Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Evet kesin diyeceksiniz. Benim bu yazıyı yazdığım için kıskandığımı düşüneceksiniz. En başından söyleyeyim. Kıskanmayı çok isterdim. Hatta hatta “Çok kıskandım, bu röportajı keşke ben yapsaydım. Hatta ve de hatta böyle fotoğraflar çektirseydim” demeyi gerçekten isterdim. Bizim memlekette birileri bir şey yapar. Ardından eleştirilince de ya “Kıskanıyor” ya da “Çekemiyor” yaftasını yapıştırmaya bayılır. O yüzden en son söyleyeceklerimi en başında söyledim. Şimdi kelamımı edeyim. Hayır kendime kızıyorum. 20 yıla yakındır bu işi yapıyorum. Sayısız röportaj yaptım. Hiç böyle fotoğraflar çektirmedim. Ne sıradan biriymişim ben. Ne yaratıcılıktan yoksunmuşum. Ve itiraf etmem gerekirse bu tarz röportaj yapanlar çoğaldıkça bu işten soğudum. Dört yıldır da röportaj yapmıyorum. Klasik soru cevap ve tuhaf fotoğraflar. Popo göster ya da popoyu duvara yasla. Uzan, yatağa gir. Omuz aç, dudak büz. Daralıyorum. Birilerinin mesleğimize saygısızlık yaptığını düşünüyorum. Allah aşkına yapmayın. Yaptırmayın. Tamam fotoğraf olur, konsept olur ama bu nedir yahu!!! Bakınız şimdi bir dönem NTV’de spor haberleri sunarken tanıdığım Dilara Gönder’in Gripin’in solisti Birol Namoğlu ile GQ dergisinde yaptığı röportajı görünce uzun bir süre işin içinden çıkamadım. “Acaba kim kiminle röportaj yapıyor” diye uzun bir süre düşündüm. Ta ki, giriş yazısını okuyana kadar. Fotoğraflara bakılırsa Birol Namoğlu, Dilara Gönder ile röportaj yapmış. Yani yapsa tam yerinde olacakmış. Ama tam tersi. Bu arada röportajı okutturamadı bu fotoğraflar bana. Başkası okumuş mudur onu da bilemem. Yani röportaj yapan kişi tamamen sanatçının önüne geçiyor. Bu hem dergiye hem de sanatçıya büyük saygısızlık bence. Birol Namoğlu da kusuruma bakmasın. Kendisini pek ama pek beğenirim ama olmamış.

        ORADAN BURADAN ŞURADAN

        - Sibel Can’ın “Kış Masalı” klibini izlerken nedense “Keşke Sibel Can’a da Deniz Seki hırsı gelse de az biraz zayıflasa“ diye söylenirken buldum kendimi. Tamam tamam kızmayın bana. Biz onu öyle kabul ediyoruz, seviyoruz ama o maviş gözler, billur güzel yüz, kadınsı bakışlar herkese nasip olmaz. Biraz da kilo verse ortalığı kasıp kavurur. İncecik haller, kısacık saçlar olduğu dönemleri hatırlayın. Gerçekten Sibel Can diyor başka bir şey demiyorduk. Kıvrak klipleri, seksi kıyafetleri ile her yerdeydi. Neyse şimdi bana kızacak biliyorum ama şöyle biraz kilo verse olay olur. Ben yine söylemeden edemeyeceğim. Bu arada ‘Galata’ albümü de bir kez dinledim pek güzel olmuşa benziyor. Şarkıları dinledikçe paylaşırım düşüncelerimi. 

        - “Çok sevmiş, sevdiğine kalbini ardına kadar açmış, becerebildiği kadarıyla kendini sevdiği kadının yerine koymuş, bu nedenle çok yara almış ama yine de sevmekten yılmamış bir adamın hikâyesini okuyacaksınız” diye başlayan bir kitap okunur. Ellerine sağlık Tolga Akyıldız. Aşktan söz etmekten, sevgiden bahsetmekten çok korkan erkeklere güzel bir kitap. ‘Özür Dilerim Çok Sevdim’i herkese armağan edeceğim. Ben okumaya başladım bile. Ellerine sağlık.

        Kendinden söz ettirmek istiyorsan

        - Bir gazete ya da dergiye iddialı röportajlar yap. Hatta öyle fotoğraflar çektir ki, yanındaki sönük kalsın.

        - Kendine ünlü hatta şarkıcı bir sevgili bul. Gazeteler eninde sonunda seni çekmeye başlayacak. Artık ünlüsün keyfini çıkar. Ama unutma hep o sevgilinin adının arkasından anılacaksın.

        - Köşe yazıyorsan mutlaka başka köşe yazan birileri ile kavga et. Hatta öyle et ki, tüm internet siteleri senden bahsetsin.

        ÇİÇEKÇİLER SADECE BİZDE DEĞİL

        BUYURUN işte dünyaca ünlü aktör Mel Gibson Sevgililer Günü’nde Beverly Hills’te bir restorandan çıkarken önünü hemen kırmızı güller ile bir satıcı kesmiş. Hanım arkadaşı ile yemek yiyen Mel Gibson’a çiçek satmaya çalışan satıcı bizim Türk çiçek satıcılarını aratmıyor. Ne yalan söyleyeyim bu âdetler sadece bizde var zannediliyor ya buyurun işte. Fotoğraf her şeyi anlatıyor.

        Diğer Yazılar