Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BU Twitter dayatmasından çok sıkıldım. Geçen birini takip etmeyi bıraktım. Çünkü o kadar saçma sapan, gereksiz yorumlar yapıyordu ki. Ve ortalığı hiçbir sebep yokken karıştırıyordu. O yüzden sildim. Aradan on dakika geçmeden telefonum çaldı ve "Esin neden beni takip etmeyi bıraktın. Ben de seni takip etmeyi bıraktım" dedi. E tamam bırak. Ben "Beni zorla takip et" demiyorum ki. Kim kimi istiyorsa takip etsin, kim kimi istemiyorsa etmesin. Hayır on dakika içinde benim seni sildiğimi nasıl anladın? Öyle bir sistem mi var? Yoksa sen sürekli takipçilerine mi bakıyorsun? Allah yardımcınız olsun. Vallahi işiniz çok ama çok zor. O zaman yedi gündür Gezi Parkı'nda neyin mücadelesi veriliyor kimse anlamamış. Hani özgürlüğümüz, hani ifade özgürlüğümüz, hani birbirimize saygımız. Yok kardeşim yok. Şunu bir kez daha bir hafta içinde anladım ki, kimsenin kimseye saygısı yok. Orada gövde gösterisi yapan birçok kişi de, konuşan, bağıran kişi de sahte. Onu size net bir şekilde söyleyebilirim. Düşünün ki, "Kim beni takip ediyor, kim etmiyor" diye saniye saniye takipte. Ne kötü bir histir bu. Ne kötü bir yalnızlıktır. Ne sevilmeme duygusudur. "Beni takip etmeyenleri takip etmekten vazgeçme" kararı nedir yahu!!!

        İstifa etmiyorum çünkü

        Olayların başladığı günden bu yana hem Twitter, hem mail yoluyla yemediğim hakaret kalmadı. Hatta öyle ki, beni Gezi Parkı'nda gören "Senin ne işin var burada. Korkmuyor musun patronundan" diye sözlü tacizlerden tutun, "Neden istifa etmiyorsun" diyenlere kadar herkese gülümseyip geçtim. Ve istifa etmiyorum çünkü:

        ■ Bu sözleri söyleyen birçok kişi daha olayın farkında değilken ben Gezi Parkı ile ilgili düşüncelerimi ifade eden yazılar yazdım bu köşede. Twitter, instagram, Vine'dan sürekli resim, görüntü paylaştığım ve paylaşmaya devam ettiğim için.

        ■ Pazartesi günü yarım sayfa Gezi Parkı ile igili haberler yaptım. "Ne mi öğrendik?" dediğim için.

        ■ Perşembe günü gece yarısından bu yana boş olduğum her anım Gezi Parkı'nda geçtiği için.

        ■ Cihangir'de oturduğum ve olayların tam göbeğinde olduğum için her yaşanana dakika dakika vâkıf olduğum için.

        ■ Ve düşüncelerimi açıkça dile getirebildiğim, köşemde duygularımı yazdığım için ya da Gezi Parkı'na gittiğim için patronumdan ya da müdürümden hiçbir uyarı almadığım için.

        Kusura bakmayın istifa etmeyi düşünmüyorum.

        Cihangir'de oturan biri olarak...

        Şunu çok net söyleyebilirim ki, buralarda hiçbir şey normal değil. Hatta olabildiğince anormal. Kimse evinde oturamıyor. Sokakta olmak istiyor. Evine girince de "tencere tava"sını alıp cama çıkıp hava alıyor. Ya da gece uyumak için evine geldiğinde camını sıkı sıkı kapatıyor. Çünkü gece sürekli dolaşan bir helikopter var. Ses var, gürültü var, gaz var... Daha ne olsun. Buralar öyle işte. Herkes ayakta. Normal hayat yok buralarda.

        Siz uyurken kimse uyumuyor

        BU köşede beş yıldır "Siz Uyurken" yazıyorum. Hatta bunun kitabını bile yazdım. Bu hafta

        "Siz uyurken"i tanıtıp size ondan bahsedecektim. Ama ruhumuz, bedenimiz Gezi'de olduğu için her şey iptal. Yani bu köşede de kısa bir süre "Siz Uyurken" olmayacak. Çünkü bu aralar maalesef kimse uyumuyor.

        Bu hafta gördük

        - Haklıyken haksız olmayı.

        - Akla karanın çok net göründüğünü.

        - Kötü insanların hiçbir zaman değişmeyeceğini.

        - Bazı insanların çok fazla abarttığını.

        - Bir kişi bir şeyi anlamak istemiyorsa asla anlatılamayacağını.

        - Gece dolaşan helikopterden korkmamız gerektiğini.

        - İyi gibi gözüküp aslında ne kadar çok kötü olduğunu.

        - Sessiz sedasız bir öfkenin büyüdüğünü.

        - Bir insanın isterse ne kadar kararlı olabileceğini

        - Genç, yaşlı, çoluk, çocuk yani 7’den 70’e herkesin marjinal olduğunu.

        

        Diğer Yazılar