Yüksek gerilimli çocuk parkı
Trafo rezaletleri tam gaz sürüyor. Apartmanların giriş katlarından sonra, şimdi de Esenler'deki bir çocuk parkına binlerce voltluk trafo yerleştirildi. Vatandaş 'olmaz böyle şey' diye ayaklandı ama ne fayda!
ACİL Şikayet Hattı sayfalarının müdavimleri hatırlar. Bu sütunlarda, sokak aralarına, apartmanların alt katlarına yerleştirilen binlerce voltluk trafolarla ilgili sayısız haber yaptık. Bu trafoların yaydığı yüksek gerilim dalgalarını bir tarafa bırakın, en ufak bir arıza ya da patlama halinde facia çıkacağını yazdık durduk.
Zaten trafolarla burun buruna yaşamak zorunda bırakılan vatandaş da tam bundan yakınıyordu.
ÖLÜM TEHDİDİ
Çoğu örnekte bazı patlamalar yaşanmış, felaketin eşiğinden dönülmüştü. Saatli bir bombanın üzerinde oturduklarını söyleyenler, her an havaya uçmaktan korkuyordu. Peki bu trafo skandallarının birinci derecede sorumlusu olan BEDAŞ ne yaptı? 'Trafolar kamu yararı için yapılmıştır. Hiçbir zararı yoktur' deyip işin içinden çıktı. Şimdiiii... Artık bu sorunun çığrından çıktığının bir kanıtı geliyor... İşte 'Bu kadar da olmaz' dedirten bir trafo haberi daha...
Yer Esenler, Kazım Karabekir Mahallesi... Sıra sıra dizilen apartmanların arasına yapılmış bir çocuk parkı... Nüfus yoğunluğu son derece fazla olan bir semtte, çocukların eğlenebileceği yegane yerlerden biri... Günün her saatinde tıklım tıklım... Özellikle de tatil dönemlerinde... Çocuklar salıncaklarda, kaydıraklarda gönüllerince eğleniyor...
Parkın bir köşesinde ise, dış cephesi rengarenk boyanmış küçük bir kulübe duruyor. İlk bakışta burası da çocukların oyun alanlarına dahil bir yer gibi duruyor. Ama öyle değil...
Burası koca bir mahallenin elektriğini karşılayan trafo... İyi ama parkta ne işi var? İşte orasını kimse bilmiyor. Çevre sakinlerinin tek bildiği, üzerinde 'ölüm tehlikesi' yazan bu trafonun çocukların yanıbaşında olmaması gerektiği... Yıllardır çocuklarını evlerinin yakınındaki bu parka getiren, ancak trafonun yerleştirilmesiyle huzurları kaçan ebeveynlerin kafası karışık. 'Ya bir patlama olursa, ya trafonun kapısı açık unutulursa, çocuklar trafoyla oynamaya kalkarsa
ne olur?' soruları akıllarından
hiç çıkmıyor. Yaşadıkları kaygıyı da şöyle kelimelere döküyorlar:
YA PATLAMA OLSA?
"Trafo hangi amaçla yerleştirildi, anlayamıyoruz. Çocuklar göz göre göre ölüme atılıyor. Böyle bir riski nasıl göze alırlar? Çocuklarımızı parka götüremiyoruz. Peki bu çocuklar nerede oynayacak? Burası zaten kalabalık ve yeşil alanlardan yoksun bir yer. Şimdi bir de parkımız elimizden alınıyor. Çocukları buraya götürmesek de, trafo binaların hemen yanında. En küçük bir kıvılcımda tüm mahalle yanar. Biz bu işe akıl sır erdiremedik. Yetkililerin olaya el koymasını ve bu yanlıştan
dönülmesini istiyoruz."
Bırakın dağınık kalsın!
Yeter ki motorlu tırpanla birinin canını yakmayın. Biz yeşil alandan, çimden vazgeçtik
BURASI Beylikdüzü... E-5 Karayolunu'nun yanındaki refüjlerde hummalı çalışmalar devam ediyor. Belediye ekipleri, yeşil alan düzenlemesi çerçevesinde çimleri biçiyor. Buraya kadar her şey normal... Ancak, görevlilerin bu çalışmalarda kullandığı alet, tehlike saçıyor. Motorlu tırpanla çim biçilirken, etraftaki taşlar çevreye savruluyor, hatta yola fırlıyor. Doğal sonuç olarak araçlara isabet ediyor. Bu şekilde yaralanan sürücülerin sayısı hiç de azımsanacak gibi değil.
BELEDİYE SUSKUN
Geçtiğimiz günlerde, İkitelli Hürriyet Caddesi'nde meydana gelen tırpan kazasını sayfalarımıza taşımıştık. Bir sürücü, otoyolda seyir halindeyken, motorlu tırpanın pervanesine çarpan ve yola sıçrayan taş, otomobilin camını tuzla buz etmişti. Sürücü, ölümden dönmüştü. Aracının camını değiştirmek üzere otocam tamirhanesine gittiğinde de tek mağdurun kendisi olmadığını, motorlu tırpanın her gün bir kazaya neden olduğunu öğrenmişti. Bu olayın ardından belediye yetkililerinin çıtı çıkmadı. Sanki yoldan geçen vatandaşa zarar vermek en doğal haklarıymış gibi zahmet edip bir açıklama dahi yapmadılar ve hiçbir şey olmamış gibi bu uygulamaya devam ettiler. Binlerce sürücünün can güvenliği hiçe sayılarak otoyol kenarlarındaki yeşil alanların düzenlemesi, hala motorlu tırpanla yapılıyor. Herhalde bu sistemden vazgeçilmesi için birinin ölmesi bekleniyor.
Sanata kapatılan meydan belediyeye de yar olmadı
BÜYÜKADA, son günlerde ilginç bir tartışmaya sahne oluyor. Adalar Kültür Derneği ile belediye arasında kültür-sanat gerginliği yaşanıyor. Önce sanatçıların, ardından da tüm Ada halkının dahil olduğu polemiğin hikayesi ise çok enteresan... Her şey Adalar Belediyesi'nin bu yıl Çınar Meydanı'nı derneğin faaliyetlerine kapatmasıyla başladı. 2000 yılından
beri düzenli olarak her yaz, Çınar Meydanı'nda üç ay süren etkinliklere imza atan dernek, bu yıl belediye engeliyle karşılaştı. Halka açık ve ücretsiz olarak düzenlenen sergi, konser, film gösterimi ve çeşitli yarışmalar, bu yıl yapılamadı. Aslında dernek ilgili makamlardan izinlerini alıp programını hazırlamıştı. Fakat etkinlerin başlamasına bir gün kala Çınar Meydanı'na Adalar Belediyesi'ne ait stantlar açıldı. Bu alanda belediyeye ait resim sergileri açılacağı, Kültür Derneği'nin faaliyetlerinin burada yapılmasının mümkün olmayacağı açıklandı.
NEDEN ENGELLENDİ?
Dernek üyeleri, sanatçılar ve halkın itirazı fayda etmedi. Ne yapıldıysa belediye geri adım atmadı. Ancak belediyenin düzenleneceğini duyurduğu sergi de bir türlü açılamadı. Neden mi? Belediyenin bu tutumuna tepki gösteren sanatçılar tablolarını vermedi de ondan... Sonuçta her yıl yaz aylarında cıvıl cıvıl olan Çınar Meydanı boş kaldı. Tüm
faaliyetlerini sokaklarda gerçekleştirmek zorunda kalan dernek üyeleri ise anlam veremedikleri bu uygulamaya, Alo Habertürk Acil Şikayet Hattı aracılığıyla isyan etti: "Yıllardır kısa film, fotoğraf yarışmaları, konserler, 45'lik plâk dinletileri, dia gösterileri, Karagöz- Hacivat ve tiyatro gösterileri düzenleyen bir derneğin yerel yönetimce engellenmesi dünyada eşine az rastlanır bir uygulama olarak kültür- sanat tarihimizde yerini aldı. Biz tüm şartlarımızı zorlayarak imkanlarımız çerçevesinde sokak aralarında etkinliklerimizi yaptık. Bu engellemeye akıl sır erdirmek mümkün değil."
Eminönü'ndeki pislik haber değerini yitirecek!
İŞTE Eminönü'nde çekilmiş çarpıcı fotoğraflardan bir örnek daha... Kaç kez yazdık, hatırlamıyoruz bile... Her gün yüzlerce turisti ağırlayan, kentteki tarihi eserlerin büyük bir
bölümünün bulunduğu bir semt, nasıl olur da pislik içinde kalır? Bu nasıl bir duyarsızlıktır? Yukarıda gördüğünüz fotoğraf, önceki gün öğle saatlerinde, otobüs duraklarının ve balık-ekmek tezgahlarının bulunduğu alanda çekildi. Köşe başları, merdivenler her zaman olduğu gibi çöp yığınlarıyla doluydu. Buna benzer öyle çok görüntüyle karşılaştık ki, neredeyse Eminönü'ndeki bu rezalet, haber değerini yitirecek. Bu manzaraları kanıksamaya başlayacağımızdan endişeliyiz. Ancak bu seferki görüntüde diğerlerinden farklı bir
ayrıntı var. Mutlaka dikkatinizi çekmiştir. Fotoğraf iyice incelendiğinde, çöp yığınlarının hemen yanında, belediyeye ait bir çöp arabası olduğu görülüyor. Her ne kadar bu karede gözükmese de o anda ortalıkta dolanan temizlik görevlileri de var. Peki niye çevreyi temizlemiyorlar? Bu sorunun yanıtını vermek de Fatih Belediyesi'ne düşüyor...
Orası sergi salonu değil, kaldırım
KALDIRIMLARI sergi salonlarına çeviren esnafa bir tepki de Bahçeköy'den geliyor. Adı bizde saklı bir okur, yürüyecek yer bulamamaktan yakınıyor: "Kaldırımlar zaten düzensiz. Kimi yerler çok dar, kimisi de yüksek. Bir de marketler ve manavlar tezgahlarını kaldırıma doğru yayınca vatandaşa yürüyecek yer kalmıyor. Mecburen yolun ortasından yürümek zorunda kalıyoruz. Yol da dar olduğu için burada tam bir trafik çilesi yaşanıyor. Bir de hafta sonları çevredeki mesire yerlerine gelen kişiler nedeniyle yoğunluk daha da artıyor. Çıldırma noktasına geliyoruz. Kaldırımlarımızı geri istiyoruz."
Alibeyköy ıslah ediliyor ama hala çok kokuyor
ALİBEYKÖY Deresi deyince İstanbullular'ın aklına hep aynı fotoğraf gelir. Yağmurda taşan dere nedeniyle yüzlerce evin sular altında kaldığı, kurtarma operasyonlarının yapıldığı kareler... Yıllarca çevre sakinlerinin kabusu olan derede uzun süredir ıslah çalışmaları sürüyor. Bu çalışmalar da meyvesini veriyor. Artık Alibeyköy Deresi her yağmur yağdığında sel baskını haberleriyle gündeme gelmiyor. Fakat dereyle ilgili sorunlar da nihayete kavuşmuş değil.
SİNEKLER DE CABASI
Derenin taşması ve çevresine zarar vermesi önlendi, fakat etrafa yaydığı kötü koku aynen devam ediyor. Sıcak yaz günlerinde derenin kenarından geçmek bile imkansız hale geliyor. Derenin hemen kenarındaki Sevinç Caddesi'nin sakinleri, bu konudaki eleştirilerini şöyle dile getiriyor: "Dereyle ilgili önemli adımlar atıldı. Çalışmalar yapılıyor, ancak kötü kokuya henüz çözüm bulunabilmiş değil. Hala dayanılmaz kokulara maruz kalıyoruz. Sıcak havada sinek ve haşere de çok oluyor. Çalışmaların en kısa süre içinde tamamlanmasını ve koku problemine çare bulunmasını istiyoruz."
Çiçek sulamayı bir türlü öğrenemedik
YOL kenarlarındaki yeşil alanlar sulanırken çiçeklerle birlikte asfaltın da ıslanması, kazaya davetiye çıkarıyor. Daha önce Çağlayan Piyalepaşa Caddesi ve Maslak'ta bu sorunun yaşandığını, özellikle akşam saatlerinde yolun ıslak olduğunu fark edemeyen sürücülerin bariyerlere çarptığını yazmıştık.
TUZAKTAN FARKSIZ
Ancak sulama sistemleriyle ilgili herhangi bir tedbir alınmıyor olsa gerek, aynı şikayetler devam ediyor. Üstelik her geçen gün yenileri ekleniyor. Büyükçekmece sakinleri, Turgut Özel Bulvarı'ndaki asfaltın da çiçeklerle birlikte sulandığını bu noktanın 'ölüm yolu' haline geldiğini anlatıyor: "Yol zaten son derece eğimli ve virajlı. Bir de refüjdeki çimler sulanırken asfaltın ıslatılması yolu tuzağa dönüştürüyor. Seyir halindeki sürücüler, birden bire araçlarının camlarına tazyikli su boşaldığında neye uğradığını şaşırıyor. Direksiyon hakimiyetini kaybedenler bariyerlere çarpıyor. Mübalağasız her gün bir kaza yaşanıyor.
Şimdiye kadar şans eseri kimse hayatını kaybetmedi. Ancak böyle giderse birinin canı fena halde yanacak. Tüm bunlara rağmen neden gerekli önlemler alınmıyor, anlayamıyoruz."
Hani nerede denetim?
GÜRÜLTÜ kirliliğiyle ilgili şikayetlerin ardı arkası kesilmiyor. Gece kulüpleri, restoranlar, çay bahçeleri, hatta lunaparklardan yükselen ses İstanbullular'ı çıldırtıyor. Şimdiye kadar kentin dört bir köşesinden sayısız örnek sunduk. Haberlerimizin ardından yetkililer desibel denetimi yaptıklarını duyurdu. İşte yetkililere, denetim için bir adres daha... Bu kez de Beyoğlu Hocazade Sokak'ta oturanlara kulak verelim... "Sokaktaki bir cafe-bar nedeniyle uykular haram oldu. Hafta içi, hafta sonu hiç fark etmiyor.
Sabahlara kadar bangır bangır müzik yayını yapılıyor. Evde durmak mümkün olmuyor. Yetkililer bu gürültüyü hiç duymuyor mu? Onlar hiç rahatsız olmuyor mu? Kentin merkezi yerlerindeki eğlence mekanlarının yanı sıra sokak aralarındaki işletmelerin de kontrol altında tutulması gerekiyor."
KISACA
• Kaldırımı işgal etmek ne zamandır serbest?
Fatih, Sokullu Mahallesi'nde kaldırım işgali almış başını yürümüş. Cadde üzerindeki dükkanların sahipleri, kaldırımı tapulu malları gibi kullanıyor. Yoldan geçenlere adım atacak yer bile bırakmıyorlar. Biz de, son sürat geçen araçların arasından yürümek zorunda kalıyoruz. Masaları, standları, kasaları yaya yolunun ortasında duruyor. Şikayet ettiğimizde de umursamıyorlar Yayalara araçların çarpması an meselesi. Burada bir facia yaşanmadan önlem istiyoruz. H. C.
• Cam şişe atık konteynerlerine neler oluyor?
Başakşehir, Esenkent'te oturuyorum. Bölgemizdeki cam şişe atık konteyneri kaldırıldı. Yaklaşık bir aydır atık maddelerimizi atacak konteyner bulamıyoruz. Şikayetlerimizi belediyeye defalarca bildirdik. Ancak sürekli bizi oyalıyorlar. Belediyeler bir yandan çöp ayrıştırmanın önemine değiniyor, diğer yandan da konteynerler kaldırılıyor.
Bu nasıl bir mantık? Semt sakinleri olarak yetkililerin hemen bu konuyla ilgilenmesini istiyoruz. Ş. G.
• Yerinden oynayan direkler devriliyor
Kuruçeşme'deki elektrik direkleri ufak bir rüzgarda bile hemen yıkılıyor. Direkler sağlam bir şekilde monte edilmediği için, büyük tehlike oluşturuyor. Kafamıza düşmesinden korkuyoruz. Yoldan geçemez olduk. Sadece bir tanesi değil, tüm direkler böyle. Hiçbiri yerinde durmuyor. Sanki üflesen uçacaklar. Bir facia yaşanmadan direklerin sağlam bir şekilde monte edilmesini istiyoruz. O. L.
• Ramazan davulcusu mahalleyi gerdi
Fatih Hırka-i Şerif Mahallesi, Melek Hoca Caddesi'nde oturuyorum. Ramazan davulcusu bize resmen işkence çektiriyor. Davulu çalmıyor, sanki paramparça yapıyor. Uyumak ne mümkün!