Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        YILMAZ Morgül'ü yıllardır tanırım. Bildiği, inandığı hiçbir doğrudan şaştığını görmedim. Ve kim ne derse desin Yılmaz Morgül'ün kıymetinin bilinmesi gerektiğini düşünüyorum. Her şeyden önce sayısız vakıfla çalışıp yardım konserleri yaptığı ve para talep etmediği için. Yılmaz, çat kapı hastanelere de gidip moral dağıtıyor. Onlara şarkılar söyleyip sohbetler ediyor. Ve bunları yaparken de kameraları arkasından sürüklemiyor. Kimsesizler ve yaşlılar yurdunun da vazgeçilmez ismi Yılmaz. Yıllardır bu amaçta çalışıyor. Kendi adıma bravo. Keşke bizler de onun kadar daha çok vakit ayırabilsek.

        TRT sanatçısı Ayfer Er ile "Bu Aşk Benden Sorulur" isimli bir single yaptı. Türk sanat müziğinin unutulmaya yüz tuttuğu şu günlerde sanat müziği için çalışıyor. Farkmdaysanız artık Türk sanat müziği kategorisi ödül törenlerinden bile çıkmış durumda. Aslına bakarsanız Emel Sayın, Muazzez Abacı, Bülent Ersoy gibi ustaların bir araya gelip bu konuyla ilgili bir şeyler yapmaları gerekiyor ama malum son yıllarda herkeste bir tükenmişlik sendromu hâkim.

        Bu arada geçen hafta Bülent Ersoy'un Popstar 2013 yarışmasında kullandığı "çiçekler açmış" saç modelinden bahsetmiştik. Geçen Yılmaz Morgül bu fotoğrafı Twitter'a koyunca aklıma geldi. İzzet Çapa'nın Cahide'sinde drag queen'ler pek kullanır bu aksesuvarı. Tabii Bülent Ersoy ile konuşmayan Yılmaz Morgül'ün anında Twitter'a bu fotoğrafı koyması da pek bir manidar oldu.

        Tükendik, tükeniyoruz...

        ■ Gezi Parkımız elimizden gittiği ve yeşilliğe hasret kaldığımız için.

        ■ Trafik alıp başını gittiği halde kimse bir çözüm bulamadığı için.

        ■ İnsanların günden güne bencilliklerinin çoğaldığı hatta ve hatta saygının tamamen yok olduğu için.

        ■ Yıllar önce "3. köprü cinayettir" diye demeç veren Başbakan'ımızın şimdi o temeli attığı için.

        ■ Hâlâ bir hayvan haklarını çıkaramadığımız için.

        ■ Her şey yasak olmaya başladığı için.

        ■ Öpüşmenin suç kabul edildiği bir ülkede yaşadığımız için.

        ■ Hâlâ metrolarda "Ahlak kurallarına uyunuz" diye uyarı yapıldığı için.

        ■ Kadına şiddet günden güne çoğaldığı için.

        ■ İçin için için için... Tükendim, sıralayamıyorum...

        Siz uyurken

        ■ ALBÜM 00.30 barın kenarında bir çift dikkatimi çekti. Çift birbiriyle hiç ilgilenmiyor. Sürekli telefonla bir şeyler yazıyorlar. Kadın daha sonra çantasını aldığı gibi hızla koşarak çıktı. Yani öyle tuhaflardı ki, birbirine bay bay bile demediler. Oysa ki, kısa bir süre önce öpüşüyorlardı.

        ■ Atiye Sokak çıkışında bir grup kız sokakta gördükleri Bengü hakkında konuşuyorlar. Kızlardan birisi "Gidip söyleyeyim işte gelir biliyorum" diyor. Diğer kız ise "Ya deli misin senin kına gecene neden gelsin" diye dalga geçiyor.

        ■ HOUSE 01.30 tuvalette iki kadın tartışıyor. Konu malum erkekler. Kadın "Sen kafasızsın. Bin kere aldatır yine kabul edersin. Ama sen hak ediyorsun. Gidip şimdi alnından öpeceğim" diyordu.

        Şok şok şok

        Biliyorsunuz "Siz Uyurken" köşesinde tuvalette neler yaşandığını sizlere aktarıyorum. Öyle ki, zaman zaman yazamadığım konular bile oluyor. Çünkü artık mahrem bir bölge olduğu için de yazılmaması gerektiğini düşünüyorum. Ama bazı kendini bilmez insanların tuvaletlere kamera yerleştirme mevzuundan ben de zaman zaman dile getiriyorum. Hatta öyle ki, güvenmediğiniz mekânın tuvaletinde dikkatli olun diyorum. Ama gelin görün ki, Bebek gibi bir yerde üstelik Starbucks'ta bir çalışan, kadınlar tuvaletine kendi cep telefonunu yerleştiriyor. Bunun hiçbir affı, özrü olmaz. Anlayacağınız her an, her dakika, her saniye tehlikedeyiz.

        Gözü yaşlıyım

        Her sabah Gezi Parkı’nın yanından geçiyorum. O güzelim yemyeşil ağaçlara bakmaya doyamıyorum. Bu kadar stres, bu kadar sıkıntılı bir dünyanın içinde bir saniye bile olsa rahatlatan o yeşilliğe veda etmeye hazırlanıyoruz. Ve ne acıdır ki, elimizden hiçbir şey gelmiyor.

        Diğer Yazılar