Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Size bir kere daha bahsetmiştim. Cihangir’de küçücük bir dükkân var tıklım tıklım doluyor ve diğer birçok mekânı sildi süpürdü diye. Herkes ‘Geyik’e geliyor. Gündüzü ayrı, gecesi ayrı tıklım tıklım. Bu fotoğrafı hafta için çektim. O gün aslında dükkânın sahibinin doğum günüymüş ama genellikle Cihangir Geyik’te her zaman durum bu. Bir zamanlar Tünel’de Lokal vardı. Lokal de aynı böyleydi. Orası da her zaman böyle kalabalık olurdu. Ama fazla uzun sürmez. Lokal’de de sürmedi zaten. Sürekli şikâyet, sürekli kapatma derken yok oldu gitti. Malum bizim memleketimizde kimse bu durumu sevmez. Yollara taşmış insanlar sohbet ediyor, kahkaha atıyor, eğleniyor, gülüşüyorlar. Olacak iş değil. Hiç olmaması gereken şey. O yüzden fazla sürecek gibi değil bu durum. Yakında duyarız sürekli kapandığını. Ama bu sıcak yaz akşamlarında özellikle ‘Geyik’ Cihangir’in en keyifli, en tatlı hoş mekânı.

        ÇOCUKLUĞUMUN TADI

        Cihangir demişken Yaşar Usta’dan bahsetmeden olmaz. Her zaman kalabalık Yaşar Usta’nın yeri de. Öyle bir dondurma yapıyor ki anlatamam. Yalnızca bilenlere şöyle anlatabilirim. Benim çocukluğumda mahalleye küçücük bir yeşil el arabası gelirdi. İçinde sadece sade dondurma olan. İşte aynı o lezzet, o tat var Yaşar Usta’nın sade dondurmasında da. Ben bu lezzeti yıllardır arıyordum Yaşar Usta’da buldum. Bu arada usta çağa ayak uydurmuş. Yusdo isimli bir application açmış. Dilediğiniz an sipariş verebiliyorsunuz. Teknoloji böyle bir şey işte. Eski tatları da hemen avucunun içine alıveriyor.

        Hızlı gittik, yavaş döndük

        Dün size ‘Yüksek Hızlı Tren’ ile kısa seyahatimden bahsetmiştim. Hatta yazımın sonunda 16.00 treniyle İstanbul’da döndüğümü yazmıştım. Gayet emin bir biçimde. Ama işte İstanbul’da özellikle perşembe günü hava konusunda çok ciddi uyarılar yapılmıştı. Ben de yazımı yolladığım sırada trendeydim ve mutlu mutlu İstanbul’da dönüyordum. Ama hava izin vermedi. Marmara Tersanesi’ne ait 200 tonluk vinç şiddetli fırtınanın etkisiyle devrilmiş ve vincin kolları demiryolu üzerine dağıldığı için biz de Arifiye’de gönderilen otobüslere binmek zorunda kaldık. Benim yolculuk da tren yerine otobüsle devam etmek zorunda kaldı. Ve saatler sonra İstanbul’da oldum. İstanbul’da yaşıyorsanız her türlü şeye hazırlıklı olmak gerek. Malum özellikle bu memleketin havasına, suyuna, trafiğine ve bence kesinlikle son yıllarda insanına da demek lazım güven olmaz. Neyle karşılaşacağınız da. Her zaman bir B planı şart.

        Tarkan mutluluk VERİYOR

        Tarkan'ın klibini bekliyormuş millet. Yayına girdiği ilk gün o dakika etrafımda olan herkes telefonuyla açtı, bilgisayarından açtı izliyor. Ve özellikle yüzlerindeki ifadeye baktım. Tarkan insana mutluluk veriyor, gülümsetiyor. Hiç abartmıyorum gerçekten öyle. Ama bunu göstermek istemeyen insanlar da yok değil. Hemen “Olmamış, beğenmedim, çok çirkin, bu ne ya böyle” diyenler de yok değil. İçten içe “Harika olmuş” diyecek ama yok demiyor. Öyle yapması gerektiğini hissediyor. Sadece Tarkan mevzuunda değil. Her şeyde öyleler ama. Sonra bakarsınız Tarkan’ın konserinde en ön sırada falan filan. Neyse aman artık ben bu tarz insanlarla ilgilenmemeyi, takılmamayı öğrendim. Çünkü bu insanlar insana negatif enerji yükler. O insanlardan hızla uzak durmak gerek. O yüzden de Tarkan konserine gitmek gerek. Zaten konserin biletleri hemen tükenince Tarkan konseri 2 gün daha uzatmış. Hayranlarına müjde. 3-4-5 Eylül olan Tarkan konseri 7-8 Eylül akşamı da var aklınızda olsun. Ve şarkıya dair bir kaç kelam edecek olursak

        • Tabii ki bir “Sevdanın Son Vuruşu”, “Dudu Dudu”, “Kuzu Kuzu” ve daha birçok şarkıları gibi değil.
        • Ama şu var ki, Tarkan’ın şarkıları dinlene dinlene sevdirir kendini. Hatta dile dolanır.
        • Leopar ve yelek ikilisi olmasa da olurmuş. Ben Tarkan çuval giyse gider diyenlerdenim.
        • Tarkan konsere “Hop De” ile çıkacak belli oldu. Ama Tarkan ne olur bu sefer bir değişiklik yap. Sislerle çıkmasan da olur.

        Diğer Yazılar