Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Tarihe şöyle bir göz attığımız zaman tutkulu aşkların sonucunda hep şiddet ortaya çıkıyor. Ve maalesef ki, buna da tutku diyoruz. Dilimiz alışmış. Ben de yapıyorum. Benim de zaman zaman ağzımdan "Vay be ne aşkmış!" lafı çıkıyor. Oysa ki, bunun neresi "vay"lık. Ya da neresi tutku. Ama oluyor işte. Son günlerde Oktay Kaynarca, Melek Angun, Meltem Cumbul, Alican Özbaş olayında da bunu konuşur olduk. Oktay Kaynarca'nın en yakın arkadaşı Tarık Ünlüoğlu da "Oktay sert biri değil. Ortada tutkulu bir sevgi, aşk olduğu için böyle ufak tefek arızalar olabilir" dedi. Yani tutku, şiddeti doğuruyor. Yıllardır tartışılan ve hiçbir zaman sonuca ulaşılamayan bir durum söz konusu ama ben artık şu yaşıma geldim şunu öğrendim ki, "Aman beni kimse tutkulu sevmesin". Evet evet her kadın tutkulu sevilmek ister ama şiddete maruz kalmak istemez. Tamam Melek Angun, "Bir öfkeyle söyledim şikayetimi geri aldım" diyerek yatıştı ve belki de bir dönem aynı yastığa baş koyduğu adamı kötü duruma düşürmek istemedi. Bir kadın olarak büyüklük etmiş. Ama ya Meltem Cumbul'un durumu? Bu isimler ünlü bir de görmediklerimiz, duymadıklarımız, işitmediklerimiz var. Bir gün bu şiddet son bulduğunda bizler de aslında tam anlamıyla büyümüş olacağız.

        Sırf bizimkiler yapmıyor

        Şu konsere geç başlama hadisesi bir tek bizim ülkemizde oluyor anlaşılan. Hayır Madonna'dan tutun Jennifer Lopez'e kadar hepsi sahneye geç çıktı. Bakınız Rihanna da bir saat geç başladı konserine. İyi tamam da siz yabancı ülkelerde neden yapamıyorsunuz bu sahneye geç çıkma durumunu da Türkiye'de yapıyorsunuz. Hayır bu memleketin havasından mıdır, suyundan mıdır bir kural bozma durumu var ki anlatamam. Havaalanında pasaport kontrolünde bile denk gelebilirsiniz. Burada önündeki insanların önüne geçmeye çalışan, itip kakan insanlar yurt dışında ki, kontrollerde kuzu gibi beklerler. Benim yurt dışında doğmuş büyümüş yeğenim de öyle. Uçağın tekerlekleri inmeye başlarken değişiyor çocuk. Anlamak mümkün değil. Bizim ünlülerimiz artık en fazla on dakika rötar onu söyleyeyim. Birçoğu tam zamanında sahnede oluyor.

        Twitter'ın çamurları

        Kimisi vardır ki dertleri çok büyüktür. Öyle büyüktür ki, kime sataşacağını, kime bulaşacağını bilemezler. Ama bu derdi de işi gücü olmadığı içindir. Ya da kafası o kadar boştur ki, ne yapacağını şaşırır. İşte Twitter tam da bu çamurların dert ortağıdır. Birilerine çamur atmak için birilerinin bir şeyler yazmasını beklerler. Hatta birileri hakkında yorum yapmalarını... Konunun ne olduğu hiç önemli değildir. İlgili ya da ilgisiz fark etmez. Bir kelime yakaladı mı tamam bırakmaz peşini. Sıralar içindeki tüm duyguları. Lafı artık kim üzerine alırsa alsın. Öyle yazar ki içindeki tüm kini, nefreti, kötülüğü artık ortalığa dökmüştür. O aslında yazarken biliyordur kime laf çakacağını. Ama kaypak oynar. Gizli saklı yazar. İsim vermez. Tıpkı saklandığı gibi laf çaktığı kişiyi de saklar. Çünkü korkaktır ne yapsa yeridir. Böyle insanlara gülemiyorum bile. Üzülüyorum. Allah yardımcıları olsun. Gerçekten Allah yardımcıları olsun. Çünkü ne olursa olsun hiçbir zaman mutlu olamayacaklar. Hiçbir zaman mutluluğu yakalayamayacaklar. Üzgünüm ama bu çamurları yıkayacak temizleyecek bir su yok. Onlara da Yıldız Tilbe'den "Bin dereden su getirsen arınamazsın" şarkısını armağan ediyorum son olarak.

        Siz uyurken

        -Taksim Meydanı 02.00 kalabalık kendi aralarında konuşuyor. Konu malum Gezi Parkı. Büyük bir kalabalık oraya doğru yürüyor. Biz de onlarla birlikte.

        -Cihangir 03.00 yaz geldiği için artık herkes sokaklarda oturuyor. Cihangir meydanındaki kahvede biraz kalabalık var. Genellikle hep eğlenceli gördüğüm insanlar biraz mutsuz.

        Ordan, burdan, şurdan

        -Kıvanç Tatlıtuğ yeni motor almış almasına ama arabalarından da ikisini elinden çıkarmış. Şimdi yeni bir araba alacakmış.

        -Kenan Doğulu'nun kardeşi Canan Doğulu evlilik hazırlıkları içinde. Hatta düğünü A46 organize ediyormuş.

        -"Hürrem sendromuna kapıldım. Parmağımı kaldıracak halim yok. Tükendim" sözleri herkesin dilinde. Hatta tanıdığınız tüm ünlülerin. Ve hatta Muhteşem Yüzyıl dizi ekibinin.

        -Eyvah Eyvah 3'ün çekimleri temmuzda başlıyor, Ata Demirer senaryoda döktürmüş. Ekip hemen hemen yine aynı olacakmış.

        Diğer Yazılar