GÜZELİM ÇAYIR ELDEN GİDİYOR
Küçüksu Çayırı makus talihini yenemiyor. Yıllar boyunca tahrip edilen bitki örtüsü yok olma tehdidiyle karşı karşıya... Üstelik tinerciler ve berduşlar da bu tarihi mekâna yerleşmiş durumda
BİR zamanlar kentin en gözde mesire yerlerinden biri olan Beykoz Küçüksu Çayırı adım adım yok oluyor. Yıllar önce İstanbul'un ciğerleri konumunda olan bu tarihi mekân, şimdi içler acısı halde... Hatırlayacağınız üzere, geçtiğimiz günlerde, çayırın yürek burkan hikayesini manşetimize taşımıştık. Ağaçların, bitki örtüsünün yavaş yavaş elden gittiğini göstermiş, Beykozluların isyanını yansıtmıştık.
Malumunuz... Çayırın başına gelenler akıl alır gibi değil... Osmanlı İmparatorluğu zamanında kurulmuş bu tarihi çayır, önce Boğaziçi, ardından da Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün yapımı sırasında şantiye sahasına dönüştürülmüş, bitki örtüsü büyük oranda tahrip olmuştu.
DİRENİYORLAR
Beykozlular, yıllar boyunca çayırı kurtarmak, eski, yemyeşil günlerine döndürmek için çırpınıp durmuştu. Çevre sakinlerinin mücadelesi sürerken, şok edici bir haber daha gelmişti. Boğaz'a yapılması planlanan üçüncü köprünün şantiyesinin de Küçüksu Çayırı'na kurulmasına karar verilmişti. İşte bu karar, Beykozluları bir kez daha ayaklandırmıştı.
İstanbul'un en güzel yerlerinden biri olan bu doğa harikası çayırın heba olup gitmemesi için imza kampanyası başlatılmıştı. Beykozlular, çayırın üçüncü kez şantiye sahasına çevrilmemesi için direniyor, imza kampanyası tüm hızıyla devam ediyor. Doğa gönüllüleri, bir yandan bu işin peşini bırakmıyor, diğer yandan ise çayırın çöplük haline getirilmesine, tinercilerin, berduşların mekanı olmasına dikkat çekiyor, çayırın kaderiyle baş başa bırakılmasına isyan ediyor. Bu gördüğünüz fotoğraflar, aslında, çayırın ne halde olduğunu ayan beyan ortaya koyuyor ama biz yine de Beykozlulara kulak verelim, çayırda neler olup bitiyor tüm ayrıntıları öğrenelim...
'YANGIN ÇIKARACAKLAR'
"Yaklaşık 40 yıldır çayırı kurtarmak için çaba gösteriyoruz. Çalmadığımız kapı kalmadı. Ama elimizde koca bir sıfır var. Kenti yönetenlerin bu tarihi mirasa sahip çıkmak gibi bir niyeti yok. Çayırı bir taraftan şantiyeye çevirmek için uğraşıyorlar, diğer taraftan da ne idüğü belirsiz kişilerin buraya yerleşmesine, burada alem yapmasına göz yumuyorlar.
Madde bağımlıları, berduşlar, buraya iyiden iyiye yerleşti. Çayırda kalıyorlar, mangal yapıyorlar, içki alemleri düzenliyorlar. Ortalık çöpten geçilmiyor. Yangın çıkarmaları, son kalan yeşil alanlar da yok etmeleri an meselesi...
Çöpler çok uzun zamandır toplanmıyor. Pislik aldı başını yürüdü... Güzelim çayırı mahvettiler. Sözde İstanbul'un yeşillendirilmesi için çalışmalar yürütülüyor, ama Küçüksu elden gidiyor. Çayırın ağaçlandırılması, verilen zararın giderilmesi için proje geliştirilmesi gerekiyor. Hem de hiç vakit kaybedilmeden... "
Başına gelmedik kalmadı
KÜÇÜKSU Çayırı, sadece Boğaziçi ve FSM köprülerinin şantiye sahası yapılmakla kalmadı. Küçüksu Deresi'nin ıslahı sırasında da çayır hafriyat sahasına dönüştürüldü. Yeşil alana molozlar döküldü, koca koca künkler yeşil alanlara bırakıldı, hatta bazı bölümlere beton atıldı. Durun... Daha bitmedi... Sonra da çayırın İETT garajı olmasına karar verildi, çalışmalar başladı ancak çevre sakinlerinin yoğun tepkisi üzerine yapılan peronlar yıkıldı. Ardından 2007 yılında çayıra hayvan pazarı açıldı. Hurda araçlar, kayıklar da buraya atıldı. Şimdi de bu tarihi mekan, berduş yatağı oldu.
İskele önü arapsaçına döndü
Güya Kabataş İskelesi'nin önü düzenlendi. Ancak yayalar düşünülmedi. Millet adım atacak yer
bulamıyor
KABATAŞ İskelesi önünde aylardır devam eden yol çalışmalarının yayalara verdiği rahatsızlığı birkaç kez bu sayfalara taşımıştık bildiğiniz üzere... İnşaat sahasında yayalar için yeterli tedbir alınmadığını, iskeleye giden vatandaşların kum yığınlarının, taşların üzerinden atlaya zıplaya geçtiğini yazmıştık. Nihayet bu eziyet veren proje tamamlandı, ancak sorun bitmedi.
İŞLER İYİCE KARIŞTI
İskelenin önü yenilenmesine yenilendi ama bu kez de trafik keşmekeşi yaşanmaya başladı. Neden mi? Gelin bu sorunun yanıtını Acil Şikayet Hattı'na başvuran bir okuyucumuzdan öğrenelim... "İskele önünde yeni bir düzenleme yapılırken umutlanmıştık, curcunanın sona ereceğini düşünmüştük. Meğer fena halde yanılmışız. Çünkü iskele önündeki otopark alanı iyice genişledi. Hatta tam iskelenin çıkış kapısına kadar dayandı. Art arda park etmiş araçların arasından atlaya zıplaya geçiyoruz. Tekerlekli sandalye kullanan engellilerin, bebek arabasıyla geçmeye çalışanların hiç şansı yok. Üstelik otobüslerin durması için cep yeri de yapılmadı. Otobüsler yol kenarında duruyor. Tabii hal böyle olunca Kabataş trafiği de birbirine giriyor.
Buradaki asıl sorun iskele önündeki asfaltın yenilenmesi değil, otopark alanının, otobüs durağının düzene girmesiydi. Ancak üzülerek görüyoruz ki değişen bir şey olmadı, hatta işler iyice karıştı."
Beşiktaş'ta fareler cirit atıyor
MADEM Söz Beşiktaş'tan açıldı, bölgedeki bir başka soruna daha değinmeden geçmeyelim... Zira durum çok ama çok vahim... Bölge halkı, Beşiktaş Meydanı'nda farelerin cirit attığını söylüyor. Evet... Yanlış okumadınız... Şehrin göbeğinde fare istilası yaşandığı söyleniyor. İşte bir taksicinin anlattıkları... "Beşiktaş Meydanı'nda taksicilik yapıyorum. Meydanda, heykelin olduğu yerde, fareler yuva yapmış. Onlarca fare bu meydanı ele geçirmiş. Bu durumu Büyükşehir ve Beşiktaş Belediyesi'ne ilettiğimiz halde, her iki belediye yetkilileri tarafından da bir önlem alınmadı. Şehrin orta yerinde fare kâbusu yaşıyoruz ama kimsenin umurunda değil. Burası turistlerin de yoğun olarak kullandığı bir güzergâh. Turistlere rezil oluyoruz. Burada ilaçlama yapılması, bu önemli problemin ortadan kaldırılması çok mu zor!"
Bakan Günay aradı umut ışığı doğdu
BEYKOZLULARIN Küçüksu Çayırı'yla ilgili isyanını kaleme aldığımız dakikalarda, umut veren bir bilgiye ulaştık. Ajans Habertürk muhabiri Özner Berber, çayırla ilgili son gelişmeleri almak üzere Anadoluhisarı Turizm Kalkındırma Derneği Başkanı Mustafa Babuz'la konuştu, 23 Ekim 2010
tarihinde yayınladığımız 'Küçüksu Çayır Çayır Yanıyor' başlıklı haberimizin ardından Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın harekete geçtiğini öğrendi. Babuz, şu bilgileri verdi:
BİR KISMI ÜNİVERSİTENİN
" 5 Kasım 2010 günü, Beykoz Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek ile görüştük. Çelikbilek, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın kendisini aradığını, çayırın yeşillendirilmesi ve üzerindeki tarihi kalıntıların restore edilmesi için çalışma yapılmasını istediğini söyledi. Elbette ki bu gelişme Hisar halkını sevindirdi, tarihi çayırın kurtulması için böyle bir duyarlılık gösterilmesi bizim için çok önemli. Ancak önemli bir sorun var. Çayırın bir bölümü Marmara Üniversitesi Rektörlüğü'ne ait. Başkan Çelikbilek, üniversite yetkilileriyle görüştüğünü ve kendilerine ait araziyi çayıra katmayı kabul etmediklerini belirtti. Çelikbilek, üniversite yetkilileriyle görüşmelerinin devam ettiğini, bir şekilde bu sorunu halledecekleri sözünü de verdi. İkinci bir sevindirici olay ise Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Kurban Bayramı'nın ikinci günü Beykoz'u da ziyaret etti. Müşaviri Muharrem Ergül ile birlikte ilçeyi dolaşan Günay, Göksu Deresi'nin yanında bulunan ve mahalleye adını veren Hisar Kalesi'ni gezdi. Ergül'den Hisar ve çayır hakkında bilgi alan Günay, kalenin yenilenmesi için çalışma başlatacağı sözünü verdi."
Evet... Eğer bu girişimler olumlu sonuç verirse, Ulaştırma Bakanlığı'nın, 3. Köprü şantiyesini kurmak istediği çayır, Kültür Bakanlığı'nın girişimiyle eski ihtişamına kavuşacak. Marmara Üniversitesi'nin olurunun alınması halinde her iki bakanlık yetkililerinin biraraya gelerek çayırın eski haline getirilmesi için ilk adımı atması bekleniyor. Biz de bu konudaki gelişmeleri takip etmeye ve sizlere duyurmaya devam edeceğiz...
Kentin en çarpıcı parkı!
YEŞİLKÖY Halit Ziya Uşaklıgil Parkı'nın sorunları bitmek bilmiyor. Hatırlarsanız, geçtiğimiz
aylarda bu parkla ilgili şikayetlere yer vermiştik. Parkın yer döşemelerinin ve oyun aletlerinin kırık olması ve yanı başında bulunan inşaatın oyun alanına kadar yayılması, semt sakinlerini isyan ettirmişti. Bu sorun, Acil Şikayet Hattı sayfalarına yansıyınca da Bakırköy Belediyesi olaya el koymuş, park yenilenmiş, oyun sahasındaki inşaat malzemeleri kaldırılmış, hatta inşaatın çevresine de koruma bandı yapılmıştı.
Çevre sakinleri tam rahat bir nefes almıştı ki, bu kez de parkın içine bir büfe yerleştirilmiş, Yeşilköylüler 'Parkımızın çay bahçesine dönüştürülmesini istemiyoruz' diye bir kez daha ayaklanmışlardı. Bakırköy Belediyesi'nden ise bu konuda ses seda çıkmamıştı. Şu günlerde, Yeşilköylülerin gündeminde yine Halit Ziya Uşaklıgil Parkı var. Bu seferki problem ise, aydınlatma direklerinden sarkan elektrik kabloları...
GÜNLERDİR BU HALDE
İşte, bölge halkının kaleminden tüm detaylar... "Parkın sorunlarını biz söylemeden çözmüyorlar. İlle de yetkililere defalarca başvurmamız mı gerekiyor? Belediye yetkilileri bu manzaraları hiç mi görmüyor? Parkı yenilediler, inşaat malzemelerini kaldırdılar ve ortadan kayboldular. Bir daha
kimsenin arkasını dönüp baktığı yok. Periyodik bakım diye bir şey söz konusu değil. Parkın içinde on tane aydınlatma bulunuyor.
Bunlardan sadece bir ya da iki tanesi geceleri parkı aydınlatıyor, diğerleri arızalı. Anlayacağınız park karanlık ve güvenlik zafiyeti de had safhada... En önemlisi de bir elektrik direğinden çıkan ve günlerdir öylece bekleyen kablolar. Parkta koşuşturan çocukların bu kablolara dokunması ve çarpılması işten bile değil. Her an bir facia yaşanabilir. Ama ne belediyenin, ne de BEDAŞ'ın umurunda. Çocuklardan birinin başına bir felaket gelmeden kimse bu kablolara müdahale etmez mi!" sıra yapıyorlar. Ama ne gariptir ki kimse bu görüntülere müdahale etmiyor. Trafik ekipleri ortada yok. Yoldan geçen araçlara daracık bir alan bırakılıyor, tabii trafik kilit. Hafta sonları ise tam curcuna... Artık çıldırma noktasındayız. Ziverbey'de ise minibüs terörü yaşanıyor. Sanki yolların hakimi onlar. Kimseye yol vermiyorlar, tüm şeritleri işgal ediyorlar. Bıktık usandık artık."
Sokak satıcıları meclise taşındı
TRAFİKTEKİ seyyar satıcıların yarattığı tehlike malum... Trafik yoğunluğunu fırsat bilip otoyola fırlayan, su, çiçek, yiyecek, oyuncak satmaya çalışan işportacılar, hem kendilerini, hem de sürücüleri riske atıyor. Bu sayfalarda defalarca değindiğimiz bu problem, geçtiğimiz günlerde İl Genel Meclisi'ne de taşındı. Meclis üyesi Ali Rıza Yıldırım, konuyla ilgili bir önerge verdi. Önergedeki şu ifadeler dikkat çekiciydi:
"ÇALIŞMA YAPILMALI"
"İstanbul'da trafiğin yoğun olduğu saatlerde, kırmızı ışıklar yandığında çevre yolları ve büyük caddelerde ortaya çıkan satıcılar, kazalarına sebep oluyor, trafik akışını engelliyor. Üstelik de halk sağlığını bozacak güvensiz gıdalar satıyorlar. Bu durum İstanbul'umuza yakışmayan çirkin görüntüler oluşturmaktadır. Bu olumsuz durumların giderilmesi ve azaltılması konusunda çalışma yapılması gerekiyor..." Umarız kenti yönetenler bu önergeyle birlikte harekete geçip, trafikteki seyyar satıcılarla ilgili ciddi adımlar atar...
KISACA
• Apartmanda on tane köpek besleniyor, çok ağır koku var
Bakırköy Cevizlik Mahallesi İmren Sokak'ta oturuyorum. Komşum, oturduğumuz apartmanın en alt katında on tane köpek besliyor. Evi resmen köpek barınağına çevirdi. Köpekler, kapı açıldığı gibi içeriden fırlayıp, apartman sakinlerinin üstüne atlıyor. Sahipleri bir de 'Korkmayın bir şey yapmaz' diyor. Ayrıca köpeklerin çıkardığı gürültüden çok rahatsız oluyoruz. Zamanlı zamansız havlıyorlar. Ufak çocuklar, çalışan komşular var. Kimse uyuyamıyor. Ayrıca bu kadar köpeğin birarada olması kötü bir kokuya sebep oluyor. En alt kattan üst katlara doğru koku yayılıyor. Ne kadar havalandırılsa da bu koku artık apartmana sindi, gitmiyor. Yetkililerden bu duruma bir çare bulmalarını istiyoruz. A. E.
• Organize sanayi bölgesi ama hiçbir organizasyon yok
Haramidere Beysan Organize Sanayi Sitesi'nde çalışıyorum. Burasının sorunları bir değil ki... Öncelikle yollar çok bozuk. Sözde asfalt var ama yol köstebek yuvası oldu. Çukurlara girmemek için akla karayı seçiyoruz. Yağmurlu günlerde eziyetin en büyüğünü çekiyoruz. Çukurlar yağmur suyuyla dolduğu için fark edilmiyor. Ayrıca bölgeye adını veren dereden de kötü kokular yükseliyor. Burada binlerce çalışan var. Hiç mi bizleri düşünmüyorlar? Her gün bu kokuyu soluyoruz. Her gün buradaki bozuk yolların, altyapı eksikliklerinin ceremesini çekiyoruz. Üstelik sokak köpeklerini de toplayıp buraya atıyorlar. Düşünün artık nasıl bir bölgede çalışıyoruz. Yetkililerden biraz ilgi bekliyoruz. A.V.