Denize girmek için dam sordular
Bodrum sonrasında Çeşme'yi de her zaman aynı büyük tehlikenin beklediğini zaman zaman yazıyordum. Ancak dün daha detaylı bir şekilde "Alaçatı Teksas'a dönmüş" diye bir yazı yazmıştım. Asıl söz sahibi olan okuyuculardan bu konuyla ilgili ilginç tespitler geldi. Sizlerle bazılarını paylaşayım istedim. Gerçekten Alaçatı esnafı bu konuyla ilgili bir şeyler yapmazsa yazık olacak.
Puccaa: Kafalarına göre fiyat vermeleri de iğrenç. En bilindik mekanlarda ayıkken 30 lirayı içtiğin içkiyi gece sonunda 90 liraya dayıyorlar.
Cem Ayhan: Aya Yorgi'de gündüz denize girmek için dam sordular bize.
Cemre Atabay: İyi ne olur Bodrum'a geri dönün zaten. Biz İzmirliler olarak Çeşme işgalinden bıktık usandık.
Monsieur Moustache: En başından beri söylüyorum. Çeşme'yi harcayacaklar diye.
Bilge Biçer: Ne yazık ki, tamamen sonradan görmelerin davranışları sonucunda mekanlarda kabadayı olmaya başladı. Zerafet ve samimi servis çok az.
Neslihan: Güvenlik görevlisi diye orman kaçkını çalıştırdıklarını fark eden bir ben değilmişim.
Pugstar: Ben bir İzmirli olarak sonuna kadar katılıyorum. Gece Aya Yorgi mekanlarına gidenlerle dalga geçiliyor artık. Bitmek üzere mekanlar.
Yeşim: Yazdıklarınıza noktasına virgülüne kadar katılıyorum. Doğru tespit.
Kapı çok ama çok önemli
Bir mekanın işletmecisi, şefi, yemekleri, müzik çok ama çok önemli. Ama en önemlisi kapıdır. Kapı ne olursa olsun gelen giden herkesi tanımak, hatta yedi ceddini bilmek zorundadır. Çünkü bunları işi o. Öyle ki, bu memlekette kapıda kendisini tanımadığı ya da içeriye almadığı için silahlar çekilmiştir. O yüzden kapıda duran kişinin bu konuda çok tecrübeli olması gerekiyor. Zaman zaman bu konuyla ilgili yazıyorum. Ama hala şikayetler bitmiyor ve görünen o ki, bitmeyecek. İstanbul'un göbeğinde bile bu tarz şeyler yapılıyor.
İşte buyurun kanıtım
Hep yazıyorum, çiziyorum. "Kadınlar gece belli bir saatten sonra ayakkabılarını çıkarınca çok kötü oluyorlar" diye. Lütfen hanımlar çıkarmayın. Ya ayağınıza göre ayakkabı seçin ya da "direnayak" deyip o acıyı çekin. Kadın olmak kolay mı? Bakınız işte size kanıtım. Artık bir hanım ayakkabıyı bırakmış gitmiş. Kendisi ortada yok. Çünkü kendisi ayak çıplak mekanda dans ediyordu. Ayağının altını gece sonunda düşünemiyorum. Aman aman sevgilisine allah sabırlar versin.
Artık peçeteye yazma devri bitti
Mekanlar da artık teknolojinin gücüne inanmaya başladı. Eskiden biliyorsunuz sanatçıdan bir şarkı istediğini zaman peçeteye yazar ve onu gönderirdiniz. Hala böyle sistem olan mekanlar var tabii ama yavaş yavaş artık geçişler olmaya başlamış. Sanatçının sahneye çıktığı yerin tam yanında plazma ekranlar var. Ve istekler oraya yansıtılıyor. E yapacak bir şey yok. Teknoloji çağındayız.
Biz kadınlar
Kelly Brook yazımdan sonra "Kadınlar erkeklerin neresine", "Erkekler kadınların neresine bakar" tartışmaları sürüp gidiyor. Hemen şunu söyleyeyim, biz kadınlar erkeklerin...
-Ellerine
-Dişlerine
-Ayakkabısına
-Poposuna
-Ensesine
-Saçına
-Gülüşüne
-Baklavalarına
-Hesabı ödeyiş şekline bakıyoruz.
Siz uyurken
-Tophane 03.00 bir adam yalpalaya yalpalaya yürüyor. Bir anda durdu ve yere oturdu. Hatta yere uzandı uyumaya geçti.
-Hittpera 01.00 tuvalette bir kız kendine kendine konuşuyor. Benim ona baktığımı anlayınca bana döndü "İçerde bir kız var da sanırım birazdan onu döveceğim. Sevgilime sırnaşıyor" dedi.
- Nişantaşı Atiye Sokak 05.00 üç kız bağıra bağıra konuşarak geçiyor. Kızların konuştuğu konu malum erkekler. Anladığım kadarıyla kızlardan biri az önce birlikte takıldığı erkeklerden koparmış diğerleri de ona kızıyordu.