ŞU OKULA BİR AN ÖNCE GÜÇ VERİN!
Güngören’deki 50. Yıl Ahmet Merter İlköğretim Okulu, İSMEP kapsamına alındı. Veliler, bir yandan okulun yenilenecek olmasından dolayı mutlu, bir yandan ise endişeli. Okulun altındaki otoparkın çalışmaları engellemesinden korkan aileler “Yetkililer bir an önce harekete geçsin, okul depreme hazırlansın” diyor...
DÜN, Maltepe’deki Şehit Öğretmen Nevzat Akdemir İlköğretim Okulu’nun içler acısı halini göstermiştik hatırlarsanız... Bahçe duvarlarında derin çatlaklar oluşmuştu. Öyle ki beton yığınlarının bahçede oynayan çocukların üzerine yıkılması an meselesiydi. Buna rağmen bırakın duvarın yıkılıp yeniden yapılmasını onarım bile yapılmıyordu. Velilerin feryadına karşı da ‘Çok masraflı’ yanıtı veriliyordu. Bu akıl almaz tabloyla ilgili yetkililerden açıklama beklerken, kentin bir başka köşesinden yine bir okul şikayeti aldık. Bu kez de şikayetlerin merkezi Güngören’di... 50. Yıl Ahmet Merter İlköğretim Okulu’nun depreme karşı dayanıksız olduğunun tespit edildiği, okulun yıkılıp yeniden yapılmasının kararlaştırıldığı, ancak okulun altındaki otopark nedeniyle yıkımın gerçekleştirilemediği söyleniyordu. Çevre sakinleri, şu çarpıcı bilgileri veriyordu...
“BU İŞ UZAMASIN”
“Okul binası eski. Olası bir depremde tehlikeli olabileceği düşünüldü. Yapılan incelemelerin ardından yıkılıp yeniden yapılması kararlaştırıldı. Biz de okulumuz yenileneceği için çok sevindik. Ancak duyumlarımıza göre önemli bir pürüz çıktı. Okulun hemen altındaki otoparkın sözleşmesi devam ettiği için yıkımıngerçekleştirilemeyeceği söylentisi dolaşıyor. Edindiğimiz bilgilere göre, okulun altında bulunan otopark, 25 yıllığına bir şirkete kiraya verilmiş. Sözleşmenin bitmesine daha 12-13 yıl varmış. Bu nedenle de okulun yıkılıp yapılması tehlikeye girmiş. Tabii tüm bu söylentiler bizi son derece rahatsız ediyor.
Okulun yıkılıp yeniden yapılması kararlaştırıldığına göre, ortada ciddi bir risk var demektir. Böyle olmasa bu projeye dahil edilir mi? Tehlike bu denli büyük olduğuna göre mutlaka bir çözüm yolu bulunmalı. Otoparkın işletmecileriyle bir uzlaşma sağlanabilir. Ya da belki de şirketin parası ödenip okulun yıkılması sağlanabilir. Yetkililer istedikten sonra elbette sorun çözüme kavuşturulabilir. Bizim korkumuz, bürokrasi yüzünden yüzlerce öğrencinin tehlike altında bırakılması.
Bu işin uzaması. Öğrencilerin kaderinin, bir otoparka bağlı bırakılması. Bugün deprem olsa, okul belki büyük hasar görecek. Bu nedenle bu sorun ivedilikle çözüme kavuşturulmalı.
Kaybedilecek bir gün bile çok önemli. Yetkililerden en kısa zaman içinde bir açıklama bekliyoruz.
Okulun akıbetini öğrenmek istiyoruz...”
Özel İdare: Otoparkla işimiz yok
OKULUN yenilenmesiyle ilgili süreci, otopark sıkıntısının nasıl çözüme kavuşturulacağını öğrenmek için İl Özel İdaresi yetkililerini aradık. Çevre sakinlerinin ve vatandaşların kaygılarını kendilerine ilettik. Genel Sekreter Sabri Kaya, bize şu bilgileri verdi:
RAPOR TAMAMLANDI
“Okul, İSMEP (İstanbul Sismik Riskin Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık Projesi) kapsamına alındı. Okulla ilgili rapor yeni tamamlandı. Ancak bizim okulun altındaki otoparkla işimiz yok. Otoparka herhangi bir müdahalede bulunmayacağız. Bu nedenle de otoparkın çalışmaları engellemesi söz konusu olamaz. Çalışmaların otoparktan dolayı geciktiği iddiaları da doğru değil. Zaten rapor yeni bitirildi. Yerel yönetimle görüşmelerimiz de sürüyor. Otoparkın mülkiyeti Milli Emlak’a ait. Gerekli plan ve projeler tamamlandıktan sonra okulda önümüzdeki haziran ayında çalışma başlatmayı düşünüyoruz.”
Kapıya bir kap su koysak ne olur!
Bir okuyucumuz öneriyor... ‘Belediyelerden hayır yok. Bari biz hayvanlar için kapımızın önüne su koyalım...’ BİLİYORSUNUZ... Bu sütunlarda sokak hayvanlarıyla ilgili hemen her gün bir haber yer alıyor. Yerel yönetimlerin bu konuya hak ettiği önemi vermediğini, binlerce hayvanın sokaklarda kaderiyle baş başa bırakıldığını, aç kalan hayvanların saldırganlaşıp insanlar için de tehdit unsuru olduğunu yazıp çiziyoruz. Duyarlı İstanbulluların eleştirilerini yansıtıyoruz.
BU KADAR MI ZOR!
Daha önceki gün, Bahçeköylü okuyucularımıza kulak vermiştik hatırlayacağınız üzere. Ne diyorlardı? “Zavallı köpekleri kent merkezinden toplayıp buraya atıyorlar. Köpekler ne yiyecek, nereden su bulacak düşünen yok. Doğal olarak hırçınlaşıyorlar, yoldan gelip geçenlere saldırıyorlar. Köpekleri bakım altına almak, onların tedavilerini yapmak, yiyeceklerini vermek bu kadar mı zor? Belediye nerede!” diye isyan ediyorlar. Dün de bir hayvanseverden sokaklarda ölüme terk edilen hayvanlarla ilgili bir mesaj aldık. Öyle dokunaklı ve gerçekçi şeyler söylüyordu ki sizlerle paylaşmak istedik...
BİRAZ HASSASİYET
“Hayvanlara karşı biraz daha hassas olamaz mıyız! Hiç olmazsa kapı önlerine bir kap su koyamaz mıyız! Bu soğuk kış günlerinde onlara yiyecek veremez miyiz! Belediyeler hiç değilse haftada bir kez sokaktaki hayvanlara yiyecek bıraksa ne olur! Bütçeleri mi sarsılır! Hayvanların haklarını koruyamıyoruz, onlar için yeni yasalar çıkaramıyoruz, barınakların sayılarını artıramıyoruz. Hiç değilse bu küçük gibi görünen ancak hayvanlar için hayati önem taşıyan hassasiyeti gösterelim...”
Daracık kaldırımı bile ele geçirdiler
BİR kaldırım şikayeti de Maltepe’den... Altıntepe Mahallesi sakinleri de bölgedeki yaya yollarından dertli mi dertli. Sözü hemen Acil Şikayet Hattı’na mesaj bırakan bölge halkına bırakalım. Bakalım neler anlatıyorlar... “Öncelikle kaldırımlar çok dar.
Bırakın iki kişinin yan yana yürümesini bazı yerlerden bir kişi bile geçmekte zorlanıyor. Üstelik kaldırımlarda belli bir standart da yok. Kimi yerler çok yüksek, kimi yerler ise yolla bir. Bebek arabasıyla kaldırımdan ilerlemek hayal. Kaldırımların böylesine düzensiz olması yetmiyormuş gibi bir de yaya yolları araçlarla dolu. Sürücüler, o daracık alanları bile değerlendirip araçlarını bırakıp gidiyor. Kaldırımlar boydan boya otomobil dolu. Elimiz mahkum, yoldan yürüyoruz. Yol kenarı da kullanılamaz halde. Zira orası da araçlarla dolu. Yoldan yürürken tabii büyük tehlike altında kalıyoruz. Her an yoldan hızla geçen bir aracın altında kalabiliriz. Bölgedeki işgal öyle boyutlara ulaşmış durumda ki ‘1. Derecede Acil Ulaşım Yolu’ yazan tabelanın altına bile araçlar park ediliyor. Ayrıca Bağdat Caddesi minibüs yolu üzerinde bulunan, Galip Bey Caddesi üzerindeki trafik ışıklarından karşıya geçmek de yayalar için özellikle engelli vatandaşlar için büyük eziyete dönüşüyor. Yolun ortasında, yolu ikiye bölen yüksek bir kaldırım ve bir kavşak bulunuyor. Ancak bu kavşaktan geçen sürücüler kurallara uymuyor. Yayalara hiç yol verilmiyorlar. Yetkililerin şikayetlerimizi değerlendirmesini istiyoruz. Kaldırımların yayaların rahatça yürüyebileceği şekilde tekrar düzenlenmesini istiyoruz.”
Mızrak gibi saplanacak!
Kaldırımda unutulan demir çubuklar yayalara saplanması işten bile değil
Anlaşıldı... İstanbullular kaldırımlarda huzur içinde yürüyemeyecek. Baksanıza kentteki kaldırımlarda sorun hiç bitmiyor. Acil Şikayet Hattı her gün kaldırımları kullanamayan vatandaşların isyan mesajlarıyla doluyor. Yaya yolları bazen esnafın işgaline uğruyor, bazen otoparka dönüyor. Tabii bir de kırık dökük kaldırımlar var ki yürümek ne mümkün!
TEHLİKE BÜYÜK
Bugün de Büyükçekmece Celaliye’ye uzanalım istedik. Zira fotoğrafta da görüldüğü gibi kaldırım, yayalar için tuzak gibi... Taşlar sapasağlam, pırıl pırıl... Belli ki yeni yapılmış.
Ancak kaldırımın kenarında uzun demir çubuklar unutulmuş. Bu çubukların yayalara mızrak gibi saplanması işten bile değil. İşte çevre sakinleri de tam da bundan endişe ediyor. Demirlerin birine saplanmasından... Gelin bölge halkına kulak verelim, yaşadıkları kaygıyı bir de onlardan öğrenelim...
“CAN YANACAK”
“Celaliye’nin girişindeki yeniden düzenleme çalışmaları geçtiğimiz ay tamamlandı. Ancak köy girişinden merkeze doğru uzanan kaldırımlarda yol boyunca demir çubuklar bulunuyor.
Bazı noktalarda 30 santimetre uzunluğunda olan bu çubuklar çok tehlikeli. Özellikle akşam saatlerinde...
Karanllıkta fark edilmeyen bu çubuklar yoldan geçenlere batabilir. Vatandaşlarımızdan biri, kaldırımda yürürken ayağı takılıp, demir çubukların üstüne düşebilir. Semt sakinleri olarak, tehlike saçan bu çubukların bir an önce kesilmesini istiyoruz. Can yakan bir durumla karşı karşıya kalmak istemiyoruz.”
Ne elektrik kesintisi bitiyor ne de su...
2010 yılının son aylarında başlayan elektrik ve su kesintileri, İstanbulluların başını ağrıtmaya devam ediyor. Geçtiğimiz haftalar boyunca kesintilerle ilgili birçok semtten şikayetler aldık ve İstanbulluların eleştirilerini yetkililerin dikkatine sunduk. Ne gariptir ki bu konuyla ilgili yetkililerden çıt çıkmıyor. Yetkililer susuyor ama İstanbulluların şikayetleri giderek artıyor. Kesintilerle ilgili bir şikayet de Fatih’ten... İşte okuyucumuzun anlattıkları... “Fındıkzade Molla Gürani Mahallesi’nde oturuyorum. Mahalle sakinleri olarak sürekli hale gelen elektrik ve su kesintilerinden bıktık, usandık. Elektrik olsa su olmuyor, su olsa elektrik olmuyor. Büyük sorunlar yaşıyoruz. Ama en büyüğü ısınma sorunu. Elektrik olmayınca kombiler çalışmıyor.
Su kesilince de kombilerin su seviyesi düşerse yandık demektir. Kombi çalışmayınca çoluk çocuk perişan oluyor. Çocuklar ve yaşlılar sürekli hasta oluyor. Yetkililerin bu konuda bir açıklama yapmasını ve mağduriyetimizi gidermesini istiyoruz.”
Minibüsçülerden şikayetçi olmayan var mı!
DAHA dün bahsettik, kural ihlallerinde sınır tanımayan minibüsçülerden. Ayaklarını gazdan çekmeden ilerlemek onlarda, ters yollara girmek dalmak onlarda... E hal böyle olunca minibüsçülerle ilgili şikayetlerin ardı arkası kesilmiyor. Dün de Sarıyerli bir okuyucumuzdan minibüs terörüne dair bir isyan mesajı aldık. İşte o mesaj...
İTİRAZ EDİYORUZ AMA...
“Tarabya Cumhuriyet Mahallesi’nde oturuyorum. Sarıyer hattında çalışan minibüsçüler, hiçbir uyarıya, kurala uymadan araç kullanıyor. Bir kere çok hızlı gidiyorlar. Şoförler ayaklarını gazdan çekmiyor, sanki ralli yapıyorlar. ‘Girilmez’ tabelası olan sokaklara uyarıya hiç aldırış etmeden giriyor, trafiği birbirine katıyorlar. Hatalı sollamalar yapıyor, hem diğer araçtakileri hem de biz yolcuları tehlikeye düşürüyorlar. Anlayacağınız kelle koltukta yolculuk yapmak durumunda kalıyoruz. Ayrıca minibüslerde ayakta yolcu almak yasak, ama bu yasağa da uyan bir minibüsçü görmedim. Minibüs kapısının önündeki merdivenler dolana kadar yolcu almaya devam eden minibüsçüler, itiraz eden yolcuya da kaba cevaplar veriyor. Mecburen susup tıklım tıkış dolan araçta yolumuza devam etmek zorunda kalıyoruz. Bu kadar tehlikeli ilerleyen ve kapıya kadar dolu olan minibüslere kimse de dur demiyor. Yetkililerin denetimlerini arttırması ve bu kural tanımayan minibüsçülere göz açtırmaması gerekiyor.
“BELEDİYE NEREDE!”
Minibüs teröründen dert yanan okuyucumuzun bir başka isyanı ise sokak köpeklerinin bakım altına alınmaması... Bakın neler diyor... “Oturduğum mahalledeki sokak köpeği sayısı her geçen gün artıyor. Belli ki başka bölgelerden toplanan köpekler buraya bırakılıyor. Sürüler halinde dolaşan bu köpekler çevreye büyük bir korku salıyor. Çünkü hepsi aç. Nereye saldıracaklarını şaşırıyorlar. İyi ama belediye ne yapıyor? Burada ciddi bir köpek sorunu varken neden bu zavallı hayvanlar bakım altına alınmıyor, barınaklara yerleştirilmiyor? Böylece hem köpekler barınaklarda iyi şartlarda yaşar, hem de insanlar tehdit altında olmaz. Ama nerede bu çalışmaları yapacak yetkili...”
Döşemeler kaldırıldı...
ÖNCEKİ günkü ‘Bostancı’dan klasik kaldırım işgali manzarası’ başlıklı bir haberimizi hatırlarsınız. Tayyareci Resmi Sokak’ta oturan bir okuyucumuz, kaldırımlara atılmış eski zemin döşemelerinin fotoğrafını çekip bize göndermişti. Okuyucumuz, vatandaşların duyarsızlığından yakınmış, ‘Bu kadar da olmaz’ demişti. Bu haberimizin ardından Kadıköy Belediyesi yetkilileri hemen duruma müdahale etmiş. Tayyareci Sokak’ta bulunan bir binada yapılan tadilat sonucu çıkan malzemeleri haberin yayınlanmasının ardından hemen kaldırılmış. Belediye yetkililerine duyarlılıkları için teşekkür ederiz.
Kadıköy Belediyesi: Geri dönüşüm yapıyoruz
DÜN, Bostancılı bir okuyucumuzun ‘Kadıköy’de kağıt, cam, metal ve plastik gibi değerli atıkların toplanmasıyla ilgili ciddi adımlar atılmamasından şikayetçiyim’ mesajını sizlerle paylaşmıştık. Bu serzenişler üzerine, Kadıköy Belediyesi’nden şu açıklama geldi: “İstanbul’da atık tesisleri kuran ve atıkları ayrı ayrı toplayan ilk belediye biziz. Buna rağmen yeterince tanıtım yapıp vatandaşı bilgilendirememiş olmanın da üzüntüsü içindeyiz. Belediyemizin web sayfasından Atık Koordinasyon Merkezi’mizle ilgili tüm bilgilere ulaşabilir. Ayrıca vatandaşlar 0216 414 38 15 No’lu Atık Koordinasyon Merkezi’ni arayarak hem vermek istedikleri atıklarını evlerinden aldırabilirler. (Kızartma yağları, bilgisayarlar, elektronik atıklar, eski eşyalar, hatta kullanmadığı ve başkasının kullanımına vermek istediği ikinci el giysiler.) Tüm atıklar konusunda Kadıköy Belediyesi’nin çalışmaları var. Okuyucunuzdan belediyeyi ziyaret etmesini ya da 0216 444 55 22’yi arayarak bu konuda ayrıntılı bilgi edinmesini rica ediyoruz. Sayın okuyucunuzu bu konuda bilgilendirmemek bizim eksikliğimiz.”
Sözde durakta yürüyen merdiven var!
HEP diyoruz ya bu şehirde engelli olmak zor diye... Gün geçmiyor ki bu söylemimizin ne kadar doğru olduğunu gösteren bir kareyle karşılaşmayalım. Bildiğiniz üzere engelliler, ulaşımda büyük sıkıntılarla karşı karşıyalar. Ne duraklar, ne toplu ulaşım araçları ne üstgeçitler onlara uygun...
MERDİVEN ÇALIŞMIYOR
Çoğu metrobüs ve metro istasyonunda asansör ve yürüyen merdiven yok. Olanlar da çalışmıyor. Daha birkaç gün önce, Taksim metrosundaki engelli asansöründen garip sesler geldiğini, engellilerin korkudan asansöre binemediğini dile getirmiştik. Bu gördüğünüz fotoğraf da Acil Şikayet Hattı ekibi tarafından dün çekildi. Zeytinburnu Tramvay ve Metro İstasyonu’nda... Yürüyen merdiven çalışmıyordu. Tabii sadece engelliler değil, yaşlılar da dik merdivenlerden çıkıyor, nefes nefese kalıyordu. Umarız bu haber yetkilileri harekete geçirir de arıza bir an önce giderilir.
KISACA
-Metrobüsler duraklara tam olarak yanaşmıyor
Hizmete girdiğinden beri metrobüsle yolculuk yapan biri olarak, metrobüslerin duraklara sıfır yanaştığını hiç görmedim. Durak ve araç arasında en az 30-40 santimetrelik mesafe bulunuyor. Genç yolcular için belki sorun değil, otobüsten durağa atlayarak geçebiliyorlar, tabii gençlerden de düşenler ayağını burkanlar oluyor. Ancak yaşlı ve engelli vatandaşlar için bu büyük sorun teşkil ediyor. Önce otobüsten yola inen yaşlılar sonra birinden yardım isteyerek durağa çıkıyor. Bu otobüslerin söylendiği gibi durağa tam yanaşması gerekli. B.İ.
-“Yürüyüş keyfimi kâbusa çevirdiler”
Geçtiğimiz hafta sonu Bakırköy’e gittim. Ebuzziya Caddesi’nden yürüyordum. Güzel havanın tadını çıkarmak istedim. Ancak cadde boyunca dolaşan dilenciler ve çiçekçiler peşimi bırakmadı. Çiçek satmaya çalışan kadınlar, ben ‘almak istemiyorum’ dedikçe kolumdan çekiştirdi, yolumu kesti. Tabii kalabalık oldukları için çok sert tepki gösteremedim. Ancak ‘hayır’ diye diye yürüdüm. Biraz ilerde bir başka çiçekçi grubuna daha denk geldim. Aynı şeyler tekrar yaşandı. Anlayacağınız keyifle yürümek istediğim yol kâbusa döndü. Yetkililerin bu konuda çalışma yapmasını, dilencilerin toplanmasını, çiçek satanların da vatandaşları rahatsız etmemeleri için uyarılmasını istiyorum. M. K.