Eğlence cuma-cumartesi ile bitmiyor
Tamam son zamanlarda İstanbul gecelerine biraz haksızlık yapıyorum. Sevmiyorum diye söyleniyorum ama İstanbul eğlencesiz olmaz. Bu şehirde yaşıyorsanız ayak uydurmak zorundasınız. Eğlence bitmiyor tükenmiyor. İyi ya da kötü. Artık Pazar günleri de coşmak eğlenmek istiyor insanlar mesela. Eskiden sinema, yemek sonrası evlerine dönerken artık eğlenceye devam etmek bir moda şu sıra. O yüzden de birçok mekan kapılarını Pazar günleri de açıyor. Mesela Sortie'de Pazar akşamları Mert Davran meyhane geceleri ile coşturuyor. Kime sorsam Pazar geceleri orada. Yarın gece de ben de gideceğim. Yoksa meraktan çatlamak üzereyim. Çarşamba akşamı da Limoncello'da izledim Mert'i. Orada da akustik yapıyor. Ama tabii ağabeyi Mehmet Davran'ı da es geçmemek lazım. O da Mert'in şovunun bir parçası. Sık sık sahneye çıkıyor. Yani anlayacağınız gece hayatı bu iki kardeşi çok sevdi bırakmaya da niyeti yok. Bu arada patronları Erol ve Varol Kaynar olması da büyük şans tabii. Kaf olarak ünlenen mekan da öyle bir değişiklik ve güzellik yapılmış ki, Akaretler'in vazgeçilmez yeri olmuş. Yeni televizyon programı yapmaya hazırlanan Erol Kaynar'da şu sıralar Dubai'de toplantılar yapıyormuş. Sanırım gruba yeni bir mekan katılacak. Merakla bekliyoruz.
En sık yapılan muhabbetler
-"Sağlıklı mısınız, paran, sevgilin var mı?" diye soruyor.
-"Ne zaman ayrılacaksınız" diyor.
-"Çok uzun süredir birliktesiniz evlenseniz çocuğunuz olurdu" diyor.
-"Ben aşık olamıyorum. En fazla on beş gün sürüyor" diye dert yanıyor.
-"Buradan hangi mekana gideceksin" diyor.
-"Akşam nerede yemek yiyelim" demeye saat 16.00'da başlıyor
Dil, din, ırk önemli değil
Gülsüm Kabadayı bir kadın ve bir anne. Antalya hastane de gördüğü Umut'a umut olmuş. Beş yıldır dilini, dinini, ırkını bilmeden Umut'a bakıyor, besliyor, iyileştirmeye çalışıyor. Rusya'da bir programa çıkınca biz kendisinden haberdar olduk. Tüm Rusya Gülsüm Anne'yi ayakta alkışlamış. Bence tüm dünya alkışlamalı. Ve Gülsüm Kabadayı herkese örnek olmalı.
Tuhaf haller
-Erhan Yazıcıoğlu'nun "Kızımı çok seviyordum onun kakasını yedim" açıklamasını okuduğum zaman durdum. Söz bulamadım, cümle kuramadım. Sanırım yıllarca yapılan hatta yapılacak en iddialı açıklamaları bile sollar. Hatta son nokta.
-Murat Boz'un oynadığı reklam filminin ikincisi gösterilmeye başlamış. Geçen akşam denk geldim. İzlerken yorum yapamadım. Gülemedim, üzülemedim. Bu nasıl bir ruh halidir çözemedim. Ya da nasıl bir hayal dünyası.
Aklınızda bulunsun
Geçen gün Talimhane'nin en sevdiğim yerlerden biri olan Udonya'ya gittim. Ve güzel bir kitap ile karşılaştım. Point Hotel'in fotoğraf koleksiyonundan seçilen bir Ara Güler İstanbul kitabı çıkmış. İstanbul'u 'Deli Saraylı'ya benzeten Ara Güler'in muhteşem fotoğraflarını kendi anlatımında görebilirsiniz.
Siz uyurken
-Sıraselviler 01.00 önümde bir kız ve erkek yürüyor. Kadın kimseye aldırış etmeden yanındaki erkeğin poposunu tuttu, mıncıkladı. Kadınlar son yıllarda çok cesurlar.
-Novo 03.00 kapının önünde hararetli bir konuşma var. Kız başına gelen bir terkedilme olayını anlatıyor. Ama terk eden erkeğe daha sonra yaptığı oyunu ve ona verdiği cezayı anlatırken nasıl mutlu aman aman görmeniz lazım. Çocuk şimdi kızı sürekli arıyormuş kız da telefonları açmıyormuş.
-Kiki 00.30 mekanda Nejat İşler var. Kızlar da tuvalette Nejat'ın dedikodusun yapıyor. Nejat'ı öpmüşler fotoğraf çektirmişler. Ve yakından daha çok yakışıklı olduğunu konuşuyorlardı.