Faturalarını benim sayemde ödüyorsun
Geçen gün tesadüf eseri kanalların birinde Nicole Kidman'ın eşi Grammy ödüllü Keith Urban'ın röportajına denk geldim. Keith'in bir hayranı konser sırasında "Faturalarını benim sayemde ödüyorsun. Benim tanışma isteğimi kabul etmek zorundasın" diye bir pankart açmış. Keith, "Sahnede bu yazıyı okuduğum an hemen yardımcıma talimat verdim. Ve kendisini konser sonrası kulise davet ettik. Faturalarımı ödeme konusunda kesinlikle doğru söylüyor. Çok haklı. Onların sayesinde para kazanıyorum. Ve onların benimle tanışıp, sohbet etmek ve fotoğraf çektirme hakları var. Elimden geldiği kadar bu tarz istekleri geri çevirmiyorum" dedi. Güzel bir yaklaşım. Hayranın kendine güveni de ayrıca tebrik edilmesi gereken bir durum. Bizim sanatçılarımızı gözümde canlandırdım da böyle bir pankart görseler ne yaparlar diye. Mesela Sezen Aksu olayı ti'ye alır. Hemen sahneye çağırır. Hatta öyle ki, diğer faturalarının parasını da ister. Ama diğer sanatçılar hakkında pek yorum yapamayacağım. Hatta öyle ki, içlerinden küfür eden bile olur. Ya da görmezlikten gelirler. Tabii bizim memlekette böyle bir pankart yazacak hayran var mıdır o da tartışılır.
Eski ve yenilerin farkı
Eski ve yeni şöhretli insanlar arasında da büyük farklar olduğunu her zaman yazıyorum. Hep de yazmaya devam edeceğim. Hatırlarsanız en son Kıvanç Tatlıtuğ'u bir kadınla fotoğrafı çekildiği gün gazetemizden hem kendisini hem yardımcısını defalarca aramış ulaşamamıştık. Kıvanç Tatlıtuğ da doğru düzgün bir yanıt vermemişti. Düşünün ki, Beren Saat'e bile kendi menajeri ve basın danışmanı doğru düzgün ulaşamıyor. Beren'in bu tutumu Kenan Doğulu'yu da bozdu. Doğruyu söylemek gerekirse. Kenan da neredeyse Beren gibi ulaşılamaz olmuş durumda. Yani yeni şöhretler arasında maalesef büyük kopukluk var. Bu inkar edilemez bir gerçek. O yüzden de ortalarda hep yalan yanlış bilgiler dolaşıyor. Ben çok kez yeni şöhretleri yönlendiren kişilerin de yanlış yaptığını yazıyorum, çiziyorum. Hatta tanıdığım birçok menajer ve basın danışmanına da durumun doğru olmadığını anlatıyorum. Ama nafile. Arada ki, ilişki kutuplardan farksız. O yüzden de dediğim gibi yanlış haber ortalarda cirit atıyor. Biz gazete de böyle bir konu üzerinde tartışırken telefonum çaldı. Telefonun karşısındaki kişi Seyfi Dursunoğlu'ydu. Geçen hafta hastalığı ile ilgili bir yazı yazmıştım. Seyfi Bey gayet nazik bir şekilde arayıp hem teşekkür etti hem de son durumu hakkında doğru bilgiyi benimle paylaştı. Ah şimdi ne demek istediğimi anlıyor musunuz? Bu işi adabıyla yapan kişinin böyle olması gerekiyor. Ve dikkatinizi çekeyim Seyfi Dursunoğlu yıllardır bu sektörde yerini sapasağlam koruyor. Hala büyük anlaşmalara imza atabiliyor. Önemli olan da yıllarca var olabilmek değil midir? Lütfen hafızalarınızı biraz zorlayın. Kimler zirvedeyken yok oluyor diye. Ki bir sürü örnekleri var. Bu arada Seyfi Bey'in sağlığı gayet iyiymiş. Gözlerinde görme kaybı olduğu için artık gözlük kullanacakmış. Ama yakında ekranlarda olacakmış. Bu iyi haberi de hemen paylaşayım.
Ve Engincan...
Sibel Can'ın oğlu Engincan Ural'ın hallerine bana yıllar öncesini hatırlatıyor. Sibel Can'ın Hakan Ural'dan boşanırken yaşadıkları. Onu da geçin Sulhi Aksüt ile birlikteliği. Çete davasına karışması falan filan. Saymakla bitmez, gündemden düşmeyen Sibel Can'ın hallerini. Her gün gazetelerin manşetlerindeydi. Bakınız bu sene de Engincan Ural tarzı ile gündemde. Dar pantolonu, ayakkabıları derken birçok ünlünün çocuğuna fark atmış durumda. Çünkü Sibel Can ve Hakan Ural'ın gündemden düşmediği günlerde büyüme devresine çoktan geçmişti Engincan. Bu konuda eğitimli anlayacağınız. Bu arada inanın hangi kalabalığa girsem Engincan'ın dar pantolonunu konuşuyor. Hatırlayın Fernandes de aynı pantolondan giymişti. Ama onun baldırları üstelik bir futbolcu olmasına rağmen ince olduğu için bu kadar dikkat çekmemişti. Engincan biraz baldırdan kaybediyor. Kazanıyor da diyebiliriz çünkü bakınız hala dillerde.
Siz uyurken
-Kıbrıs Jungle Club 02:00 sahnede dansçılar dans ederken iki kadın kendini sahneye attı. Özellikle dansçılardan birine o kadar çok sarıldı ve öptü ki, gözlerime inanamadım. Kadınların sevgilisi de onların fotoğrafını çekiyordu.
-Girne 01:00 bir kadın sevgilisinin arkasından "Sakın geri gelme, bıktım senden" diye bağırıyordu. Çocukta "Ben eve gidiyorum sen de geç kalma" diyerek kadının söylediklerini umursamadığını ifade etti.