Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        PAZAR akşamı büyük bir heyecanla Serdar Ortaç ve Ebru Gündeş'in Harbiye Açıkhava'daki konserine gittim. Gazetecilik hayatıma başladığım günlerde tanıdım Ebru ve Serdar'ı. İkisi ile çok zaman geçirdik, çok röportajlar yaptık. İkisinin de o kadar çok konserini izledim ki, artık mimiklerinden, hareketlerinden duygu ve ifadelerini anlayabiliyorum. Uzun yıllardır da birlikte konser vermiyorlardı. İşte ben de bu heyecanla gittim. Ama hayal kırıklığına uğradım. Konser sırasında da "Serdar Ortaç ve Ebru Gündeş bence artık konser vermesin" diye twit attım. Peki, ama neden?

        ■ Serdar Ortaç'ın orkestrasının konserden beş dakika önce uyanıp gelmişler gibi bir halleri vardı. Ebru Gündeş'in orkestrası ise jilet gibiydi. Hepsi bembeyaz giyinmişti ve sahnede çok şık duruyorlardı.

        ■ Ebru Gündeş sahnede şarkı söylerken Serdar Ortaç'ın orkestrası sürekli içeriye gitti. Ama Ebru Gündeş'in orkestrası konser boyunca yerinden kıpırdamadı.

        ■ Serdar Ortaç'ın dansçılarının ve vokalistlerinin kıyafetleri özensiz, rengârenkti. Ebru Gündeş'in dansçılarının kıyafetleri özenle hazırlanmıştı. Serdar dansçıları ve vokalistleri kafalarına göre hareket ediyor gibi görünüyorlardı. Ama Ebru'nun dansçıları çok profesyoneldi.

        ■ Konserin ilk bölümünde Serdar Ortaç ve Ebru Gündeş arasında ciddi bir kopukluk vardı. Seyirci de ne olduğunu anlamadı. Ebru Gündeş tedirgin ve mutsuz görünüyordu. Ama ikinci bölümde keyfi yerine gelince biraz toparlanır gibi oldu.

        ■ Serdar Ortaç çok konuştu, Ebru Gündeş ise yerinde ve kararında konuştu.

        ■ Serdar Ortaç üç kıyafet, Ebru Gündeş iki kıyafet değiştirdi. Konser çok uzun sürdü. İkili de eşit şarkı söyledi ama Serdar Ortaç daha uzun sahnede kalmış gibi bir düşünce oluştu. Konser bitmeden birçok

        kişi konserden ayrılmaya başladı. Öyle ki, protokolde boşluklar oluştu.

        ■ Sekiz şarkıda birlikte düet yaptılar. Ama Serdar Ortaç'ın sesi çok duyulmadı. Senkron hiç tutmadı.

        ■ Serdar Ortaç bu özel konser için pek bir hazırlık yapmamış, Ebru Gündeş ise hazırlıklıydı. İki şarkıyı rock kıvamında seslendirdi. Çok gerek var mıydı? Bence hiç yoktu. Ne yaptığını kimse anlamadı. Ses çok kötü geliyordu. Ama Ebru Gündeş en azından bir şeyler yapmaya çalışmıştı.

        ■ Sahne önüne konulan beyaz kolonlar ses kirliliğine neden oldu.

        ■ Harbiye Açıkhava kebap ve tost kokuyordu.

        Kısaca söylemem gerekirse iki sanatçının da ayrı ayrı konser vermesi daha yerinde bir karar olacakmış. İkisinin de sahne duruşları farklı. Yıllar önce bu çok fark edilmiyor olabilirdi belki ama şimdi artık olmuyor. Çok göze batıyor. Çünkü iki farklı çalışma yan yana gelince, bir de tam anlamıyla hazırlanılmayınca güzel gözükmedi.

        Canlı canl Hey Canlı

        Pazartesi akşamı SHOW TV'de Özge Ulusoy'un sunumu ile başladı Hey Canlı. Reşat Balcıoğlu ve ekibinin yaptığı "Hey Canlı"yı uzun yıllardır bu işi yapan biri olarak çok beğendim. Usta bir ekip var. Yani bu işi iyi bilen magazinciler var ekipte. İzleyeni çıldırtırcasına "Son Dakika", "Flaş Flaş", "Az Sonra" gibi sunumların olmadığı, konuların sakız gibi çekiştirilmediği, magazinin suyunun çıkartılmadığı ve yalan haberin yapılmadığı bir magazin programı izledim anlayacağınız. Uzun süredir böyle bir magazin programına hasrettim. Reşat Balcıoğlu böyle bir proje için Özge Ulusoy'u düşündüklerini söylediğinde "Kesinlikle doğru bir karar" demiştim. Şimdi de diyorum. Çünkü Özge'yi bir gazetecinin ötesinde çok yakın bir arkadaşı olarak tanıyorum. Gerçekten kendi hayatında da yalansız, dolansız ve samimi. O yüzden de bu kadar samimi, doğru ve düzgün bir magazin programını Özge'nin sunması çok yerinde bir karar olmuş, tebrikler. Ama kendi magazin haberlerini de sunmasını bekliyorum tabii. Arkadaşlık ayrı, iş ayrı öyle değil mi? Kısacası bu sene biz daha sıkı takipçisi oluruz "Hey Canlı"nın. Çünkü gerçekten özlenen haberlerle doluydu. Üstelik ünlü, şöhretli insanlar da bu tarz programları çok özledi. Çünkü ne kadar "Sevmiyoruz" deseler de bu programlar onlara çok yarıyor.

        Nohut pilav yeme de yanında yat

        Beni bilen bilir. Memleketin her köşesinde olmaya, dolaşmaya çalışıyorum. Gecenin bir yarısı da şu malum meşhur Unkapanı Pilavcısını keşfe gittim. Bindiğimiz taksiciye "Unkapanı Pilavcısı" deyince bize şeceresini döktü. Yolculuğuna 12 yıl önce küçük bir araba ile başladığından 1.5 trilyon ödeyerek aldığı dükkâna kadar her şeyi anlattı. Pilavcı hakkında bilgi üstüne bilgi. Ailesine kadar indik maşallah. Neyse gittiğimizde küçük bir nohut pilav kuyruğu vardı diyebilirim. Diyeceksiniz ki, ne farkı var. Hiçbir farkı yok. Annemin nohut pilavının üstüne tanımam ama orada olunca, o atmosferde yiyince tadından yenmiyor o ayrı. Bir de yayık ayranı yok mu, of aman of. Biz iki kişi nohut pilav, üstüne tavuk ve iki ayrana 9.5 TL para ödedik. Taksi git gel 50 TL'yi gözden çıkardık diyebilirim.

        Diğer Yazılar