Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Teknoloji bu kadar ilerlemiş olabilir. Twitter, Instagram, Facebook'suz yapamıyor olabiliriz. Eskiden kimseye gösterilmeyen tatil fotoğrafları şimdi çarşaf çarşaf yayınlanıyor olabilir. Ama benim yüreğim hâlâ bayramlarda kapı kapı dolaşıp şeker toplayan, sokakta seksek oynayan, ip atlayan, saklambaç oynayan ve hâlâ bayramlık kıyafetlerin yatarken başucuna koyan çocuklar gibi atıyor. O yüzden de bayramda İstanbul'u çok terk edemiyorum. Burada kalmayı ailemle vakit geçirmeyi seviyorum. Ha bir de tabii İstanbul'un boş caddelerinde yaramaz çocuklar gibi fink atmayı. Çünkü İstanbul'u böyle bulmak çok zor. Ancak bayramlarda. O yüzden ben yine bu bayram İstanbul'umdayım. Size bayramlık bir tur attıracağım. Gidemediğim, göremediğim yerleri gezip sizlere bilgi vereceğim. Ben gidemediğim ama rejimi tatile gönderdim. O yüzden de bol bol yiyeceğiz, gezeceğiz, eğleneceğiz. Ve tekrar iyi bayramlar. Neşeniz, eğlenceniz, sağlığınız eksik olmasın.

        Bayramda olmazsa olmaz

        - Kavurma, baklava yemeden olmaz.

        - El öpmeden "Hani benim harçlığım" demeden olmaz.

        - Elinde kumanda kanallarda gezinip, "Bayramda ekranda hiçbir şey olmuyor" demeden olmaz,

        - Hababam Sınıfı, Neşeli Günler gibi eski Türk filmi izlemeden olmaz.

        - Bildiğin halde "Bu bayram haftası hiçbir dizinin yeni bölümü girmiyor" diye tekrar etmeden asla olmaz.

        - AVM'lerde boş boş gezmeden, sinemaya gitmeden, mısır yemeden olmaz.

        - "Ben asla toplu mesaj yollamam, yollayanlara da cevap vermem" demeden, hatta "Ben kişiye özel mesaj atarım" demeden olmaz.

        - "Kurban kesilirken bakamıyorum, hatta bayılıyorum. Çocukluğumda çok gördüm artık bakamıyorum" demeden olmaz.

        - Her kurban bayramında "Hayvanları kesmeyin" diye açıklama yapan Ajda Pekkan'ı konuşmadan olmaz. Hatta bayram ziyaretlerinde sanki Ajda Pekkan akrabalardan biriymiş gibi mutlaka dedikodusu yapılmadan olmaz.

        - Bayram da ev ziyaretlerinde çoluk, çocuk, ekonomi, politika, spor, magazin muhabbetleri olmazla olmazlar arasındadır. Ama dikkat edin bu muhabbetler de en çok ve en tartışılan magazin muhabbetleridir.

        Jet hızıyla AVM gezilir

        Bizim millet tam bir AVM hastası. Öyle ki, gerçekten bu konuda çıldırdıklarını düşünüyorum. Bayramdan bir gün önce arefe günü yeni açılan Zorlu'ya gideyim dedim. Hani bir turlayayım da birkaç kelam edeyim diye. Aman demez olaydım. Allah sizi inandırsın, yemin ediyorum girmemle çıkmam bir oldu. Tıklım tıklım. Çoluklu, çocuklu çiftler müze gezer gibi AVM geziyorlardı. Birçok kişinin "Güzel olmuş, ferah olmuş. Işıklar da güzel, uyumlu" falan dediğini duydum. Tam bir profesör olduk bu konuda. İyi ama neden? O anne ve babaları kollarından tutup "Ya hava mis. Çocuklarınızı burada gezdireceğinize parka, bahçeye, sinemaya, çocuk eğlence merkezlerine götürsenize" diyesim geldi. Ama yapacak bir şey yok. Kime ne dersiniz. AVM seviyorlar. Çünkü kendimi bu kategoriye sokamayacağım ben nefret ediyorum. AVM'lerde geçen zamana ise çok ama çok üzülüyorum. Bir keresinde birisi bana "Türk insanı AVM'yi yazın serinlemek için, kışın da ısınmak için kullanıyor. Evlerinde yakıt tüketmemek için kışın akşama kadar AVM'lerde oturuyor" demişti.

        Ferah ferah yemek yiyin

        Ben en çok fısıltı gazetesine inanırım. Özellikle de mekânlar için. İşte Ferah Feza'yı da fısıltı gazetesinde duydum. Ama öyle böyle değil. Açıldığı günden bu yana bir türlü kısmet olup gidememiştim. Ama kiminle konuşsam "Ferah Feza'ya gitmelisin" diyordu. Gittim, gördüm, yedim, içtim, eğlendim. Aslında bu mekânı bu kadar kısa sürede duyup, sevmemizin nedeni Ahmet Özbek, Gamze İneceli ve Handan Özbek. Çünkü bu üçlüyü aslında Beyoğlu'nun klasiklerinden Leb-i Derya'dan tanıyoruz. Yani olayın şifresini çok iyi biliyorlar. Siz de gönül rahatlığıyla gidebilirsiniz. Yöresel malzemelerden hazırlanan Akdeniz yemeklerini bulabilirsiniz. Benim gittiğim gece İstanbul'un en meşhur restoranı Sunset'in sahibi Barış Tansever de oradaydı. Barış Tansever'in orada olması benim çok hoşuma gitti. Sonuç olarak "Ben ünlü bir yerin sahibiyim, başka bir yere gidemem" tarzında bir egosu olmadığı için. Malum ülkemizde öyle şişmiş ego ile dolaşan o kadar çok insan var ki. Kendi restoranlarının dışına çıkmayan.

        Siz uyurken

        - FERAH FEZA 00.30. Asansörde ben sürekli Özge Ulusoy'un kırmızı ayakkabılarını çekip Instagram'a koymak için uğraşıyordum. O yüzden asansörü biraz oyaladık.

        - HITT PERA 03.00. Kapının önündeki darbukacı yüzünden mekândan çıkan herkes göbek atıyordu. Hatta öyle ki, mekânın içine tekrar dönüp dans etmeye devam edenleri bile gördüm.

        Diğer Yazılar