir kadın olarak tabii ki, hayatımda bir yol arkadaşı istiyorum. Ama önceliğim kızım Ayşe. Önce ben emin olduktan sonra kızım Ayşe'yle tanıştırabileceğim biri olursa elinden tutar çıkarım" dedi. Deniz Akkaya'nın "Yol arkadaşı arıyorum" lafı çok hoşuma gitti. Evet belli bir saatten sonra gerçekten insan hayatında yol arkadaşı arıyor. Ki Deniz de bence doğru, düzgün bir yol arkadaşını sonuna kadar hak ediyor. Birçok kadın gibi.
'Müzisyenler üç kuruş para kazanıyor'
Pazartesi günü ünlü isimlerin konser ücretlerinden bahsettiğim haberi hatırlarsınız. O gün ismini vermemi istemeyen birçok söz yazarı, besteci ve müzisyen aradı. Hepsine sonsuz saygım var. Onların emekleri tartışılmaz. Çoğu gizli kahraman; "Müzik dünyası yeteri kadar para kazansaydı Unkapanı yok olmazdı. Gazinolar bile bu ünlü isimlerin çok para kazanma hırsı yüzünden yok oldu. Bunlar sadece kendileri kazanmak istiyor. Müzisyenler üç kuruş paraya çalışıyor. Milyonlar kazanan sanatçının arkasında çalan bir müzisyen sabaha kadar mekân mekân dolaşıp para kazanmaya çalışıyor" diyerek ünlü isimlerin aldıkları ücretlere tepki gösterdiler. Bu işler hep böyle değil midir? Ve yıllardır da tartışılır. Haksız olduklarını düşünmüyorum. Yıllardır süre gelen bir çark var. Bu çark böyle dönüyor ve buna da kimse dur dememiş. Bu saatten sonra da düzeltmek çok zor gözüküyor.
ERKEKLERİN İDDİALI açıklamaları
Titanic filminde Kate Winslet’in canlandırdığı Rose en son sahnede “Kadınların kalbi okyanus gibidir” diye bir söz söylemişti. Rose “Kadınlar erkekler gibi her şeyi ortaya dökmez. Gizli saklı yaşar duygularını” tadında ifade ettiği için bu sözü Nejat İşler yaptığı bir röportajında “Ben aynı anda bin tane kadın sevebilirim!” diye açıklama yapınca geldi aklıma. Şimdi erkekler dürüst mü oluyor yani böyle açıklamalar yapınca? Ya da “Biz bir kadınla olamayız. İşte bu kadar kabul edin” diye en başından noktayı koyup her kadına “aldatılmayı göze alın” mesajını mı veriyorlar yani. O yüzden ağızlarında bir bakla ıslanmıyor. Ki özel hayatı konusunda açıklamalar yapmaktan kaçınan Nejat İşler
bile söyleyebiliyorsa bu böyle demek ki. Ben daha hiçbir kadının ağzından “Şu kadar erkekle yattım, şu kadar erkeği sevebilirim” tarzında bir açıklama duymadım. Ki arşive girip bakın tüm erkeklerin bu tarz açıklamaları fazla fazla var.
Farkında mısınız?
■ Ben ve benim gibi birçok kişi Kayıp Şehir'e Gökçe Bahadır sayesinde bağımlı oldu. Kadın muhteşem oynuyor. Ama sürekli günü ve saati değişen diziye büyük haksızlık ediliyor.
■ Geçen gazetelerde Şeyma Subaşı'nın fotoğraflarına denk geldim. Şeyma'nın biçimli vücudu bana Dita Von Tees'i hatırlattı. Kadın dediğin ince belli olur. Kız fıstık gibi maşallah.
Siz uyurken
■ ASMALIMESCİT 02.00 çocuk kızın arkasından, “Seni ekliyorum şimdi Face’ten bana yanıt ver” diye
bağırıyor. Kız da “Beni nasıl bulacaksın” diye ona bağırıyor. Çocuk da “Buldum bile” diye. Yani bağıra çağıra tanışma şekli bu olsa gerek.
■ FRANKIE 01.00 bar kenarında iki kadın hareretli bir şekilde konuşuyor. Kızlardan biri “Tam yüzüğü takacaktık kaçtı düşünebiliyor musun” diye dert yanıyor. Yanındaki arkadaşı da “Boş ver takılma hadi eğlenmene bak” diyor. Bazen ben bile duyduklarıma inanamıyorum. Gerçekten hâlâ şoktayım.