Rihanna'nın poposunu 'LIKE' YAPIYORUZ
DİDEM Soydan, poposunu açıkta bırakan bir fotoğrafı paylaşınca takipçileri onu şikâyet etmiş. Instagram'ın yetkilileri de fotoğrafı çok şikâyet geldiği için kaldırmışlar. İnanın aklım basmıyor. Anlamıyorum ben bu insanları. İşleri güçleri yok fotoğraf şikâyet ediyorlar. Hayır Rihanna, Kim Kardashian gibi isimler popolarını, bacaklarını, göğüslerini açıkta bırakan fotoğraf koyunca bayıla bayıla like yapıyorlar. Ben en çok bunu anlamıyorum. Ama bizim insanımız yapmasın. Yani, "Taş gibi vücudunu sergilemesin. Olan var olmayan var" durumundayız. Memleket olarak yabancı sorunumuz var. Sırf bu nedenledir ki, memleketimize hangi yabancı gelse göklere çıkartıyoruz. Ivana Sert'i prenses ilan ettik. Yolante Cabau fotomodel ama biz onu podyuma çıkarıyoruz. Üstüne de kendi mankenlerimizin aldığı paranın on katını veriyoruz. Daha saymakla bitmez. Neden? Çünkü özentiyiz. Çünkü kıskanıyoruz birbirimizi. Bayılıyoruz yabancıları yıkamaya, yağlamaya. Ama biz kendi insanımızı yerin dibine sokuyoruz.
Sevmiyoruz ama takip ediyoruz
EVET son günlerde bizim de sık konuştuğumuz bir durum bu. Instagram'da da millet açıyor ağzını yumuyor gözünü. Hem de düşüncesizce. Hem de saygısızca. Görmek istemiyorsanız takip etmezsiniz olur biter. Niye bu kin, nefret. Bence kesinlikle Instagram sayesinde ne kadar kıskanç bir toplum olduğumuz da net bir şekilde ortaya çıktı. Ben de çok sevdiğim, enerjisine, pozitif haline, iyi kalbine inandığım Gizem Hatipoğlu ile sık sık klip çekiyoruz, fotoğraf paylaşıyoruz Instagram'da. Çünkü ben Instagram'ı diğer sosyal paylaşım alanlarından daha çok seviyorum. Ama bizi oradan da soğutmaya çalışıyor birtakım insanlar. Aman Allah'ım. Beni bu durumdan vazgeçirmek için, sindirmek için yapmadıklarını bırakmıyor bazıları. Söylemedik söz kalmıyor. İyi ama neden? Madem görmek istemiyorsunuz, madem moraliniz bozuluyor, o kişileri takibinizden çıkartın. Ben görmek istemediğim, sevmediğim insanı takip etmiyorum. Normali bu değil midir? Gerçekten siz de etmeyin. Hayır o sözleri
söylerken, yazarken kendinizi kötü hissetmiyor musunuz? Vallahi de billahi de ben okurken utanıyorum. Yemin ederim utanıyorum. Kendimi kötü hissediyorum. Ne olur biraz vicdan, biraz saygı, biraz edep yahu!
Sosyal medyada
■ Sevmiyorsan takip etme.
■ Kötü yorum yapınca karşı taraftan yanıt geliyorsa U dönüşü yapma. Arkasında dur. Sonradan "Ay ben size bayılıyorum aslında" deme.
■ Klavye kahramanlığı yapma. Dik dur, kendinin kim olduğunu belli et.
■ Fake hesapla yaptığın hiçbir yorum ciddiye alınmıyor, alınmayacak.
BU RİSK EN GÜZEL RİSK
BEN aslında en çok Selçuk Yöntem'e bayılıyorum. Hem mahalle hem de Kıbrıs arkadaşım o benim. Geçen gün gazetenin önünde karşılaştık kocaman sarıldık. Uzun süredir en fanatik olduğum yarışma olan "Büyük Risk"i artık Show TV ekranlarında izleyeceğiz. Ben şahsen pek mutluyum. Hem kendisini daha sık görebileceğim. O yüzden ekstra mutluyum. Bilgiye doymaya, hafızamızı canlı tutmaya devam.
Kötü haber olsun da NE OLURSA OLSUN
"ARTIK sosyal medya var, yazılı basın bitiyor, bitecek" diyenlerdenseniz geçmişler olsun. Bakınız sosyal medya sadece kötü ve yalan haberi seviyor. Her gün bir ünlü ölüyor, öldürülüyor. Saçma sapan nereden çıktığı belli olmayan asılsız haberler yayılıyor ortaya. Herkes bir kulaktan duyma bilgiyle gidip duruyor. Biz millet olarak birçok şeyi abarttığımız gibi sosyal medya olayını da abarttık. Ben kendimi kati surette bu kategoriye koymuyorum. Yazılan, çizilen her bilginin üzerine atlamıyorum. Sizler de atlamayın. Gazetelerin (tabii bazı gazetelerin) internet siteleri haricinde hiçbir bilgiye itibar etmeyin. Yoksa feci şekilde çuvallar ve hata yaparsınız. Örnek vermemi istiyorsanız, cumartesi gününden itibaren Nejat İşler ile ilgili saçma sapan bilgiler akıyor adeta. Doktoru her açıklamanın sonuna "Sosyal medyada yazılan bilgilere itibar etmeyin" demeden edemiyor. Durum bu kadar kirli anlayacağınız. O yüzden aman dikkat. Bu kötü, mutsuz, kendine güvenmeyen, huzursuzluk yaratmaya çalışan insanlara lütfen prim vermeyin.