Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Aile hekimliği başladı başlayalı sorun eksik olmuyor. Personel açığının yanı sıra bina sıkıntısı da büyük. Aile hekimleri de çareyi apartman dairelerini kiralayıp sağlık merkezine dönüştürmekte buluyor. Ancak bu uygulama apartman sakinlerini isyan ettiriyor

        BİLDİĞİNİZ gibi, 1 Kasım 2010’dan itibaren, kentte aile hekimliği uygulaması başlatıldı. Sağlık ocakları, aile sağlığı merkezlerine dönüştürüldü, 3 bin 645 aile hekimi kadrosu açıldı. Bu sisteme göre, ortalama 3 bin 500 kişiye bir hekim düşüyor. İstanbullular, ilk adım sağlık hizmeti olarak da aile hekimlerine başvuruyor. Böylece hastanelerdeki yoğunluğun azaltılması planlanıyor. Sistem iyi güzel ama bazı aksilikler de yok değil. Örneğin doktor ve hemşire açığı...

        Sadece personel sıkıntısı olsa iyi... Bir de bina açığı var ki ciddi problemlere neden oluyor. Her mahallede aile sağlığı merkezi olmadığından aile hekimleri de çareyi apartman dairelerini kiralayıp sağlık merkezine dönüştürmekte buluyor. Ne var ki bu uygulama da apartman sakinlerini rahatsız ediyor.

        Apartmana her gün yüzlerce hastanın girip çıkması, ev sahiplerini isyan ettiriyor. Dün, Acil Şikayet Hattı’na Yeşilyurt ve Yeşilköy’den bu yönde şikayetler geldi.

        GÜRÜLTÜ DAYANILMAZ

        Arkadaşlarımız da hemen soluğu bölgede aldı. Ekibimizin ilk durağı Yeşilyurt’tu... Ekin Sokak’taki Sebat Apartmanı sakinleri, binadaki aile sağlığı merkezinden şikayetçiydi ve rahatsızlıklarını bakın arkadaşlarımıza nasıl anlatıyorlardı:

        “Her gün yüzlerce kişi aile sağlığı merkezine geliyor. Apartmana kimin girdiği kimin çıktığı belli değil. Gürültü dayanılır gibi değil. Çoluk çocuk yüzlerce kişinin sesine tahammül etmek mümkün değil. Apartman kapısı sürekli açılıp kapanıyor, öyle bir gürültü oluyor ki yerimizden fırlıyoruz. Zaman zaman da hastalar nedeniyle apartman kapısı açık kalıyor. Tabii bu durumda da güvenlik zafiyeti ortaya çıkıyor. Hırsızlar kapının açık olduğunu görünce apartmana dalabilir, hırsızlık olayları ortaya çıkabilir. Nitekim böyle aile sağlığı merkezi açılan apartmanlarda hırsızlık olduğunu duyduk. Örneğin Bahçelievler’de...

        Tüm ilgili birimlere başvurup aile sağlığı merkezinin apartmandan çıkması için başvuruda bulunduk. Fakat tüm birimler, topu Sağlık Bakanlığı’na attı. Dilekçemiz Sağlık Bakanlığı’nın Bakırköy’deki ilgili birimine yönlendirildi. Henüz de bir netice alamadık. Apartmanımızdaki merkezde 2 doktor, 2 hemşire bulunuyor.

        Buraya 8 bin hasta kayıtlı. En iyi ihtimalle günde birkaç yüz kişi buraya girip çıkıyor. Rahatsız olmamak mümkün değil. Ne olur bir çare!”

        “SAĞLIĞIMIZ RİSK ALTINDA”

        Şimdi de Yeşilköy’e uzanalım. Zira Mahmut Şevket Paşa Sokak, Nadide Apartmanı sakinleri de aynı dertten mustarip... “Giriş katındaki daire, aile sağlık merkezi oldu. Gürültü patırtı gırla gidiyor. Yüzlerce kişinin sesine tahammül etmek zorunda bırakılıyoruz. Üstelik buraya gelenler hasta insanlar. Hijyen açısından apartman sakinlerinin sağlığı da riske giriyor. Kapının sürekli açık tutulması nedeniyle güvenlik açığı da cabası. Burası muayenehane değil ki bildiğiniz sağlık ocağı... Apartman dairesinde sağlık merkezi mi olur! Aile hekimliği uygulaması çok güzel ama bu yönleri sakıncalı. Aile hekimleri için özel bir sağlık merkezi yapılmalı. Böyle apartman dairesinde olmaz. Bunun için yetkilileri göreve çağırıyoruz.”

        Her gün yüzlerce hasta geliyor

        BURASI Yeşilyurt’taki Sebat Apartmanı. Görmüş olduğunuz gibi daire kapısında, ‘Bakırköy 5 No’lu Aile Sağlığı Merkezi’ yazıyor. Hastalar, 09.00-15.00 saatleri arasında bu merkeze gelerek muayene olabiliyor. Tabii her gün yüzlerce hasta bu apartmana girip çıkıyor.

        Bayrampaşa’nın makus talihi

        Geçen yıl Ali Fuat Başgil Caddesi’ndeki altyapı çalışmaları milleti bezdirmişti. Bu yıl da Terazidere aynı durumda

        BU sayfaların takipçileri, Bayrampaşa Ali Fuat Başgil Caddesi’nde yaşananları hatırlar. Geçtiğimiz yıl sık sık gündeme taşıdığımız caddede yetkililer yenileme projesi kapsamında bir dizi çalışma başlatmıştı.

        Bu nedenle caddenin yolları kazılmış, kaldırım taşları sökülmüş ve rögar kapakları bile çıkarılmıştı. Şantiye alanına dönen caddede, bir süre sonra çalışmalar durdurulmuş ve savaş alanına benzer bir hale gelen cadde öylece bırakılmıştı.

        ÇAMUR DERYASI

        Koca semt ‘Pislik içinde yaşıyoruz, işkence çekiyoruz’ diye isyan etmiş, biz de bu isyana duyarsız kalmamıştık. Dün, aldığımız mesaj gösterdi ki Bayrampaşalılar yine aynı eziyetle karşı karşıya. Ancak bu kez adres Terazidere Mahallesi, Manastır Caddesi...

        Fotoğraflarda da görüldüğü gibi cadde, çamur deryasına dönmüş. Yollarda koca koca çukurlar oluşmuş.

        Yolun bir tarafındaki kaldırımlar sökülmüş, vatandaşlar bu çamurun ortasından ilerlemeye çalışıyor. Çalışmalar için kullanılacak malzemeler yollara dağılmış... Ve daha neler neler... Gelin sözü bu fotoğrafları bizimle paylaşan okuyucumuza bırakalım, tüm detayları öğrenelim...

        AÇIKLAMA LÜTFEN

        “Terazidere Mahallesi, Manastır Caddesi’nde 4 ay önce altyapı çalışması başladı. Terazidere Metro Durağı’nın hemen yanında başlayan çalışmalar, bölge halkını zor durumda bırakıyor. 4 aydan beri cadde, bir kazılıyor, bir kapatılıyor. Çukurlar gelişigüzel kapatıldığı için yol köstebek yuvasına döndü. Kimin ne çalışma yaptığı belli değil. Her yer çamur içinde. Yolda yürüyen vatandaşların üstü başı çamura bulanıyor.

        Çamur içinde kıyafetlerle işe gitmek zorunda kalıyoruz. Cadde üzerinde metro durağı olduğu için, yayalar bu haldeki caddeyi kullanmak zorunda. Çalışmalar başlayalı 4 ay oldu ama ne zaman biteceği belli değil.

        Belediye yetkililerine çalışmaların ne zaman son bulacağını sorduğumuz zaman net bir cevap alamıyoruz. Ama çalışmaların temposuna bakılırsa, kış biter bu çalışma bitmez. Yetkililerden bir açıklama bekliyoruz.”

        Yasak saatte otoyolda

        YOK yok... Bu kamyoncuların uslanacağı, iflah olacağı yok... Baksanıza ne yasağı takıyorlar ne kuralı... Geçmemeleri gereken saatte E-5’te cirit atıyorlar. Üstelik son sürat. Hafriyat taşıyorlar ama dorselerinde branda yok. Olanca toprağı, taşı etrafa saça saça gidiyorlar.

        Her gün bir kazaya neden oluyorlar ama kimse onları durduramıyor. Bakmayın siz yetkililerin ‘Şöyle denetim yapıyoruz, böyle kontrol ediyoruz’ dediklerine... Siz hiç otoyolda giderken kamyonların durdurulduğunu gördünüz mü? Göremezsiniz çünkü otoyolda böyle bir uygulama yok. Bu yüzden de bu kamyoncular böylesine pervasız...

        BAŞIBOŞLUK!

        Bakın işte bu fotoğrafı dün sabah saatlerinde bir okuyucumuz çekmiş. İşe giderken, yani en yoğun saatlerden birinde, E-5 Karayolu Cevizlibağ mevkiinde çekmiş. Sözde 10.00-16.00 ile 18.0022.00 saatleri arasında kamyonların otoyollardan ve bağlantı noktalarından geçmeleri yasak. Ancak bu fotoğraf dün sabah kamyonlar için yasak olan saatlerde çekildi. Gördüğünüz gibi kamyon E-5’te ilerliyor. Okuyucumuzun anlattığına göre de kilometrelerce böylece gidiyor. Eh, ne diyelim! Böyle başıboşluk olursa kamyoncular da bildiğini okur. Biz de daha da çok kamyon faciası haberi yazarız...

        Kartal İskelesi’ne acilen dalgakıran yapılmalı

        ULAŞIM... Ulaşım... Ulaşım... Kentin en büyük sorunu... Arapsaçına dönen trafik, toplu ulaşımdaki sıkıntılar derken İstanbullular ulaşımda ciddi problemlerle karşı karşıya kalıyor. Bu sütunlarda genellikle trafik keşmekeşinden bunalan, tıklım tıkış otobüslerle seyahat etmekten bıkıp usanan vatandaşların eleştirilerini, isyanını okuyorsunuz. Bugün yine bir ulaşım sorununu sayfalarımıza taşıyoruz. Ancak bu kez deniz yoluyla seyahat edenlere kulak vereceğiz. Şikayetlerin konusu, Kartal İskelesi...

        ‘BÜYÜK ZORLUK ÇEKİYORUZ’

        Dalgakıran olmadığı için rüzgarlı günlerde deniz otobüsleri ve teknelere binip inerken risk altında kaldıklarını söyleyen vatandaşlar yetkililere şöyle sesleniyor: “Kartal-Adalar arasında, UKOME’ye bağlı olarak tarifeli yolcu taşımacılığı yapan tekneler var. Bunun yanısıra İDO’ya bağlı deniz otobüsleri de hizmet veriyor. Ancak kış aylarında teknelerin ve deniz otobüsünün iskeleye ulaşması çok zor. Dalgakıran olmadığı için şiddetli lodosta gemiler iskeleye yanaşamıyor. Tabii biz de mağdur oluyoruz. Kartal’a hasta taşıyan deniz ambulansları ve sahil güvenlik ekipleri de iskeleye yanaşamıyor, Bu da hayati riskin ortaya çıkmasına neden oluyor. Yetkililerin ivedilikle iskeleye dalgakıran yapmasını istiyoruz.”

        DİLEKÇE VERDİLER

        Sadece yolcular değil, Kartal-Adalar arasında yolcu taşıyan tekne sahipleri de dertli. SS İstanbul Kartal Deniz Yolcu Yük ve Turizm Taşımacılığı Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi Başkanı Erdoğan Güçlü, yaşadıkları sorunları bakın nasıl dile getiriyor: “Yaz aylarında ani bastıran Güney-Güneybatı rüzgarlarında ve kış aylarında günlerce süren hava muhalefeti nedeniyle Kartal İskelesi’nden deniz ulaşımı aksıyor. Adalar ile anakara arasındaki bağlantının durması sonucu başta öğrenciler, devlet memurları olmak üzere tüm vatandaşlarımız büyük mağduriyet yaşıyor. Mendirek (dalgakıran) yapılması için Denizcilik Müsteşarlığı’na dilekçe verdik. En kısa zamanda bu eksikliğin giderilmesini bekliyoruz.”

        Otogarda hem hiçbir gelişme yok hem de park ücreti fazla

        BAYRAMPAŞA Otogarı’nın içler acısı halini daha önce defalarca gösterdik. Tüm İstanbulluların yakından bildiği üzere, kentin vitrini otogarın her yanı dökülüyor.

        Ne yazık ki otogarın sorunlarıyla ilgili en küçük bir ilerleme de yok. Tuvaletlerin hali perişan, yollar çukur içinde, alt katlarda bulunan dükkanlar tinercilerin, berduşların mekânı haline gelmiş durumda. Altyapı sorunu ise hâlâ düzelmiş değil. Yağan her yağmurda alt katları su basıyor. Hem esnaf hem de yolcular zor anlar yaşıyor.

        30 DAKİKASI 7 TL

        Bu arada her köşede el açıp para isteyen dilencileri, bavul taşımak için yolcuların peşine takılanları da unutmamak gerekir... Otogarın bu perişan haliyle ilgili şikayetler gelmeye devam ediyor. Ancak İstanbulluların otogarla ilgili eleştirileri bu sorunlarla sınırlı değil. Vatandaşlar, otogardaki otopark ücretlerinden de yakınıyor. Bayrampaşa Büyük Otogarı’na yolcusunu karşılamak ya da bırakmak için gelen İstanbullular, araçlarını otoparka bıraktığı zaman 0-30 dakikalık süre için 7 TL ödemek durumunda kalıyor. Bu durum da vatandaşı çileden çıkartıyor. İşte Acil Şikayet Hattı’na mesaj bırakan bir İstanbullunun isyanı...

        YENİ DÜZENLEME ŞART

        “Kentteki alışveriş merkezlerinin ve belediyelerin otoparklarında bile 2-3 saat için ücretlendirme yapılmıyor. Ama Otogar’da 10 dakika bile dursak 7 TL ödemek zorundayız. Araç sirkülasyonunun çok olduğu bir yerde ücretlerin bu kadar yüksek tutulması anlaşılır şey değil. Madem bu kadar yüksek ücret alıyorlar, en azından otogar içindeki sorunları halletsinler. Hem araçların park ettiği alanları hem de otobüslerin beklediği peronları yeniden düzenlesinler. Bu kadar yüksek ücret alınıyor ama doğru düzgün hizmet yok...”

        Hastane önünde seyyar satıcı kargaşası...

        KENTİN dört bir yanından seyyar satıcılarla ilgili şikayetler geliyor. Buldukları her boş alana tezgâh açan, bağıra çağıra satış yapmaya çalışan seyyar satıcıların neden olduğu karmaşa ve gürültü kirliliği, İstanbulluları çileden çıkartıyor. Üstelik seyyarlardan bir tek yayalar şikayetçi değil.

        Esnaf da işportacılardan illallah ediyor ve ‘Vergimizi ödeyerek yasal yollardan satış yapıyoruz, seyyar satıcılar ise vergi ödemiyor’ diye isyan ediyor.

        ‘ÇÖZÜM İSTİYORUZ’

        Bugün de bir esnafın feryadına kulak vereceğiz. Şişli Etfal Hastanesi’nin önüne tezgâh açan seyyar satıcılardan bunalan esnaf, sıkıntılarını Acil Şikayet Hattı’na anlattı... “Şişli Etfal Hastanesi’nin çevresinde tıbbi malzemeler satan dükkan sahiplerinden biriyim. Seyyar satıcılar hastanenin önüne tezgah açıyorlar. Hem kaldırımları işgal ediyor hem bağırarak hastaları rahatsız ediyor hem de esnafın iş yapmasını engelliyorlar.

        Esnaf olarak bu durumdan şikayetçiyiz. Bizler vergilerimizi ödüyoruz. Ama bir bakmışız ki seyyarlar da aynı ürünleri satıyor. Üstüne üstlük geleni geçeni rahatsız ederek... Yetkililerin bu konuya bir an önce çözüm bulmasını istiyoruz.

        Cadde ralli pisti gibi hiçbir önlem yok

        GEÇTİĞİMİZ aylarda, Sultangazi 50. Yıl Mahallesi’nde bulunan O/B Kavşağı’nda yaşanan trafik karmaşasını gündeme taşımıştık. Oldukça yoğun olan kavşakta herhangi bir düzenleme olmadığı için trafik arapsaçına dönüyor ve yayalar da bu karmaşanın arasında karşıdan karşıya geçmeye çalışıyordu. Haberlerimizin ardından yetkililer harekete geçmiş ve bu noktaya sinyalizasyon yapılmıştı. Bu girizgâhtan da anlaşılacağı gibi konumuz yine sinyalizasyon eksikliği nedeniyle yaşanan tehlikeler. Bugün de Ataşehir Mustafa Kemal Mahallesi sakinlerinin şikayetlerine yer vereceğiz. “3004 Caddesi sanki E-5. Araçlar son sürat ilerliyor. Ancak araçların bu kadar hızlı ilerlediği caddede, yayaların karşıdan karşıya geçmesi için herhangi bir düzenleme yok, feci bir kaza yaşanması an meselesi.”

        KISACA

        *Çıkmaz sokağı otoparka çevirdiler

        Etiler Çamlık Sitesi’nde oturuyorum. Sitemiz çıkmaz sokağın içinde bulunuyor. Ancak sokağın orta yerinde boş bir alan var ve bu boş alan otopark gibi kullanılıyor. Sokağımızın arka tarafında bulunan alışveriş merkezine gelen müşteriler ve esnaf araçlarını sokağımıza park ediyor ve uzun bir süre geri gelmiyor. Araçlar öylece duruyor. Bu araçlar nedeniyle evimize giriş çıkış yaparken zorluk çekiyoruz. Acil durumlarda müdahale etmek için gelen araçların hareket edeceği bir boşluk kalmıyor. Böyle bir durumda sokakta yaşayan kişilerin bile evlerinden çıkması çok zor olur. Bu konuyu belediyeye ilettik. Ancak sonuç alamadık. Ü. Ö.

        *Yakın mesafe için taksiden başka araç yok

        Sultanbeyli’de yaşıyorum. Burada çok ciddi ulaşım sıkıntıları yaşıyoruz. Uzun mesafeler için İETT otobüsleri çalışıyor. İETT otobüsleriyle Üsküdar’dan Topkapı’ya kadar gidebiliyoruz. Ancak yakın mesafeler için hiçbir ulaşım aracı bulunmuyor. Yakın mesafeler için yalnız taksiler var. Mecburen taksiyle gidiyoruz. Bu da maddi açıdan bizleri çok zorluyor. Yetkililerin buraya yan yollara ulaşabileceğimiz hatlar koymasını istiyoruz. Daha fazla taksilere binmek istemiyoruz. M. E.

        Diğer Yazılar