Bu düğümü Yalan Rüzgârı'nın SENARİSTLERİ ÇÖZER
BERKAY, Asena, Caner. Nasıl unutacağız bu isimleri, nasıl çıkacağız işin içinden bilemiyorum. Öyle ki, biz gazeteciler "Tamam artık bize yakışmaz. Adam, karısının arkasında. Biz de yazıp çizmeyelim, bir şey demeyelim" diyoruz ama bu üç isim durmuyor durmuyor durmuyor. Hatta konunun unutulmasını bile istemiyorlar sanki. Bakınız ben Caner'in yerinde olsam karımı ve çocuğumu uzun bir süre kimseye göstermem. Hatta yurt dışına bile gönderebilirim. Bu konu unutulsun, sular durulsun diye. Ama o herkesin görebileceği şekilde karısını da alıyor Nişantaşı'nda dolaşıyor. Bu dolaşma sonrasında da Berkay açıyor ağzını yumuyor gözünü. Nasıl olacak şimdi? Vallahi biz de gözümüzü yummak istiyoruz ama yumdurmuyorlar. Sonra da herkes bize "Ah siz gazeteciler karı-koca onlar evlilik kurumuna saygı gösterin. Konuşmayın artık" diye kızıyorlar. İyi göstereceğiz ama buna izin vermiyorlar ki! Şimdi Caner ve eşi herkesin gözü önünde gazetecilerin cirit attığı yerde hem de şu sıralar dolaşırsa bu haberdir. Ve tabii asıl kadın ile adı anılan adam Berkay bir açıklama yapıyor üstelik mafyayı işin içine karıştırıyorsa bu da haberdir. Kimse bunların artık yapılmamasını istemesin. Ama sonu ne olacak, nerede duracaklar, kim kiminle ne anlaşması yapacak bu muallak. Düğüm çözülemiyor. Bunu anca 37 yıldır süren 'Yalan Rüzgârı'nın senaristleri çözer benden söylemesi. Yoksa biz bu işin içinde kaybolup gideceğiz.
Kayıp kayboldu
DİZİ eleştirmeni değilim, hiç de anlamam. Ama sadece iyi bir gözlemci ve izleyiciyim. Bu sene de büyük bir keyifle 'Kayıp'a başladım ama içinde kayboldum. Bu kadar iyi oyuncu kadrosuna yazık. Senarist, yönetmen hiç mi fark etmiyor izleyicinin fark ettiklerini. Yani dizide o kadar çok mantık hatası var ki anlatamam. Ha diyeceksiniz ki, "Hangi dizide yok?" Tamam evet var. Hepsinde var. Ama böyle bir kadroda, üstelik mantığın ağır bastığı bir konuda hiç çekilmiyor. O yüzden de her geçen gün izleyicisini kaybediyor. Ben de hiç kaybolmak istemiyordum ama artık bitti, gitmiyor. Öyle ki, "Yok artık ya bunu da yaptınız, ne saçma" durumuna döndüm izlerken, anında da vedalaştım.
Gökhan’ın ekibi müthiş
HER başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır sözü gerçek olmuş gibi. Tamam Gökhan Özen zaten başarılıydı ama şimdi daha da bir başarılı. Son zamanlarda yaptığı şarkılar her yerde çalıyor. Bir de adamın şarkıları eskimiyor. Ne zaman eski şarkıları dinlesem sanki yeni yapılmışlar gibi. Sıkmıyor, bunaltmıyor. Her daim o ateşi koruyor şarkılar. Geçen gün Kanyon Gina'da buluştuk Gökhan ve Selen ile. Çok şekerler. Karı-koca başarılı, genç bir ekip kurmuş. Aynı anda Gökhan Özen'in hem dizi, hem sinema hem de albüm çalışmaları yürüyor. Öyle eski kafa basın ve menajerlik işleri yok artık. Han Medya Film'de her şey profesyonelce ve olması gerektiği gibi ilerliyor. Bence her sanatçının artık bu tarz sistemli işlere dönmesi gerekiyor. Öyle ki, bazen sanatçının ekibi ondan habersiz öyle görüşmeler yapıyor ki, bu sanatçıya zamanla çok yara veriyor. O yüzden de sistemli çalışmak her zaman en iyisi. Bu arada Gökhan Özen yaşadığı jet ski olayını da sinemaya aktarıyor biliyorsunuz. Bir türlü unutulmayan ve her zaman hatırlanan bu olayı ti'ye alacak. Bence çok akıllıca bir fikir. Ve tabii meraklısına. Yeni albüm yolda. Hem de ne şarkılarla. Ben de dört gözle bekliyorum, söyleyeyim.
İstanbul'da KIŞ
■ Zor ama tadından yenmez.
■ Soğuk ama yine de kışkırtır. Evinde oturtmaz.
■ Kestane, boza, sahlep ile daha da tatlanır.
■ Sıcak şarap, sucuk partileri en gözdedir.
■ Arabayı kullanmayı bilmeyen tüm acemiler renk verir.
Siz uyurken
■ TALİMHANE 03.00 kadının birisi çıplak ayak yürüyor. Yanlış anlamayın hava buz, üstelik yağmur yağıyor. Ama halinden memnunsuz gibi gözükmüyordu.
■ ŞAMDAN 02.00 tuvalette kadın makyajını tazelerken diğer bir kadın "Amma parfüm sıktın boğulacağız burada" diyor. Öbür kadın dik dik bakıyor. Meğer söylenen kadınla parfüm sıkan kadın birbirini tanımıyormuş.