Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        DAHA henüz Soma’nın yarasını saramamışken, kabullenememişken 17 yaşında Alp Ali Şen’in ölüm haberi geldi. Büyük sınavlardan geçiyoruz. Kara günler yaşıyoruz. Gün kavga etmeme, kenetlenme, sabırlı olma günü. Durup düşünme, anlama günü. Zengin-fakir, ünlü-ünsüz ayrımı yapmama, yaşadığımız dünyanın yalan bir dünya olduğunu bir kez daha fark etme günü. Son yıllarda yaşanan acılar çok büyük. Ve günden güne de büyüyor, katlanıyor. Yaşanan olaylardan mesajlar çıkartmazsak daha çok üzüleceğiz, kahrolacağız gibi geliyor bana. Çünkü bizler değerlerimizi öyle yok sayıyor, öyle kötü hoyratça kullanıyoruz ki. Zaten sosyal medya sağ olsun, artık utanmaz, arlanmaz olduk. Dilimizin kemiği yok ama daha da arsızlaştı bazı insanlar. Ağzına geleni konuşuyor, yazıyor, çiziyor, herkes bir söz söylüyor. Lafın nereye ve neden gideceğini bilmeden. Ve özellikle de acı yaşadığımız günlerde insanlar daha da kötü oluyor. Yani diyeceğim odur ki, zaman kıssadan hisseler çıkarma zamanı. Sessiz olup dua etme ve “Ben şimdi ne yapabilirim?” deme zamanı. Ölümün dili, dini, ırkı, parası, pulu, şöhreti yok. Ölüm son gidiş, son an. Lütfen hiç ölmeyecek gibi yaşamayın.

        Herkes içindeki kinini kusuyor

        SİZ farkında mısınız bilmiyorum ama ben gayet gerçekçiyim ve her şeyin farkındayım. Biz meğer göz göze, yüz yüze doğru ve dürüst konuşabilen bir toplum değilmişiz. Meğerse hepimiz birbirinin arkasından konuşuyor, yüzüne gülüyormuşuz. Twitter çıktı bu durum göz göze, yüz yüze konuşulamayan şeyleri yazdığımız, itiraf ettiğimiz, hatta göz çıkardığımız yer oldu. Eğer yine direkt yazılamıyorsa fake hesaplar açılıyor. Benim bir tanıdığımın 10 fake hesabı var. Tövbe tövbe. Geçirdiği, zamana, harcadığı o güzelim zamana bakar mısınız? Yazık. Onun için ben Twitter’da düşündüklerimi yazmadım, onun yüzüne gözlerine bakarak “Kayıp bir insansın, yazık” diye yüzüne söyledim. Yazık bize gerçekten yazık. Meğer birbirimizi ne kadar çok seviyor gözükürken ne kadar çok boğazlamak istiyormuşuz da haberimiz yokmuş. Twitter’ı geçtim Instagram’da kıyafeti, yediği yemekleri, tatilleri, ayakkabılar, çantaları derken iş çığırından çıkmış. Her şeyde olduğu gibi bunu da kaldıramamış. Sosyal medya bizim kinimizi kustuğumuz bir yer olup çıktı ki vah vah. Allah topluca akıl fikir versin bize. Bu arada geçen hafta Soma’da yaşanan felaketin ikinci gününde ben isim vermeden Twitter’da iki not yazdım. Ki hiç âdetim değildir. Sanırım o günlerin acısından ben de bu çarka uydum. Ve o sözlere yazdığım kişi anladı ve beni aradı. Bana “O twitleri bana mı attın?” dedi. Ben de “Evet” dedim ve neden attığımı anlatmaya çalıştım. Yani hiç gizlemedim, saklamadım. Demem odur ki, Allah’a çok şükür şimdiye kadar yaptığım haberlerin, yazıların hepsinin arkasındayım. Hiç saklanmam, kaçmam. Ama ben sadece o çarkın içine girdiğim için kendime kızdım. İşte önemli olan bu günlerde yaşadıklarımızdan ders çıkarmak. Ben kendi adıma çıkarıyorum. Darısı çıkaramayanların başına.

        ASIL GÖREVLER ŞİMDİ BAŞLIYOR

        Asıl görevler şimdi başlıyor dedim ya. Evet asıl Soma için görev zamanı bizim için. Ben geçtiğimiz cumartesi “Ünlü isimler Soma’ya giderse şu an reklam yapar” diye bir yazı yazmıştım. Her zaman olduğu gibi yazı yine yanlış anlaşılmış. Sabırla ve yine büyük sabırla anlatayım efendim. Efendim ben dedim ki, o yazıyı yazarken, o ilk günler için “Kayıpları çok büyük ve belli olmadığı için bir kaos yaşanıyor. Ve o insanlar çok büyük bir üzüntü içinde. Çünkü daha içeriden çıkamayan yakınları var. Şu sıra gidilmese de birkaç gün beklense kayıplar netlik kazansa”. Ya da demeye çalıştım. Ama olmadı, anlatamamışım. Neyse yine bu yazıdan da anlamayan olacaktır. Evet efendim asıl gitme zamanı şimdi. Hatta aylar, hatta bir yıl sonra. El ayak oradan çekildiği zaman başlayacak tüm dertler. O yüzden gitmek, unutmamak gerek. Ha bir de tabii gidince “İlla fotoğraf çektireyim, paylaşayım” diye kendinizi zorunlu hissetmeyin. Çünkü insanı öyle zorunlu hissettiriyorlar. Ama gerek yok. İlla “Bakın ben de oradaydım gittim” tadında fotoğraf paylaşmak zorunda hissetmeyin kendinizi. Tabii paylaşmak istiyorsanız o ayrı. Ama önemli olan sizin içiniz, vicdanınız. Gerisi inanın kocaman bir yalan.

        Bu günlerde fazlaca

        ■ Sabıra.

        ■ Bol bol duaya.

        ■ İftira atmamaya.

        ■ Kavga etmemeye.

        ■ Destek ve yardımcı olmaya ihtiyacımız var.

        Diğer Yazılar