Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Malum son günlerde estetik ile yatıyor estetik ile kalkıyoruz. Artık erkekler bile estetik yaptırıyor. Yaptırmayan da ayıplanıyor, hiç şaşırmayın. Estetik olmayana kız vermeyecek durumlara bile geldik. Hatta hemen araya şunu da sıkıştırayım, erkekler de kas yaptırıyor. Evet evet plastik cerrahlar şu sıralar erkeklere en çok kas yapıyorlarmış. Yaz geliyor ya plajlarda baklavalarıyla dolaşacaklar. Bu yüzden bıçak altına yatan var. Ve tabii küçük çocuklar da estetik merakında. 16 yaşında bir genç kızla sohbet ediyorum, kız bana “Sabırsızlıkla 18 yaşıma gelmeyi bekliyorum. Hem burnumu yaptıracağım hem de silikon taktıracağım” dedi. E peki 18 yaşında bunları yaparsan sonra ne yapacaksın? İşte yüz, göz, kaş, yanak, çene, baldır, karın, popo başlayacak ve devam edecek... Ne diyeyim kolay gelsin. Bu arada ben ilk estetiğimi 32 yaşında oldum. Kaş arama botoks yaptırdım. Hâlâ da yaptırmaya devam ediyorum. Şu an beni okuyan yeni nesil, “Ooo sen buna estetik mi diyorsun” diyebilir. Çok normal ama benden şimdilik bu kadar. Bu arada yüz, kaş, göz, çene falan diyoruz da estetiğin amacı güzelleşmek. Yani estetik yaptırıp çirkinleşenler de var maşallah. Bu konuya nereden geldim, dün Aşkın Nur Yengi’nin bir fotoğrafını gördüm. “Estetik ne hale getirdi” diye de haber vardı. Biraz haksızlık yapmışlar. Aşkın’ı ben gördüm gayet güzel gözüküyordu. Abartılı bir durum yok ama fotoğrafta öyle çıkmamış. Ama hafızanızı şöyle tazeleyin, estetiği fazla kaçıranların ne hale geldiğini hepimiz biliyoruz. Hani insanın güzelken çirkin olması da buna denir. İşte benim bu noktada aklıma Doktor İbrahim Oskui geldi. İbrahim Hoca’yla yıllar yıllar önce tanıştım. “Ev hanımları banka kredisi alarak estetik yaptırıyorlar“ diye bir haber yapmıştım. İbrahim Hoca’nın bir diğer özelliği yardım etmek. Mesela yıllar önce çirkin olduğu için kocasının iki çocuğu olduğu halde boşadığı Çiçek Kelleci’ye yardım etti. Onu güzelleştirdi ve topluma kazandırdı. Şimdi de bebekken yüzünde çıkan yaranın izlerini 60 yıl taşıyan Yadigar Karcı’yı plastik cerrahiyle yeniden hayata döndürmüş. Türkiye’de ilk defa uygulanan mikro elivasyon yöntemi uygulamış. Ben estetik deyince işte bunu anlıyorum. Tabii bu lafım abartılı estetik peşinde koşanlara. Estetik şart ama yerinde yapılınca. Ve lütfen küçük yaşlarda bu işten uzak durun. Hele hele hiç ihtiyacınız yoksa. Çünkü yıllar sonra çok çirkinleşiyorsunuz.

        En kaliteli ödül töreni

        Maalesef bizler hâlâ yurtdışındaki ödülleri ağzımız açık izliyoruz. Çünkü bizim ülkemizde ödül dendi mi kötü, berbat, sorunlu, kontrolün kaçtığı geceler akıllara geliyor. Tören işini beceremiyoruz. Ülkemizde muhteşemi geçtim güzel ödül gecelerinin sayısı bir elinin parmağına ulaşmıyor bile. Bunlardan birisi 19 yıldır düzenlenen Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri. Çolpan İlhan ve Kerem Alışık bu işi o kadar kaliteli ve güzel yürütüyorlar ki, buna bir kez daha şahit olduk. Herkes şık, adayların hemen hemen hepsi salonda aynı kategoride yarıştığı diğer adayı alkışlıyor. Yani olması gerektiği gibi. Bu sene de aynısı oldu. Helal olsun. Gerçekten helal olsun.

        Hayalimizdeki tören

        Tüm aday olan kişilerin törene katılması.

        Ödül alamasa bile alan meslektaşını alkışlaması.

        Sanatçının “Ödül alacaksam gelirim, yoksa gelmem” dememesi.

        Töreni düzenleyenlerin, “Kesin geliyor musunuz ödül vereceğiz. Gelmiyorsan başkasına vereceğiz” dememesi.

        Yine töreni düzenleyenlerin “Ödül sizin hakkınız ama ben daha önce falanca kişiye söz vermiştim” dememesi.

        Ve yine maalesef töreni düzenleyenlerin “O kişiye kesin vermemiz gerekiyor ayıp olmasın” dememesi.

        Törene katılanların daha şık, zarif giyinmesi ve özellikle koyu renk tercih etmesi, az önce yataktan kalmış gibi gelmemesi.

        Törene katılan davetlilerin ödül töreni öncesi fuaye alanında basına poz verip, yiyip içip sonra törene katılmadan gitmemesi.

        Ama işte bunların hepsi hayal tabii.

        Küçük Sadri Alışık

        BU arada bu tören torun Sadri Alışık’a kadar uzanacak. Yani bu töreni torun Sadri ve hatta onun çocukları, torunlarıyla devam ettirilecek bir görüntü var ortada. Geçen akşam Cihangir’de gördüm Kerem ve oğlu Sadri’yi. Sadri büyümüş, kocaman olmuş. Hatta ben “Sadri senin Twitter’ın, Instagram’ın yok mu, seni hiç göremiyoruz” dedim. O da bana “Yok ben kullanmıyorum” dedi. Kerem de “Sadri aynı benim gibi” dedi. Ne güzel olmasın varsın. İlla olmak zorunda değil. İlla ünlülerin çocukları göz önünde olacak, olmazsa olmaz diye bir durum yok. Ben Alışık Ailesi’ni bu tavırlarından dolayı her zaman kutluyorum ve bayılıyorum.

        Diğer Yazılar