Meryem'den isyanlar
Muhteşem Yüzyıl'ın Hürrem Sultanı Meryem Uzerli bir ödül töreninde "Dizilerin uzunluğu aptallık" açıklaması yaparak sisteme baş kaldırdı. Şimdi de kendisini "Çok para kazanıyorsun" diye eleştirenlere kızıyor isyan ediyor. Meryem yurt dışında doğmuş büyümüş bir kadın olarak hem bazı eleştiriler hem de alışılmış düzen saçma geliyor ve bunu da eleştiriyor. Yani anlayacağınız her Avrupa ülkesinden gelen birçok Türk vatandaşı gibi bazı olaylar tuhaf geliyor.. Ama yapacak bir şey yok. Türkiye'de bazı değişmeyecek kurallar var. Tıpkı eleştiren insanları gibi. Ama Aslı öyle değil. Wilma Elles. O tam bir Alman ama daha hiç öyle ani çıkışlar yaptığını kendini eleştirenlere yanıt verdiğini duymadım. Halinden çok ama çok memnun. Hatta "Artık Almanya'ya dönmem. Türkiye benim vatanım" diyecek kadar da benimsemiş durumda. E güzel vallahi. Ne diyelim. Memlekete gelen gitmiyor.
İstanbul cennet
Her zaman bu lafı duyuyordum ama son yıllarda gelen turist sayısını gördükçe bu lafın doğruluğa artık çok ama çok inanmaya başladım. Bir kere Cihangir bölgesi yabancılar tarafından istila edilmiş durumda. Artık neredeyse marketlerde sokakta, Türkçe konuşan birine rastlamıyor gibiyim. Ve uçaklarda karşılaştığım turist sayısı da artmış durumda. Geçen Cannes'den dönerken uçakta turistlerin İstanbul'a iniş sırasında camdan fotoğraf çekmek için yarıştıklarına şahit oldum. Amsterdam'a gidiş uçağında sadece Hollandalı vardı. Yani herkes İstanbul'a gelmek ve bu şehirde yaşamak istiyor. Önceden "Gece hayatı mükemmel" derlerdi şimdi "İstanbul harika" diyorlar. Anlayacağınız yakında benim oturduğum sokakta Türk komşum kalmayacak.
Hangi sanatçıyı çıkartalım?
Havalar ısınıyor malum evlilik sezonu açılıyor. Herkeste bir telaş başladı ki, sormayın. Ama şimdi diyeceksiniz ki, bu durumun seninle ne alakası var. Vallahi ben de anlamış değilim ama şöyle bir durum söz konusu. Mail, twitter derken birçok kişi "Esin şu mevsimde şurada düğün yapacağız. Hangi sanatçıyı çıkartalım" diyorlar. Yakında eğlence koçluğuna başlayacağım duyurulur. Nerede evlenme teklifi edelim, nereye gidelimler bitti şimdi "Hangi sanatçıyı sahneye çıkartalımlar başladı. Haydi hayırlı uğurlu olsun.
Hala
-Sokaklarda Kıvanç Tatlıtuğ karakteri Kuzey'in telefonu tuttuğu gibi tutan erkekleri görüyorum.
-Nihat Doğan'ın söylenmeleri hakkında "Bir gün ne demek istediğini mutlaka anlayacağım" diyen söylemler duyuyorum.
-"Çağla Şikel ile Emre Altuğ boşanıyor" dedikodularını duyuyorum.
-"Demet Akalın ne zaman hamile kalacak?" sorusuna maruz kalıyorum.
İki kadın iki kitap
-"Dinle Hayat Sana Fısıldıyor" un kitap kapağına uzun uzun baktım. Kitabın yazarı Doktorlar programı ile tanıdığım Zahide Yetiş. Kendini dinletebilen ve izleten kadınlara bayılıyorum. Zahide Yetiş'te onların en başında geliyor. Bir gün fuşya rengi taytı ile Nişantaşı'nda görüp kendisi izlediğim bu güzel kadının kitabını özellikle tavsiye ediyorum. Çünkü bu kadında tıpkı kitapta anlattığı gibi tesadüfen girmedi hayatımıza.
-Artık hiç kimse yaşlanmak istemiyor. İşte Şah Yaycı da tam da bunu anlatıyor bize. Fıstık gibi bir kadının. "Yaşının İyisi Ol" diyor. Hangi yaşta hangi estetik ameliyata ihtiyacımız olduğunu söylüyor bize. Malum son günlerde kedi kadınlar dolaşıyor sokaklarda. Onlar gibi olmamak için Şah'ın kitabını elimizden düşürmemek farz oldu.
Siz uyurken
-Tepebaşı 04:00 bir kadın koşuyor. Koşarken çantasını düşürdü dönüp almadı meğer bir adamı yakalamaya çalışıyormuş. Adamı yakaladı bağırdı çağırdı sonra dönüp çantasını aldı.
-Galata 02:00 bir kız ile iki erkek yürüyor. Kız "Bu gece birinizde kalmam lazım. Çünkü annem beni bu saatten sonra eve almaz" diyor. Çocuklardan birisi "O zaman hepimiz birimizin evinde kalalım. Sabahlarız" diyordu.
-Rehab 04:00 tuvalette bir kız üstünü değiştiriyor. Üst baş değiştirme olayı ile sık karşılaşıyorum. Bu sefer maşallah kız üstünü değiştirmekle kalmadı makyajını temizledi, saçlarını topladı. Sanki görseniz hiç evden çıkmamış havasındaydı.