İki olayın da kabulü yok
Yıllar önce Ahmet Kaya'ya atılan çatal, bıçak olayını nasıl kabul etmiyorsak Serdar Ortaç'a atılan taşı da kabul etmemeliyiz. Dil, din, ırk ayrımı yapmayı bıraktığımız gün büyüyeceğiz, daha da kenetleneceğiz. O çatal, bıçak ya da taş, sopa bir kişinin değil hepimizin başına geliyor aslında. Bunu hiç kimse hak etmiyor, etmemeli de. Bu konuda çok üzgün olduğunu sık sık dile getiren, özrünü dileyen Serdar Ortaç'ı Gülten Kaya affetmemiş ve affedemiyor. Öyle ki, huzur, barış ve mutlu günlere yaklaştığımız şu günlerde Gülten Kaya'nın yapacağı küçük bir hareket tüm dengeleri değiştirecektir.
Siz uyurken imza günü
BU da benden bir haber olsun. İnsanın kendi haberini yapması bir tuhaf oluyor ama biraz kendime kıyak yapacağım. Biliyorsunuz bu gazetede ve bu köşede hayat bulan ve sonrasında iyice filizlenen 'Siz Uyurken'in kitabını haziran ayında çıkarmıştım. Sürekli ertelenen imza günlerinden ötürü bir türlü İstanbul'da bir araya gelememiştik. Cumartesi günü 32. Uluslararası TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı'nda 14.00 ile 16.00 arasında buluşacağız. İnkilâp Kitapevi Standı 3. Salon 403 numarada sizi bekliyor olacağım.
Gözlerim Meryem'i aradı
ÇARŞAMBA akşamı Asmalımescit Propaganda'da şef Maximo ve Stefano Clombo'nun yeni lezzetlerinin tadımı vardı. Davette Can Ateş dikkatimi çekti. Çünkü bu mekân açıldığı günden bu yana kendisiyle en çok karşılaştığım yer. Üstelik hep Meryem Uzerli'yle gelirdi. Şimdi tek başına geliyor. Ama benim gözlerim Meryem'i aramadı değil. Çünkü mekânın her köşesinde ikiliyi çok kez gördüm. O gülüşünü, sıcaklığını, sempatikliğini, herkese selam vermesini aramadım dersem yalan olur. Can Ateş'in aklına geliyor mudur bilinmez ama bunun sırf benim düşüncem olduğunu zannetmiyorum. Bu o gece orada olan birçok kişinin düşüncesiydi. Meryem o konuda farklıydı. Herkese selam vermesi, güler yüzüyle kısa sürede herkesi kendine bağlıyordu. Sanırım akıllardan kolay çıkmayacak Meryem. Tam da bu yüzden Muhteşem Yüzyıl izlemeden sokağa bile adım atmayan birçok kişi şimdilerde "Kayıt yapıyorum izlerim artık" diyor. Eskiden bunu söyleyen kişiler "Asla Hürrem'i izlemeden çıkmam" diyordu. Reytingler hâlâ yerli yerinde durabilir ama bu gerçeği hiç kimse göz ardı edemiyor.
BÜLENT ERSOY’UN MAKYAJI
GERÇEKTEN hızlandırılmış tur yaptım geçen çarşamba günü. Propaganda, Roxy ve Anjelique'e gittim. Bu arada nedendir bilinmez ama İstanbul trafiği çarşamba olmasına rağmen beni şaşırttı. Bomboştu. Gideceğim yerlere kısa sürelerde uçtum diyebilirim. Nihan Buruk cadılar tanıtımı ve tabii Make Up For Ever'in partisi. Etkinlik sanat direktörü Dany Sanz'in tutkusunun dayandığı köklerden ilham alınarak organize edilmiş. Ortaya gerçekten enteresan bir body painting şov çıktı. Koreografisini Öner Evez'in yaptığı dünyanın dört bir yanından gelen make-up artislerinin mankenler üzerinde yaptığı uygulama gerçekten enteresandı. Hayır inanın ben sonrasında o makyajın vücuttan nasıl çıkacağını düşünerek geçirdim dakikaları. Bir de sürekli aklıma Bülent Ersoy geldi. Ersoy'un makyajları ve günlerce o makyajla kalabilmesi. Ben çok kez yazdım ama bir kez daha hatırlatayım. Bülent Ersoy üç gün bile makyajını çıkarmadan kalabiliyor.
Siz uyurken
■ ANJELIQUE 01.00 tuvalette iki kadın Tufan diye bir erkekten bahsediyorlar. Meğer Tufan, Yeliz diye bir kıza oyun oynamış ve bu konu hakkında da ciddi sorun oluşmuş. Tufan yüzünden aile Yeliz'i yurtdışına göndermiş ve kimseyle görüştürmüyorlarmış.
■ CİHANGİR saat 03.00 meydanda iki erkek ve bir kız yürüyor. Erkeklerden biri "Şu an Tolstoy'un bir kitabını okuyorum. Adam kitapta açık açık, 'Kadınları boş bırakmayacaksın' diye yazmış. Evet çok doğru bırakmamak gerek bunları" diyordu.