Gece hayatında olan biten
Malum son zamanlarda toplum olarak karışık, karmakarışık, halsiz, hatta sıkıntılı günler geçiriyoruz. Üzerimizden kamyon geçmiş gibi. Geçen pazar günü yaşanan seçim yorgunluğunu hâlâ atamadık. Sanıyorum uzun bir süre de atamayacağız. Nereye gitsem, kiminle konuşsam dilinde seçimler. Hatta “30 Mart sonrasında her şey normale dönecek zannediyordum. Daha da karıştı kafam” sözlerini duyuyorum. Yapacak bir şey yok. Bu sene kendini belli etti ki, daha önümüzde uzun bir maraton var. Bu sene böyle geçecek. Rahat, relaks olmak gerek. Ben size şimdiden söyleyeyim. Gece hayatını ya da sokakları ya da mekânları merak ediyorsanız küçük bir not geçeyim. Bu akşam ve yarın gece İstanbul’un altını üstüne getireceğim. Pazartesi daha fazla detay vereceğim ama öncelikle şunu söylemem gerekirse restoranlar kalabalık. Yani herkes homini yemek yiyor. Oturuyor saatlerce oturuyor. İçiyor, yiyor ve sohbet ediyor. Konu malum seçim. Belli bir saat sonrasında da eve gidiyor. Kulüp işi daha çok cuma-cumartesi olarak belirlendi şimdilik. Ama bu önümüzdeki günlerde yerini hafta içine de çeker. Hatta partiler tüm hızıyla başlar. O zaman daha detay veririm. Ama şimdilik durum bu. Yani parçalı bulutlu durumlar devam etmekte.
Rüzgar kaçmakta haklı
Erkoçlar ülkeyi terk ediyormuş. Hiç şaşırmadım. Hatta geç bile kaldığını düşünüyorum. Çünkü özgürlüğü yok. Rahat hareket edemiyor. Cinsiyet değiştirdi, artık o da normal bir hayat sürmek istiyor ama yok buna her şey engel. Fırında çalışmak istiyor çalışamıyor. Sokakta yürümek istiyor yürüyemiyor. Sinemaya gitmek istiyor gidemiyor. Çünkü tüm gözler üzerinde. Hatta bir de parmaklar. Biliyorsunuz bizim insanımız parmakla göstermeyi pek sever. Parmakla gösterir bir de gözünün içine baka baka dedikosunu yapar. Tamam basın mensupları da her yerde takip ediyor, çekiyor. Ona diyecek lafım yok. Rüzgar cinsiyet değiştirmeden önce de takip ediliyor ve fotoğrafı çekiliyordu. Ama ben gazeteciler dışındaki hayatından bahsediyorum en çok. İşte bu yüzden de mavi nüfus cüzdanını almış gidiyormuş, kaçıyormuş ve hatta gerçekten kaçsın. Kimsenin kimseyle ilgilenmediği, markayla, kıyafetle, cinsiyetle, saçıyla, başıyla, aşkıyla işiyle, aşıyla ilgilenilmediği diyarlara daha da mutlu olacaktır eminim. Ben cinsiyet değiştirmediğim, her hangi absürt bir durumum olmadığı halde bu düşüncedeysem o nasıl dursun buralarda.
Olan, biten
- Ceyda Ateş ameliyat sonrasında basın mensuplarına röportaj vermiş hem de narkozlu narkozlu. Hayır ne acelesi var hiç anlamadım diye düşünüyordum ki, “Ama Esin bu Ceyda. Neden şaşırıyorsun ki. Her an her şeyi yapabilir” diyerek bu şaşırma anımdan hızla vazgeçtim.
- Didem Soydan’ın İtalya moda markası Calzedonia’nın podyumunda yürümesi şahsen beni duygulandırdı. Çünkü birçok kişi Didem’i çok yeni tanıyor. Ama ben çok eskiden beri tanıyorum. Ve yaptığı aşamaya ve çalışma azmine çok şahidim. O yüzden de gerçekten bu başarısını alkışlıyorum. Kesinlikle bir model olarak bunu hak ediyor. Çünkü işini çok severek ve disiplinli bir şekilde yapıyor.
- Selfie, selfie, selfie. Ne zaman kurtulacağız bu durumdan derken şimdi de aftersex selfie’leri gelmeye başladı. Sosyal medya şimdi de bu fotoğraflarla çalkalanıyor. Sanıyorum daha çok selfie’ler olacak kaçın.