Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        JEAN Paul Gaultier'nin Hint tanrıçalarından etkilenerek hazırladığı '2013 İlkbahar Yaz Haute Couture' koleksiyonundaki elbiseyi görünce 13.3.2009'da yaptığım "Martha'nın penceresi 250 adet sattı" haberi geldi aklıma. Paris'te Rus manken Martha'nın giydiği elbiseyi Türkiye'deki defilede Deniz Akkaya giymiş ve büyük de ilgi çekmişti. Haberi görünce Cengiz Abazoğlu'nu aradım. Cengiz'e "Bu elbise senin değil mi?" diye sordum o da "Ben de gazeteyi açtığımda öyle zannettim. Sanırım biraz esinlenme var" dedi. Yani hep bizim modacılar mı esinlenecek? Jean da esinlenmiş sanırım yıllar önce gördüğü bu elbiseden. Hatta öyle ki rengi bile aynı.

        Ve bunalıma giren kadın

        DERİN Mermerci güzelim sarı saçlarını kül rengiyle değiştirmiş. Tabii bu akıllara hemen 'Tipik kadın halleri'ni getirdi. Yani bunalımda olan kadın ilk iş olarak soluğu kuaförde alır. Ya saçını kestirir ya da rengini değiştirir. Ardından spora başlar, alışverişe gider. Ya da kendini Brigitte Jones gibi yemeğe verir. Ama bunalım sonrası her zaman daha da güzel olur. Kadın daha da güzelleşir. Ama öncesinde dibe vurması şart.

        'İleride yüzünüze NASIL BAKARIM'

        CENK Eren'i gözaltına alındığı sabahın gecesi My Pavyon'da izledim. O gece daha duygulu söyledi şarkılarını. Kendisine destek olmaya gelen Nuri Sesigüzel'le şarkılar söyledi. Üzülmüş, hırpalanmış Cenk'e özellikle, "İfadeni nasıl verdin?" diye sordum. Çünkü sonradan verilen ifadeler ortaya çıkınca durum değişiyor. Cenk, "Ben içiciyim' cümlesi bile asla geçmiyor. Çünkü öyle bir şey yok. Ben ifademi verdim çıktım. Zaten tükürük, saç ve kan örneklerimden temiz olduğum ortaya çıkacak. Ben şimdi yalan söylesem bunların aksi çıktığında yüzünüze nasıl bakarım" dedi ve "Ben bugün dostumu düşmanımı da çok iyi anladım. Maalesef kötülüğünüzü isteyen insanlar çok" diyerek duygusunu dile getirdi. Ne diyebilirim ki. Hiç de haksız sayılmaz.

        Erkek gözünden kadınlar

        OYUN "Bir kadının hayatına bir alçak girmedikçe yetişkin bir kadın sayılmaz" sözleriyle başlıyor. Ve bu sözleri bir erkek yani Uğur Uludağ yazıp Doğa Rutkay ile Akatlar Kültür Merkezi'nde sahneye koyuyor. 'Bi Oyun Varmış'tan bahsediyorum. Yıllardır tartışılan ve bir türlü sonuca varılamayan kadın, erkek ilişkisini irdeleyen oyunda bir gerçek bir kez daha ortaya çıkıyor ki, kadın dır dır ediyor, "Asla beni terk edemez" denilen kadın yalnız kalıyor. Ve hatta "Aman bıraksa da kurtulsam" dediği erkek gidince salya sümük ağladığını anlatıyor. Yani yıllardır bilinen gerçekler bir kez daha farklı bir dille sahneleniyor. Bu oyundan çıkan çiftler ya evleniyor ya da boşanıyorlarmış. Haksız sayılmazlar gidin izleyin ne demek istediğimi anlayacaksınız. İki önemli not:

        1 - Oyun başlamadan önce salonda çalan arabesk şarkılar sinirlerinizi bozmasın. Oyunun bir parçası. Keyfini çıkarın.

        2- Doğa Rutkay ilk kez bu oyun için gelinlik giymiş.

        SİZ UYURKEN

        ■ ÇIRAĞAN SARAYI 00.30, tuvalette kadın makyajını tazeliyor. Yanındaki diğer kadına sessizce bir şeyler anlatıyor. Konu eşi. Kadın eşinin kendisini aldattığını ve onu takip ettirdiğinden bahsediyor.

        ■ LIMONCELLO 02.00, barda bir kadın duruyor. Yalnız değil arkadaşları da onunla birlikte. Ama elindeki telefona o kadar dalmış ki, etrafında hiçbir şeyle ilgilenmiyor. Kadın bir ara elindeki telefonu sinirli bir şekilde bırakıp dans etmeye devam ediyor.

        ■ CENTO PER CENTO 00.30, yan masada üç kız oturuyor. Garsona boş olan sandalyeyi almasını söylüyor. Çünkü fotoğraf çektirip sevgilisine yollayacak. Kız sevgilisinin fotoğraftaki o boş sandalyeyi görüp sorun çıkaracağından bahsediyor.

        Diğer Yazılar