Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        “ŞİMDİ Hülya Avşar’ı öveceğim yine kızacaksınız bana ama kadın yine yaptı yapacağını. Zayıfladı, daha da güzelleşti ve yılın ilk bikinili pozunu verdi" diye yazmışım 5 Mayıs 2012 Cumartesi günü köşemde. Kendi bikinili fotoğraflarını çekip bizim gazetemize Mehmet Çalışkan'a göndermesi üzerine... Dün ve geçtiğimiz bütün hafta Hülya Avşar'ın bikinili pozları, yüzerken, spor yaparken halleri vardı gazetelerin baş sayfalarında. Ben de üşenmedim Google'da tüm senelerin gazetelerini taradım. Yaz başka, kış başka. Sonbahar başka, ilkbahar başka. Kadın ne yapıyor ediyor kendinden söz ettiriyor. Öyle ya da böyle Hülya Avşar hep gündemde. Hiç yok olduğu, unutulduğu bir dönem yok. Antipatik olduğu dönemler var ama hemen toparlamış gündemini değiştirmiş. Yani çok iyi gündem değiştiriyor. Fotoğraflarını çeken olsun, gazetede masa başında oturan olsun herkesle çok iyi anlaşıyor. Olumlu ya da olumsuz yanıt veriyor. Hani geçen "Kıvanç Tatlıtuğ'a magazin dersi" başlıklı bir yazı yazdım ya. Tam da bu konudan mustaribim işte. Yeni nesilde diyalog sıfır. Geçen sene de söyledim şimdi de söylüyorum Hülya Avşar kesinlikle bu sırrını artık açıklamalı, yazmalı, anlatmalı. Ben talibim. Hülya Hanım anlatsın ben yazayım. Bu kitap olarak raflarda yerini alsın. Hatta yeni nesil bunu camiaya adım atmadan yalayıp yutsun. Yıllardır gündemde kalabilme, gündemi değiştirebilme dersleri versin. Kim ne derse desin bunca yıldır bu işi yapan biri olarak magazin sayfalarını en iyi kullanan kesinlikle Hülya Avşar'dır. Onun üstüne tanımam. Geçen seneye göre daha çok zayıfladı. Biraz daha zayıflarsa biz zaten tutamayız. Bu yazın sonunu Hülya Avşar ile kapatır gelecek yazın başını yine onunla açarız. Bu kış biz yine Hülya Avşar ile yatar onunla kalkarız.

        EN DİKKAT ÇEKİCİ TAVIRLARI

        ■ Magazin muhabirleri fotoğraflarını çektikleri zaman onları yanına çağırıyor kendisi de fotoğraflara bakıyor. Hatta öyle ki, "Bu çok avam çıkmış bunu koymayın, bu daha güzel" diye yönlendiriyor. Yani "Hadi alacağınızı aldınız beni rahat bırakın" gibi saçma sapan cümleler kurmuyor.

        ■ Magazin muhabirlerine, kendini takip eden paparazzilere mutlaka bir malzeme veriyor. Onlardan köşe bucak kaçıp boşuna gerilim yaratmıyor.

        ■ "Birinci belli ikinci kim" diye hâlâ meydan okuyor.

        ■ "Benim kadar güzeli gelmedi hâlâ güzelim" diyor.

        ■ Gündemi takip ediyor ve lehine yönlendirmesini biliyor. Öyle ki, hiç yapmaması gereken yerlerde çıkış yapıyor, açıklama yapıyor. Birçok kişinin eleştirisine gülüp geçtiğini hiç takılmadığını belirtiyor.

        ■ Her sene ailesiyle tatil yapıyor. Mutlaka Ayvalık'taki evinde kalıyor.

        ■ Hiç ilgisi olmadığı konularda konuşmaktan çekinmiyor. Herkes ona saldırdığı anda gündemi değiştirecek bir poz veriyor ya da başka bir açıklama daha yapıyor.

        BİR DE KÜSEN SANATÇILAR VAR

        Tabii bunların dışında bir de küsen sanatçılar var. Hülya Avşar analizi yapınca bu geldi aklıma. Benim başıma çok kez geldi. Hâlâ da bana küs olan isimler var. Küsler çünkü yalan yanlış olaylara inanmışlar. Yanındaki insanların dolduruşuna gelmişler. Çünkü sanatçıların yanında illa ki, doldurucu tipler vardır. Hemen, "Bak biliyor musun Esin aslında" diye başlayan cümleler kurarak fırsatçılık yaparlar. Benim de var kendi hikâyelerim. Hâlâ o isimler benimle konuşmaz. Dağ dağa küsmüş dağın haberi yok misali. Eğer bir örnek istiyorsanız Muazzez Ersoy bana yaklaşık on yıldır küs. O dönem çalıştığım gazetede kendisinin hoşuna gitmeyen bir haber yapılmıştı. Haliyle o gün de Muazzez Ersoy o gazetenin o dönemki müdürünü aradı. Telefon klasik olarak başkasına açtırıldı. O kişi de bendim. Telefonu açtım ve aradığı kişinin an itibarıyla toplantıda olduğunu söyledim. Sonrasında tabii müdürümle karşılaşan Muazzez Ersoy, "Beni neden aramadın" demiş. O kişi de klasik "Bana notunuz iletilmedi ki" demiş. Haydi buradan yakın. Onu da geçin; o haberi benim yaptığım fısıldanmış Muazzez Ersoy'un kulağına. Klasik hareketler. Bunu yaşamayan gazeteci yoktur bu camiada. Benim de bolcadır maşallah. Ama şunu her defasında söylüyorum. Bir kez daha söyleyeyim asla altına imzamı atmadığım bir haber yapmadım. O haberi de ben yapsaydım eğer altında imzam olurdu. Ama bunu bana küsen kişiye bir türlü anlatamadım. Çünkü o inanmış bir kere. Ya da inanmak istemiş. Sağlık olsun. Yani anlayacağınız sanatçılar pek küser. Oysa ki, magazin camiası ile iyi anlaşma kılavuzu vardır. Neden yıllardır ilkbahar, yaz, kış, sonbahar demeden Hülya Avşar'dan bahsediyoruz sanırım daha iyi anlamışınızdır ne demek istediğimi.

        Diğer Yazılar