Ahu Aysal bence hemen vazgeç
SANDRA Bullock ve George Clooney'nin başrollerini paylaştığı Gravity'yi yani Yerçekimi'ni izlerken hep aklıma Ahu Aysal geldi. Acaba bu filmi izledikten sonra da gitmeye kararlı mı? Ben olsam hızlı bir şekilde vazgeçerdim. Hem de hemen hiç düşünmeden. Film o kadar iyi ki, kendinizi uzayda hissediyorsunuz. Hatta öyle ki, Sandra Bullock'un nefes alamadığı anlarda sizde alamıyorsunuz. Filmde kısa da olsa görünen George Clooney'den sonra Sandra Bullock tek başına. Ama sanki filmde tüm dünya oynuyor. İçine sizi tamamen alıyor ve çıkamıyorsunuz. Ama ben çıkmak hatta kaçmak istedim. Ve şuna bir kez daha karar verdim ki uzay bana göre değil. Hem insan uzaya neden gitmek ister ki? Ahu Aysal'ın da bir kez daha düşünmesinde yarar var gibi geliyor bana.
İstanbul'da bayram bol yemekli bol gezmeli geçiyor
Sanki hiç gezmiyormuş gibi bir de bayramda gezme planım insanları pek şaşırtmasa da ben bu bayram sabah, akşam demeden geziyorum. Bol bol yiyeceğimi, içeceğimi de söylemiştim. Çünkü tatile gidemeyen ben rejimi yolladım. Bayramın ilk iki günü Şeyda Coşkun'un meşhur yürüme yolunu tercih Bebek-Hisar arası mekik dokudum. Hatta Demet Akalın'ın şarkısını dilime dolayıp Bebek'te arabayla değil, yürüyerek üç beş tur attım. Size hemen rapor vermem gerekirse yürüyen insanlara inat sahil kenarındaki kahvaltıcılar tıklım tıklım. Hem de öyle böyle değil. Tüm mekânlar tıklım tıklımdı. Lokma'ya ise Reina, Sortie muamelesi yapılıyor ki, çok fena. O topuklu ayakkabılara, fazla makyaja ve parıltılı kıyafetlere bir türlü anlam veremedim. Bebek'te daha cool bir hava hâkim. İnsanlar spor kıyafetleri üzerinde, kahvecileri ve tabii meşhur köşe başı mekânlarını doldurmaya başlıyordu o saatlerde. Ben yürüyüş sonrasında kahvaltı için daha çok Karaköy gibi yerleri tercih ettim. Bir sabahta Beyazıt'taki, Hüsnü Âlâ'ya gittim. Özellikle söylememin nedeni bana ikram edilen nargileydi. Artık nargile de sınıf atlama durumundayız. Fotoğrafa bakar mısınız? Son nokta. Mekânın sahibi Amerika'dan bin dolara almış. Şimdi de test etmek için bazı konuklara ikram ediyormuş. Ama bu nargilelerden daha uygun bir fiyata bulabilirlerse mönüye 60 TL'den koyacaklarmış. Normalde nargile fiyatları 18 TL oluyor. Memleket insanı o kadar nargileci çıktı ki, o yüzden bir anda kendimi detaylarla ilgilenir buldum.
BİRÇOK MEKÂN AÇIKTI
Çünkü özellikle Talimhane kocaman bir nargileci dükkânı gibi. Onun dışında kahvaltı için Karaköy Güllüoğlu, Namlı gibi yerlerde de oturacak yer yoktu. Günü üçe bölen ben akşam hazırlıkları için de biraz nefes aldım tabii. Bu bayram akşam yemeği için şehrin en gözde dükkânlarından Flamingo'yu tercih ettim. Yemekler gerçekten müthiş. Tüm mönüyü tatmak istiyorsunuz. Ceylan Intercontinental Otel'in giriş katında bulunan Flamingo'da o kadar çok tanıdık yüz gördüm ki, hiç yabancılık çekmiyorsunuz. Zaten çalışanlar da sizi hemen müdavimleri gibi davranıyor ki bu bir mekân için çok önemlidir. İlgi alaka müthiş. Ama dikkat ettim herkese aynı ilgili alaka. Şimdi diyecekseniz ki, gün bitti mi? Vallahi size bitti mi bilmiyorum ama ben daha yeni başlıyorum. Güzel yemek sonrası tabii kendimi İstanbul gecelerine attım. Bu uzun bayram tatilinde birçok mekân kapılarını kapattı. Hatta bazıları tadilata bile girişti. Ama birçok mekân da sabahın ilk ışıklarına kadar açıktı. Çok kalabalık mıydı? Hayır ama mekânlar öyle ya da böyle doluydu. Özellikle Pera bölgesindeki birçok mekân kalabalıktı. Benim genellikle cuma-cumartesi klasiğim olan Aztek'e bu bayram bol bol gittim diyebilirim. Tabii saatler 05.00'den sonra gitmeyi tercih edenlere kötü bir haberim var. Artık Aztek'te öyle 08.00'lere kadar kalamazsınız. Çünkü saatler 05.00'i gösterdiği anda müzik kısılıyor ve ışıklar yanıyor. Ama müşteri buna rağmen hâlâ çıkmamak için direniyor. Tuhaf ama o mekândan kimse çıkmak istemiyor. Sabah olsa bile. Ve evet itiraf etmem gerekirse o kadar kahvaltı, akşam yemeği falan ama Aztek'te sucuk, dolma, mantı yemeden olmazdı. Onlar da yendi en güzelinden. Bu arada şehri sosyetik, ünlü, popçu, topçu, PR'cısı, menajeri, modacısı hepsi terk etmiş görünüyor. İki gün pek kimse ile karşılaşmadım 3-5 kişi haricinde.
Siz uyurken
- AZTEK 04.00 yanımda oturan masada bir grup var. Sucuk, dolma, köfte derken bir hayli yemek yemeğe dalmışlar. Masada oturan bir adam kadına "Senin boynundan öpebilir miyim?" diyor kadın da "Yediğin dolma ağzında hayır" diyor.
- ARNAVUTKÖY Balıkçısı 00.30 tuvalette bir kadın "Sizden bir şey rica edeceğim. Acaba bu çantayı içerdeki sağ köşedeki masadaki adama verir misiniz?" dedi. Ben de "Kusura bakmayın ama bu sizin özel çantanız bir şey falan kaybolur ben bu sorumluluğu almayayım" dedim. Kendime göre iyi yaptım ama böyle tuhaf şeyler hep benim başıma geliyor.