Yılbaşı gecesi ilk aşk, ilk kavga, ilk eğlence
"BUNCA yıldır bu işi yapan bir magazinci olarak yılbaşı gecesi sokaklarda nasıl geçti?" diye bana sorarsanız size hiç uzatmadan "Hiç iyi geçmedi" diye yanıt veririm. Ben daha iyilerine şahit oldum çünkü. İnsanlar "Hadi yeni yıla giriyoruz, eğlenelim bari" tadındaydı. Hiç kimse mutlu değildi. Mutlu olmak için uğraşıyor gibiydiler. Yani insanlar çok yorgundu. Sanıyorum bir sene boyunca yaşadığımız gündem artık bizi o kadar yormuş ki, yaşadığımız hiçbir an mutlu etmiyor. Beni bıraksanız koltukta elimde kumanda, battaniye altında oturuyor olurdum ama tabii öyle olmadı. Yine attım kendimi sokaklara.
"Taksi bulamayız, şimdi Cihangir'den Nişantaşı'na nasıl yürüyeceğim bu topuklu ayakkabılarla?" diye dert yanarken saat 20.30'da tık diye taksi bulduk. Üstelik tam 9 dakikada Nişantaşı'nda olduk. Yani yollar bomboştu. Taksici amca, "Hayatımda böyle tatsız bir yılbaşı görmedim. Nişantaşı dışında diğer yerlerde hareket yok" dedi. Haksız sayılmaz. Gerçekten öyleydi. Taksim Meydanı'ndan geçerken polis yoğunluğu korkutmadı değil. Gezi Parkı yine kapanmıştı. AKM'nin önünde bekleyen polisler insanın içini ürpertiyordu. Tamam bu gece yılbaşı gecesi tabii ki, özellikle her zamankinden daha fazla polis olmalı ama bu sefer başka bekliyorlardı. Neyse biz hızlı bir şekilde kaçtık Taksim'den ve ilk durak stil danışmanı Alex Kokoskeriya'nın evindeki parti oldu. Oben, Serkan, Savaş, Ayşegül, Hakan, Koray, Aziz'li güzel bir yemek sonrası saat 24.00'e sokakta girmek için attım kendimi sokağa...
İlk aşk Merve ve Murat
BU gece benim için erken biter, çünkü gitmiyor. Saat 04.00'ü gösteriyor. Pera Palas'ın tam karşısında bir sokak var. Bu sokak İstiklal Caddesi'ne doğru gidiyor. Ardından da Kumbaracılar. Yürüyecek halim yok. Bulabildiğim ilk taksiye atladım. Kumbaracılar'dan geçip Cihangir'e gitmeyi hedefliyorum. Köşedeki Canım Ciğerim'i geçtik, Yakup'a doğru ilerliyorduk ki karşımıza Murat Dalkılıç ve Merve Boluğur geldi. Merve'nin üzerinde beyaz mini bir elbise ve deri ceket vardı. İkili çok mutluydu. Bu kadar detay vermemin nedeni yalanlanmamak. Hâlâ yalanlarlarsa "Yuh" diyeceğim. Çünkü malum; önce kabul etmez, sonra kabul ederler. Onlar beni görmedi. Eğer ben yürüyor olsaydım, onlar da beni görmüş olsalardı fotoğraf da çekerdim. Ama işte durumum buydu. O yüzden de yalanlama gelmesin lütfen. Gözlerimle gördüm. Eller sımsıkı, üstelik yüzler de pek mutluydu. Enteresan bir şekilde ikiliyi pek yakıştırdım. Yeni yılın ilk saatlerinde gördüğüm ilk aşk olarak pek güzel geldi. Demek bu yıl pek aşklı, pek mutlu geçecek. Pek sevdim bu ikiliyi. Ee hadi madem, hayırlısı olsun.
Trafikte bir saat
SAAT 00.15'i gösterdiği zaman taksi bulmak için yürüyordum. Diyeceksiniz ki, "Ne mânâ böyle bir program yaptın? Git güzel bir mekâna, orada geçir" ama öyle değil işte. Onu her zaman yapıyorum. Yurtdışında genellikle eğlence anlayışı bu. Bir evde yemek, sonra meydanlarda yeni yıla girip daha sonra mekânlara gidip eğlenmek. Ben de bunu uygulama peşindeydim kendi ülkemde. Ama tabii daha alışamadığımız olaylar var. İnsanlar kavga ediyor, kadınları taciz ediyorlar, taksiciler "İki kat verirsen götürürüm" diyor. Diyor da diyorlar. Yani insanlar perişan. O yüzden de yurtdışında çok normal olan bu eğlence için kendi ülkemde perişan oldum diyebilirim. Amacım size daha güzel olaylar anlatabilmekti ama bu pek mümkün olmadı. Ve bir saat 15 dakikada Beyoğlu’na ulaşabildim. Pera'da birçok mekân boştu ama sokaklar kalabalıktı. İnsanlar "Bugün eğlenmem gerekiyor, çok içmem gerekiyor" tadında oraya buraya saldırıyor gibiydi. Yani ben yanımda biri olmasa Taksim'de korkarım. Hâlâ aşamadığımız bazı olaylar var anlayacağınız. Eğlenmeyi bilmiyoruz.
'Kapalı kardeşim kapalı'
SAAT 23.15. Nişantaşı Atiye Sokak kapanmış. Neden bilen yok. Sokağın başında bulunan elinde iki telsizli adam "Kapalı, verilen emir bu" diyor. Ben nedenini soruyorum. "Kapalı kardeşim kapalı" diye bir Türk filmi repliği ile yanıt veriyor. Sokağa bakıyorum hiç de öyle hınca hınç değil. Yani kalabalıktan insanlar boğulacak gibi olsa anlarım kapanmış olmasını. Neyse ben de alttan pasajın içinden dolandım ve Abdi İpekçi'ye doğru yol aldım. Amacım meydana ulaşmak ama tabii mümkün olmadı. Ben de Cento Per Cento'nun orada küçük bir yer bulup konuşlandım ve elimde kocaman bir narla beklemeye başladım. 2014 geldi ve yeni yıla girmiş olduk.