Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ‘Güneşi Beklerken isimli bir dizi var. Diziyi biliyorum ama hiç izlememiştim. Ta ki, Kerem Bürsin’in bir fanı sayesinde on dakika izleyene kadar. Ama diziyi değil Kerem Bürsin’in hayranını. Kerem’i izlerken yüzünün şekilden şekile girmesini. Ellerini sürekli ovuşturmasını. Hatta elini, kolunu bir yere koyamamasını. Sürekli bir oturup bir kalktığını ve bana “Baksana şuna ya, baksana şu tatlılığa, nasıl tanımazsın, nasıl bilmezsin” deyişini. İşim gereği böyle çok fan gördüm. Gerçekten daha da abartılısını gördüm. İşte bu fanlar yüzünden de eskiden ünlü isimler hayranlarını korkutmamak ve kaybetmemek için sevgilileri olduğunu söylemez hatta evlendiklerini bile gizlerlerdi. Artık bu durum geçerli değil diye düşünüyordum, ta ki Kerem Bürsin ortaya çıkana kadar. Kerem’in hayranları “Hayır sevgilisi olamaz. O kimseyle birlikte olamaz” diye tepki gösteriyor. Geçen gün de Yağmur Tanrısevsin ile fotoğrafı ortaya çıkınca tepkiler almış başını gitmiş. Bu kadar hayranlık dert. Bu yüzden çok kişi evlenmiyor ve ilişki sürdüremiyor. Ben size küçük bir örnek vereyim Orhan Gencebay, Sevim Emre ile evlendiğini yıllarca saklamış. Ve Emrah hâlâ ilişkilerini rahat yaşayamaz. Ya da şu an hâlâ evli mi değil mi muallak. Net bir açıklama yapmaz. Sırf bu hayran kaybetme korkusudur neden.

        TAKSİM DEĞİL TAKSİ MEYDANI

        Taksim Meydanı’nın isminin acilen değiştirilmesini ‘taksi meydanı’ yapılmasını rica ediyorum. Allah aşkına bir yetkili yok mu, Taksim Meydanı’nı taksilerden kurtaracak? Lütfen üşenmeyin kalkın ve birkaç saatinizi Taksim Meydanı’nda geçirmeye gelin. Taksilerden bir kere hareket edebilirseniz ne âlâ. Tabii arabanızla girmeye kalkarsanız işte o zaman işiniz daha da zorlaşıyor. Eğer canı isterse size yol veriyor, istemezse vermiyor. Eğer canı telefonla konuşmak istiyorsa cadde ortasında taksisini durdurup telefonla konuşuyor. O da yetmiyor, arabasını koca meydan taksi durağına park edip eli belinde dolanıyor. Evet evet cadde ortasında. Orası onun ya. O meydan, o yol, o cadde onun durağı ya. İstediği her şeyi yapabilir. Böyle hakkı var zaten. İnanın Taksim Meydanı zaten eski meydan değil ama artık iyice çığırından çıktı. Ben her zaman görüyorum sık sık da burada yazıyorum ama bir kez daha yazayım, söyleyeyim. Geçen akşam market arabaları içinde termos ile çay-kahve satan kişiler yine birbirine girdi. Ve maalesef ellerinde sıcak su dolu termosları oraya buraya savurdular. Ve o anda orası çok kalabalıktı. Ve çocuklar da orada kuşları kovalıyorlardı. Yani anlayacağınız tehlike her dakika var. Ve hızla da devam ediyor.

        İNSAN detoksu ŞART

        Deniz Akkaya ile geçen gün uzun uzun telefonda konuştum. Kendisini de uzun yıllardır tanırım. İnanın bana dobralığı, hazırcevaplığı, aklına geleni esirgemeden söylemesiyle hâlâ yıllar önce tanıdığım Deniz ile aynı. Hiçbir değişiklik yok. Geçen gün “İnsan detoksu yapmak gerek” demiş. Vallahi ne güzel söylemiş. Bravo helal olsun diyorum. Kesinlikle katılıyorum. Ben de yaptım ve hâlâ devam ediyorum. Temizlik şart. Çünkü insanlar sizi bir yerden sonra yemiyor, kemirmeye başlıyor.

        BİZLER genellikle

        ■ Oynamasın, sunamasın “Olsun ama güzel” ya da “Çok yakışıklı bu çocukta iş var” deriz.

        ■ Cebinde hiç parası yok ama başkasının arabasıyla hava atsın, “Belki kendi arabası tamirdedir” deriz.

        ■ Üstü başı kötü giyimli, arabası marka değil. Belki dünya zengini “Ama görüntü her zaman daha önemli. O da lüks arabayla gezseydi” deriz.

        ■ Başkasının parasıyla yer, içer, gezer, tozar “Çok mevkii sahibi, işadamı” deriz.

        ■ Deriz de deriz daha bu liste uzar da gider. Güleriz, ağlanacak halimize.

        Diğer Yazılar